Uzm. Psk. Ayşe Başel, Mustafa Diker cinayetinin perde arkasını; sistemdeki hataları, çocuk istismarının önüne geçilmesi için acilen yapılması gerekenleri MESELE’de anlattı…
Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti Başkanı Fadıl Aksun, mahkemelerin kapanışında yaptığı konuşmada çok önemli bir konunun altını çizdi: Bu ülkenin artık bir çocuk istismarı sorunu var…Nüfus artıyor; ekonomik şartlar gün geçtikçe ağırlaşıyor. Artık eskisi gibi değiliz…Peki değişen şartlara uygun sosyal politikalar geliştirilebiliyor mu? Kadına şiddet vakalarında ve çocuk istismarında ciddi bir artış var. Sadece son 8 ayda meydana gelen 9 olayda 16 çocuk istismara uğradı.Üstelik istismar kâbusu, çocukların birinci derece akrabaları tarafından evlerinde vuku buluyor. Yani en güvenli alanlarda…Önümüzde bugün hala daha unutamadığımız, düşündükçe kalbimizi yaralayan bir örnek var: Mustafa Diker cinayeti…2013 yılında meydana gelen o olayın üzerinden 10 yıl geçti… O günden bugüne istismarlar katlanarak artarken, bunların önlenmesine dair ciddi bir adım atılmadı. Atılmış olsa, 8 aylık rakamlar bunu söylemezdi.6 yaşındaki Mustafa Diker, babası tarafından tecavüzü uğramış; feci şekilde dövülerek öldürülmüştü… Sonra da bir çöplüğe atılmıştı…Meğer Mustafa’nın başına gelecekler öncesinde belliymiş. Maalesef sistem bu çocuğu, katil babanın kucağına bilerek atmış… Yasa ve prosedürler sağlamış bunu…Mustafa’nın vahşice katledilmesine giden olaylar zinciri daha da vahim. Uzman Klinik Psikolog Ayşe Başel, olayın perde arkasını; sistemdeki hataları, çocuk istismarının önüne geçilmesi için acilen yapılması gerekenleri MESELE’de anlattı…Bu sohbette bir kez daha yöneticilerin acizliklerinin, iş bilmezliklerinin, vurdumduymazlıklarının sonuçlarının bizi nelerle yüzleştirdiğini; ödediğimiz bedelleri göreceksiniz…İşte biz böyle olduk…Söyleşiye geçmeden önce Yenidüzen gazetesinin bir haberindeki verileri de buraya not düşmek lazım…Ağır Ceza mahkemelerinde “cinsel tecavüz, ırza geçme, tabiat kurallarına aykırı cinsi münasebet, çocuğun cinsel istismarı, cinsel saldırı amacıyla alı koyma, 16 yaşından küçük çocuğa cinsel tecavüz, fuhuşa teşvik” suçlarından 2022’de 63, 2021’de 36, 2020’de 38 kişi yargılandı.Yani 2020’den bu yana bu suçlarda 2 katı artış gözlemlendi…6 yaşındaki Mustafa’yla katledilmeden önce sen ilgilenmiştin… Olayın öncesinde neler yaşandı?Evet, ben ilgilendim. Annesi bu çocuğa bakamamıştı. Evlilik dışı doğan bir çocuktu. O yaşında kadar bir kaydı yoktu. Ülkede bir sistem olsa bu saptanır ve sistem seni çocuğun kaydını yaptırmaya mecbur bırakır.
