Milyonluk Sektör Denetimsiz: Suistimaller, İnsan Kaçaklığı ve Yasadışılık

Avrupa’da birçok ülkede yasak olan ‘taşıyıcıyı annelik’, uluslararası ajanslar aracılığıyla KKTC’de büyük bir pazar haline geldi. Ancak denetimsizlik, birçok yasadışılığı beraberinde getiriyor…

Selda Bektaş
14/08/2023 16:00
Milyonluk Sektör Denetimsiz: Suistimaller, İnsan Kaçaklığı ve Yasadışılık
Avrupa’da birçok ülkede yasak olan ‘taşıyıcıyı annelik’, uluslararası ajanslar aracılığıyla KKTC’de büyük bir pazar haline geldi. Ancak denetimsizlik, birçok yasadışılığı beraberinde getiriyor… ‘Taşıyıcı annelik’ konusunda tam kapsamlı yasal bir mevzuatın bulunmaması, denetim yetersizliği nedeniyle insan kaçakçılığından, kadın istismarına, çocuk ticaretine kadar birçok suçun da önünü açıyor; yasadışılığa zemin hazırlıyor.

MİLYONLUK SEKTÖR…

Ajansalar aracılığı ile Sri Lanka, Vietnam gibi üçüncü dünya ülkelerinden, KKTC’ye getirilen kadınlara 10 bin ile 20 bin Euro arasında bir para ödeniyor. Türkiye’den KKTC’ye gelen bir taşıyıcı anne Habertürk’e verdiği röportajda 50 bin Euro aldığını anlatıyor. Milyon Euroların döndüğü bu pazarda, ‘taşıyıcı annelik’ baştan sona çelişkili durumları beraberinde getiriyor. Etik tartışmalar ise hiç yapılmış değil… Ticari taşıyıcı annelik “57/2014 sayılı İnsan Hücre, Doku ve Organ Nakli” ile ilgili kuralları düzenleyen yasa kapsamına alınarak yasallaştı. Bu yasaya bağlı olarak, ülkede taşıyıcı anneliği serbest bırakan “Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri ve Üremeye Yardımcı Tedavi Yöntemleri Tüzüğü” 15 Ağustos 2016 yılında yürürlüğe girdi. Tüzüğe göre bir kadına, taşıyıcı anne kullanımı konusunda izin verilebilmesi için, doğuştan rahmin yokluğu, rahmin alınmış olması, rahimde doğumsal anomalilerin oluşu, rahmin düzeltilemez oluşu, kadında ciddi kalp hastalığı olması, kadında ciddi böbrek yetmezliği olması, kadında meme kanseri olması, kadında hellp sendromunun gelişmesi gibi sorunlarından herhangi biri olması gerekiyor. Taşıyıcı anne doğum yaptıktan sonra bebek, sosyal hizmetlerden alınan bir belge ile ‘evlatlık’ olarak biyolojik anne ve babasına teslim ediliyor. Çocuğun kimliğinde ‘evlatlık’ olduğu yazıyor ve çift bebeklerini alarak ülkeden ayrılıyor. Ancak bu durum bazı yasadışı durumları da ortaya çıkarabiliyor…

SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?

Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Cahit Cenksoy, ülkemizdeki taşıyıcı annelik uygulamasının bazı ülkelerdeki gibi ‘keyfi’ olmadığına dikkat çekiyor. Dr. Cenksoy süreci şu şekilde anlatıyor: Ülkelerinde ya yasal olmadığı ya da çok pahalı olduğu için KKTC tercih ediliyor. Güney Kore, ABD, Türkiye, AB ülkelerinden gelen çiftler var. Gürcistan’da bu çok planlı ve programlı yapılıyor. Taşıyıcı anneyi devlet buluyor ki, bence bu çok daha güvenli ve öyle olmalı. Bizde ise taşıyıcı anneler ajanslar vasıtası ile bulunuyor. Öncelikle çiftler tüp bebek merkezilerine geliyor. Yapılan incelemelerde anne adayının bebeğini kendinin taşıyamayacağı belirlendikten sonra, Sağlık Bakanlığı’nda oluşturulan kurula başvuruyor avukatları aracılığıyla. Başvuru kabul edilirse, tüp bebek merkezleri taşıyıcı anneyi bulacak ajanslarla irtibata geçiyor. Taşıyıcı anneler de genelde Sri Lanka, Uzak Doğu gibi ülkelerden oluyor… [caption id="attachment_40721" align="alignnone" width="2560"] Kadın Hastalıkları ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Cahit Cenksoy[/caption]

BEBEĞİ VERMEK İSTEMEZSE…

Taşıyıcı annenin kendi çocuğunu doğurmuş, annelik hissini yaşamış, çocuk doğduktan sonra biyolojik anne babasına teslim etmekte sıkıntı yaşamayacak kişilerden seçildiklerinin önemine değinen Dr. Cenksoy, taşıyıcı annenin bebeği vermek istemediği durumlarda yasal sıkıntılar çıktığını belirtiyor. Dr. Cenksoy şöyle devam ediyor: Çiftler taşıyıcı anne ile klinikte buluşup, ultrason muayenelerine beraber giriyor. Bebeklerini görmek istiyorlar. Ancak taşıyıcı anne ile birlikte yaşamıyorlar. Taşıyıcı anne, sağlıklı beslensin iyi bakılsın diye belli bir ücret karşılığı bazı ailelerin yanına veriliyor. Güvenlikleri de sağlanıyor. Doğumdan sonra evraklar hazırlanıyor; taşıyıcı anne bebeği görmeden biyolojik anne babaya teslim ediliyor.

