Teğmen Onoda, Zaman Kapsülü ve Hayal Kırıklığı
2’nci Dünya Savaşı’nda Filipinler’e tayin olan Japon Teğmen Hiroo Onoda’nın hikâyesi oldukça ilginçtir....
Aral Moral
01/09/2023 12:00
2’nci Dünya Savaşı’nda Filipinler’e tayin olan Japon Teğmen Hiroo Onoda’nın hikâyesi oldukça ilginçtir.
1944’te başlayan görevi tam 29 yıl sürdü
Nasıl mı?
Savaş bitmiş, savaşın bittiğinden haberi olmayan Onoda ve bir kaç arkadaşı, Filipin dağlarında ve ormanlarında saklanmaya devam etmiş ve ‘savaşı’ sürdürmüştü.
2 atom bombası sonrası teslim olan Japonya, askerlerinin teslim olması için uçaklardan broşür atmış, bunları okuyan Onoda ve arkadaşları bunun bir tuzak, Amerikan propagandasını olduğunu düşünüp ‘savaşa’ devam etti.
Bu durum 29 yıl kadar sürdü
Tabii ben bu olayın kısa bir özetini geçtim.
Teğmen Onoda ile ilgili daha fazla detayı merak edenler kısa bir araştırma yapabilir.
Bunu neden yazdım?
Geleceğiz.
***
Bugün haber sitelerinde başka bir haber dikkatimi çekti.
ABD’de, West Point Askeri Akademisi’nde bulunan 200 yıllık zaman kapsülünün açılışıyla ilgili.
Kapsülün açılışı için özel bir tören düzenlendi.
Yetkililer, medya, meraklılar.... Hepsi bu özel anı yaşamak, görüntülemek amacıyla toplandı.
Ancak kapsülün içinin boş çıkması; içinden sadece toz ve çamurdan başka bir şeyin çıkmamış olması büyük hayal kırıklığı yaşattı.
Şimdi gelelim Japon teğmen ve zaman kapsülünü neden yazdığıma?
Her iki olay/haberi okuduğumda aklıma gelen bu kara parçası üzerindeki yaşamlarımız oldu.
Belli bir zamanın içinde hapsolmuş...
Geçmişin soğuk veyahut sıcak savaşını aşamamış...
Aynı konuları, söylemleri, yöntemleri, taktikleri incir ipi gibi uzatıp da ısıtıp ısıtıp toplumun önüne koyanların Japon teğmenden ve zaman kapsülünün yarattığı hayal kırıklıklarından farkı var mıdır?
Belli aralıklarla üzerimizden sıralı boncuk gibi geçen Space X uydularına bakıp, yapay zekanın roman, senaryo, şarkı sözü ve daha bir çok şey ‘ürettiği’, teknolojinin son sürat yenilikler kattığı bir zamanda...
Bir sürü gelişmeye gebe Doğu Akdeniz’de küçücük bir adanın ondan da küçük bir kara bölgesinde, bir şekilde çağı, gelişmeleri, akıp giden hayatı yakalamaya çalışan, gelişmelerin dünyanın parçası olma hayalini taşıyan insanlarız.
Etrafımız da Teğmen gibi savaşın bittiğine bir türlü ikna olamayan zaman kapsülü mahsuru yöneticilerle doluyken hem de…
Sevgili Selda “Yazar mısın” diye sordu.
Yazmaya çalıştım.
“Çalıştım” diyorum çünkü uzun zamandır yazmamıştım.
Bir süreden beridir yazma konusunda “ışığım söndü” diyorum kendi kendime ve de yakın çevreme.
Selda sayesinde bu ışığı tekrar yakabilecek miyim....
En azından deneyeceğim.
Sizleri de fazla sıkmadan elbette.
Bu da ilk yazım oldu.
O yüzden, adettendir....
Merhaba.