“MUSTAFA’YI HİÇ BİR YER KABUL ETMEDİ, KAYDI YOKTU…”
6 Yaşına kadar hiç kaydı yok muydu?Çocuk ‘hayaletti’. Ülkede hiç var olmamış, kimliksiz bir çocuktu. Evde doğum yaptı annesi. Bir ebe eve geldi…Yasal prosedür doğru çalışamadığı için yeterli yasa da olmadığı için, çocuk koruma sistemi olmadığı için bu çocuk ortada kaldı.Devletin yurdu, vatandaş olmadığı; herhangi bir kaydı bulunmadığı için bu çocuğu almadı. Üzerine tuvaletini yaptığı, sorunlu bir çocuk olduğu için SOS de kabul etmedi.Bize getirdiler, Sosyal Riskleri Önleme Vakfı’na… O dönem ülkedeki dezavantajlı nüfusa hizmet verdiği için vakfın ismi çok duyulmuştu. Annesi de duyup çocuğu oraya getirdi. Kadın getirip bıraktı, ‘alın istemiyorum’ diyor. Çeşitli kanallar deneyip de bir yere yerleştiremediğimizde çocuk vakıfta kaldı. Biz de nöbetleşerek çocukla kalmaya başladık orada.Sonra annesi geldi bir gün, ‘Babası çocuğa bakmaya razı oldu. Babasına götüreceğim’ dedi. Biz de verdik çocuğu.Daha sonra babasının evinde ziyaret ettik Mustafa’yı. O zaman yanlış giden bir şeyler olduğu çok belliydi çocukla konuştuğumuzda. Kaydı da babası kabul ettiğinde yapıldı.Sonrasında öğretmeni ile konuşma ihtiyacı hissettik. Öğretmeni, ‘aç gelir, bakmazlar. Sürekli hastadır’ şeklinde konuştu.Adam mecburiyetten aldı ve bakmıyor. Babasına soruyoruz, ‘çocuğun alınmasını istiyor musunuz?’ diye. ‘Madem benim çocuğum. Ben bakacağım’ diyor.Bir sistem olmadığı için, bir öğretmen bu hususta bilinçli değilse bunu ileri taşıyamaz. Sistem olarak kişilerin kendini update edecek donanımı vermek zorundayız.O dönem öğretmen nereye başvuracağını bilemedi mi? Kesinlikle bilemedi. Nereye başvuracak? Kimden yardım isteyecek? Açıkçası bunu bilse bile bunu yapmaktan da çekinebilirdi. Çünkü büyük bir külfet.
ÇOCUKLAR NEDEN KORUNAMIYOR?
Neden? Çocuk Koruma Yasası yok. Erken uyarı sistemi yok; tek bir merciiye bildirip, düğmeye basıp, geriye kalan kısmını da sistemin hallettiği bir süreç yok.Hâlbuki burada öğretmen gidecek polise bildirecek. Polis ilgilenmeyecek annesini, babasını; yasal vasisini soracak.Çocuk istismarı vakalarında bunu yaşıyoruz. Çocuğun yasal vasisi kimse, o şikayetçi olmadan istismar davası açılamıyor.Anne ya da baba istismar ettiğinde ne oluyor? Bazen anne de istismarın farkında oluyor ancak ses çıkaramıyor…Hiçbir şekilde dava açılmıyor.
[caption id="attachment_46161" align="alignnone" width="785"] Uzm. Psk. Ayşe Başel, Mustafa Diker cinayetinin perde arkasını; sistemdeki hataları, çocuk istismarının önüne geçilmesi için acilen yapılması gerekenleri MESELE’de anlattı…[/caption]
“SOSYAL HİZMETLERDE UZMAN YOK…”
Yasal prosedür nedir tam olarak?Çocuğun birinci derecede yakını birisinin şikayetçi olup, davayı başlatması gerekiyor. Önce polise gidilir. Sonra polis, çocuğu alıp Sosyal Hizmetler’e götürür. Sosyal Hizmetler kendi tahkikatını yapar. Bu süreçte çocuk, bir kere polise, ikinci kere sosyal hizmetlere, net anlaşılmazsa üçüncü bir uzmana ifade verir. Travma yaşamış bir çocuk için bu süreç tam bir işkenceye dönüşür.Şunu da belirteyim, Sosyal Hizmetler’de bir uzman da yok. Tüm memurlar çok farklı bölümlerden mezun ve sosyal hizmetlerin masa başında yapıldığını düşünen insanlar. Sosyal hizmetler ev ziyaretleri gerçekleştirir; denetim yapar. Sosyal hizmetler psikososyal gelişim raporu hazırlar.Mahkemeye sunulan raporları görseniz dudağınız uçuklar. Dilekçe, ‘ilgili makama’ diye… Buna güleriz… Bizde psikososyal gelişim raporu hazırlanır.Nasıl olmalı o rapor? Çocuğun fiziksel gelişiminden, zihinsel, duygusal, sosyla tüm gelişim evrelerinin analizinin yapılması, eksikliklerinin belirlenmesi, giderilmesi için neler yapılacağına dair öneri geliştirmesi gerekir. Çocuğun bağlantılı olduğu kurumlar ve aileye öneriler olarak bunu ikiye ayırabiliriz.Sosyal Hizmetler’de psikolog yok mu?Var. Ancak masa başı görev yapıyorlar. Ev denetimi talep edilen davalar, sosyal hizmetlerin gidememesi nedeniyle erteleniyor. Aynı şey boşanmalarda çocuk velayet davalarında da geçerli. Sosyal Hizmetler, karar mercii… Kalkılıp gidilip, annenin ve babanın evindeki şartların görülüyor olması gerekiyor. Bunu yapacak insan gücünün de yetersiz olması, mevcut personelin de ehil insanlardan oluşmaması sonucunda sistem kilitleniyor.