TAMAMEN DENETİMSİZ BİR ALAN: İSRAİL’DEN ‘KKTC’ YASAĞI

‘İş bulma kurumu’ gibi çalışan taşıyıcı anne ajanslarının denetimi ise kocaman bir soru işareti.  Başkasının çocuğunu taşıdığı için pasaportlarına el konulan kadınların, nerede ne şartlar altında yaşadıkları; istismar edilip edilmedikleri, suça karışıp karışmadıkları bilinmiyor. Geçtiğimiz ay İsrail Adalet Bakanlığı, vatandaşlarının KKTC’de taşıyıcı anne yöntemiyle çocuk sahibi olmalarını yasakladı. Gerekçe ise “KKTC’de taşıyıcı anne olan kişilerin hamilelik öncesi ve süresince insan ticareti ve cinsel istismara maruz kaldığına dair göstergelerin” bulunması.

BEBEKLER BİYOLOJİK ANNE BABAYA ‘EVLATLIK’ VERİLİYOR

Dr. Cenksoy,  yasadaki yetersizliğin sıkıntılı durumlar yaratabildiğini vurguluyor: Bizdeki yasada bebeği kim doğurursa annesi odur. Bunu değiştiremedik. Bebeğin evraklarını Sosyal Hizmetler’e veriyorsunuz. Sonra gerçek anne babaya evlatlık veriliyor çocuk. Bu bir trajedi. Bu doktoru da yasadışılığa itebiliyor. Biyolojik annesi çocuğu doğurmuş gibi gösterilebiliyor. Bazen aile evrakları tamamlayamadan, taşıyıcı anne gitmiş oluyor. Aileler kendi çocuklarını ülkelerine götüremiyor. Bakanlık da yaşıyor bu sıkıntıyı. Bazı durumlarda taşıyıcı anne çocuğu yanına alıyor, evlat edinme kısmını kendi ülkelerinde yapıyorlar.

EŞCİNSEL ÇİFTLERE YASAKLANACAK…

Dr. Cahit Crenksoy, “Denetimsizlik ne tür suistimalleri beraberinde getirir?” sorusuna da şu şekilde yanıt veriyor: Tamamen keyfi yapılabilir. Bu etik değil.  Hiç kurula başvurulmadan gayri yasal bir şekilde de yapılabilir bu. Bunu denetlemek çok zordur. Ancak yasal bir sorun yaşanırsa o şekilde ortaya çıkabilir. Taşıyıcı anne bir olaya karışır da, cezaevine girerse biyolojik anne baba için büyük sıkıntılara yol açabilir. Bir de yasa hazır değil ancak tartışılıyor; KKTC Başsavcılığı eşcinsel çiftlerin bu uygulama ile çocuk sahibi olmalarına izin vermek istemiyor. Bazı meslektaşlarımız ‘hak ihlali’ olacağı gerekçesiyle buna itiraz ediyor.

HANGİ ÜLKELERDE YASAK?

İtalya, İspanya, Fransa ve Almanya'da bu uygulama her anlamda ve modelde yasak. Öte yandan İrlanda, Hollanda, Belçika ve Çekya'da ise yasal boşluklar var ancak hamilelik sonrası doğumu gerçekleştirecek olan kişileri bağlayıcı herhangi bir anlaşma veya sözleşme hazırlamak da mümkün değil. İngiltere'de bu uygulama yasal ancak sadece İngiliz vatandaşlarını kapsıyor. Portekiz'de de bu hak var ancak sadece tıbbi nedenlerden ötürü ihtiyaç duyan heteroseksüel çiftler için geçerli. En az kısıtlama ise Gürcistan, Ukrayna ve Rusya'da. Bu ülkelerde taşıyıcı annelik uygulamasından yabancılar da yararlanabiliyor. Bu nedenle bu ülkelerde taşıyıcı annelik bir sektöre dönüşmüş durumda. Ancak savaş nedeniyle ticaret KKTC’de yoğunlaşıyor…

DÜNYADA TAŞIYICI ANNELİK TARTIŞMASI…

Taşıyıcı annelik hizmetini eleştirenler, çocuğun meta ve ürün haline getirildiğini, duygusal komplikasyonların çok ciddi sorunlara yol açtığını ve yasal vesayet haklarının son derece karmaşık durumlara neden olabildiğini söylüyorlar. "Olmak ve Satın Alınmak: Fahişelik, Taşıyıcılık ve İkiye Bölünmüşlük" kitabının yazarı Kajsa Ekis Ekman taşıyıcı anneliğin tüm formlarının yasaklanması gerektiğini savunuyor. Ekman Euronews'a şunları söylüyor: "Taşıyıcılık bebek ticaretidir ve kadının suiistimal edilmesidir. Bu da Birleşmiş Milletler'in Çocuk Hakları Konvansiyonu'na aykırıdır. Çocuk ticaretine müsaade etmeyen her ülke doğum sertifikasında doğuran annenin silinmesine de müsaade etmemelidir. Çocuğu doğuran kişi onun annesidir ve hiç kimse onu çocuğunu vermeye zorlayamamalıdır." Ne var ki bu görüşe herkes katılmıyor. FTS'nin kurucusu Sam Everingham "Uygulama yasaklandığı takdirde merdiven altına inmesi ve çok daha kötü şartlar altında gerçekleşmesi kaçınılmaz hale geliyor. Bu da konuyu hem çiftler, hem de taşıyıcı anneler hem de çocuklar için çok daha ciddi riskli hale dönüştürüyor" diyor. Haber/Selda Bektaş