“UYARDIK, BİZE ‘ÇOK FAZLA AKSİYON FİLMİ İZLİYORSUNUZ’ DEDİLER…”
Yani Mustafa Diker’i bu sistem mi öldürdü?Evet, bunu net bir şekilde söyleyebiliriz. O dönem görevli olan Polis Müdürü’nden tutun da, tüm yetkililer bundan sorumludur. Baba, ‘ben oğlumu kaybettim’ diye gazetelere ağladığı zaman, biz polisi ‘bu çocuk kaybolmamış olabilir’ diye uyardık. Bize, ‘çok fazla aksiyon filmi izliyorsunuz’ denildi.Çocuğun istismara uğradığı, vücudundaki izlerden bile belliydi. Biz bunu Sosyal Hizmetler’e söylediğimizde, ‘Biz tahkikatımızı yaptık. Siz gerisine karışamazsınız’ diye çıkışıldı. Çokbilmişlik yapmakla suçlandık. Erken uyarı sistemi olsaydı, bu çocuğun içerisinde bulunduğu mevcut durum, saptanmış ve kurtarılmış olurdu.Çocuk istismarı ve kadına şiddet vakalarında inanılmaz bir artış var. Devlet burada nasıl bir sosyal politika oluşturmalı, istismara uğrayan dezavantajlı tüm bireyler için?En başa geldiğimizde, bunu yapan insanların kişilik unsurlarına bakmamız gerekiyor. Hep şiddet mağduru kişiler üzerinden bir politika güdülüyor. Peki bu şiddeti uygulayanlar ne yaşıyorlar da böyle oluyorlar?Riskli davranış sergileyen, bu şiddeti uygulayan, istismarcı diyebileceğimiz kişilerin geçmişine baktığımızda, büyüme evrelerinde kendilerinin de bu tür davranışlara maruz kaldığını görebiliriz.Bu davranış örüntülerini geliştirirken, savunma amaçlı geliştiriyor. Bu da sosyal yaşam becerilerinde ciddi bir eksikliğin olduğunu gösteriyor.
Yani bu insanlar en başında okullarda saptanabilir… ‘Kuyruğunu yiyen yılan’ misali, sonsuz bir örüntü gibi o çocuğuna ya da başkasına; o çocuk da büyüdüğünde kendi çocuğuna veya başkasına…Kesinlikle… Bu çok küçük yaşta saptanabilir. Problem çözme becerileri gelişmemiş, stresle baş edebilme becerileri gelişmemiş, ‘hayır’ deme becerileri gelişmemiş, zorbalıkla başa çıkabilme becerisi gelişmemiş bir çocuk nasıl büyürse, ilerleyen süreçte de riskli davranışa o kadar meyilli bir birey olur. Çünkü ‘maruz kalma’ geri bildirimi doğurur.3 yaşından itibaren, ‘temel sosyal yaşam becerileri eğitimi’ bu zincirin ilk halkası olarak yaygınlaşmaya başlasa, elbet tüm bireylere yardımcı olamayız; ütopya olur. Ancak, 3’ünü, 5’ini kurtarabilmek bile bu istatistiklerde ciddi oynama sağlar.Ailenin geri bıraktıklarını sağlamakla mükellef olan, eğitim sistemidir. Eğitim sisteminin burada ciddi bir eksikliğini görüyoruz. Erken uyarı sisteminin de ilk çarkı, eğitim sistemidir.Ailenin bilinçlendirilmesi de vardır bu sistemde. Ancak aile bilinçlenmeye de bilir. Biz bunu riske atamayız. ‘Aile öğretsin’ diyemeyiz. Biz sistem olarak, gelecekte iş gücü gördüğümüz, toplum içerisinde askeri güç gördüğümüz, oy potansiyeli olarak gördüğümüz bu bireylerin, doğru bireyler olarak yetişmesini sağlamalıyız.Biz neden bunu sağlamıyoruz? Sorgusuz, sualsiz oy verebilsin diye…Halk da sistemden alması gereken ancak alamadıklarını sorgulamıyor. Şimdi bunları maddiyatla elde edebiliyor. Ancak elde edemeyeceği zaman da gelecek.
“BÜYÜK BİR SOSYAL PATLAMA İLE
KARŞI KARŞIYA KALACAĞIZ”
Bu geliyor; kapıda… O zaman ne olacak?Büyük bir sosyal patlama ile karşı karşıya kalacağız. Markette çocuğunun istemediğini alamayan bir anne, belki kendini veya çocuğunu öldürecek…Türkiye’de bunun örneklerini görüyoruz. Bunun burada olması, çok uzun yıllar almayacak.Mustafa Diker gibi kaydı olmayan kaç çocuk vardır sizce ülkede?Bir sürü çocuk var burada kayıtsız. Bunun kontrolünü, düzenli bir işleyişle yapabilirsiniz. Burada en büyük sıkıntı, devlet kurumları arasındaki kopukluk. Bu teknoloji dünyasında bu çok zor değil. Böyle bir sistem olsaydı, Mustafa kimliksiz bir çocuk olarak doğabilir miydi? Kimliksiz bir çocuk olarak gidip bir vakfın kapısına bırakılabilir miydi?Kendisini kabul etmemiş bir babaya gidebilir miydi? Nasıl bir evde büyüyeceğini teftiş edecek 3 tane kurumun olması gerekiyordu orada (Sosyal Hizmetler, Polis, Eğitim)…Bizim daha çocuk polisimiz yok.Bunların makro, mezo ve mikro düzeyde ele alınması gerekiyor. Makro’ya baktığımızda yasalar eksik, sistemin içi boş… Sosyal risklerle mücadelemizi mezo düzeyde ele aldığımızda, devlet kurumları eksik; kurumlar arası iletişim yok, disiplinler arası çalışma sıfır.Ben Sosyal Hizmetler’e bu raporun böyle yazılmaması gerektiğini söylediğimde ‘ukalalıkla’ suçlanıyorum. Halbuki ben ondan daha çok yapan ve bilen insanım. Benden isterse bir şey öğrenebilir.O nedenle bunları bireylerin inisiyatifine bırakmamız gerekiyor. Sistem olarak bu insanları sistem için eğitime maruz bırakmak gerek. ‘Maruz’ diyorum çünkü onlar bunu zorlama olarak görüyorlar.Neler yapılmalı? Bunları şöyle sıralayabiliriz:Macro düzeyde, yasa yapılmalı; cezalar ve sistem yeniden ele alınmalı.Mezo düzeyde, tedavi merkezleri, rehabilitasyon merkezleri, kadını yeniden yaşama döndürme merkezleri ve ıslah evi projeleri hayata geçirilmeli.Mikro düzeyde de yukarıda bahsettiğim gibi, eğitim alanındaki çalışmalar…Sosyal Hizmetler’de istismar, boşanma, aile içi şiddet vakalarının masalara ayrılması ve belli alanlarda uzmanların orada çalıştırılması gerekiyor.Çocuk Koruma Yasası ile birlikte, erken uyarı sisteminin biran önce hayata geçirilmesi gerekiyor. İstismar ihbarı tek merci üzerinden yapılmalı. Öğretmen de, komşu da bir ihbarla bu çocukların korunmasını sağlayabilir…Haber/Selda Bektaş