Karma Evlilik Mağdurları ve Bölünmüşlük…
Karma evliliklerden doğan çocukların bir kısmı Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı alamıyor. Bu sorun 2022’de görünür oldu zira vatandaşlık talep eden 6 binden fazla genç bulunuyor.
Selda Bektaş
22/09/2023 15:11
Karma evliliklerden doğan çocukların bir kısmı Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı alamıyor. Bu sorun 2022’de görünür oldu zira vatandaşlık talep eden 6 binden fazla genç bulunuyor.
KTÖS eski Başkanı Şener Elcil’in 2019’da açık çağrısı ile belirlenen rakam 6 bin ancak mağdur sayısının 15 ila 25 bin arasında olduğu tahmin ediliyor.
Karma Evlilik Sorunu Çözüm Hareketi Başkanı Sude Doğan[/caption]
Sude Doğan: Nisan 2022’de ilk 3 kişi olarak bu yola gençlik hareketi olarak çıktık. Karma evlilik çocuğu olan 30 yaş altı gençlerdik. Daha sonra halkın her kesiminden destek gördüğümüz için üye tabanımızı genişlettik ve bir dernek olduk. Şuan bu sorunun çözümünü destekleyenlerle 2 bin kişilik bir üye tabanına sahibiz.
[caption id="attachment_47135" align="alignnone" width="785"]
Kimliksizler Derneği Kurucu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Can Azer[/caption]
Can Azer: Önce Karma Evlilik Çözüm Hareketi kurulduğunu duyduk. Biz de bu mağduriyetin bir parçası olarak, hareketi yakından takip ettik. Ancak bir süre sonra oradaki talepler karşılık bulmayınca, biz de bu olayın mağduru olan 3 kişi bir araya gelerek 2022 Ekim ayında bir dernek kurduk. Derneğimize 250 civarı kayıtlı üyemiz; 3 bin civarında da takipçimiz var.
*‘Kimliksizler’ ile ‘Karma Evlilik Sorunu Çözüm Hareketi’ hangi noktada ayrıldı? Bu mücadele neden ikiye bölündü?
Sude Doğan: Bu derneği kurduğumuzda bütün sendika, sivil toplum örgütleri ve siyasilerle görüşmeler yaptık. Destek verdiler bize. Harekette bazı arkadaşlarla görüş ayrılığına düştük. Diğer grubu kuran arkadaşlar Kıbrıs Cumhuriyeti’nde eylem yapmak istediler.
Uluslararası hukuka göre, vatandaşlık esası o ülkenin kendi egemenliğindedir. Bu protestolarla Kıbrıs Cumhuriyeti’ne baskı unsuru yaratmak yerine, uluslararası hukuka bağlı kalarak müzakere ve diplomasi yoluyla bu sorunu çözmeyi tercih ettik.
Tabi ki Avrupa Parlamentosu’ndaki lobicilik faaliyetleri önemlidir ancak biz biliyoruz ki istesek de istemesek de bu sorun Kıbrıs Cumhuriyeti yetkililerinin inisiyatifi ile çözülecek bir sorundur.
Can Azer: Karma Evlilik Sorunu Çözüm Hareketi ile mücadele yöntemi (eylem) ve Kıbrıs milliyetçiliği noktası, ayrıldığımız iki temel konu oldu.
Biz bu işi Kıbrıs milliyetçiliğine bağlamıyoruz. Buna, anayasa bağlamında hak ve mağduriyetler olarak bakıyoruz. Biz eylemin etkili olduğu düşüncesindeyiz. Eylem görünür olmak için, çok ciddi bir araç. Böyle bir mağduriyet olduğu Güney kamuoyunda bilinmiyordu. Kuzeyle münasebeti olmayan Rumlar, adanın kuzeyinde ‘Kıbrıslı Türk yok’ zannediyordu. Kuzey’deki tüm nüfusun taşıma olduğunu düşünüyorlardı.
Görünür olalım, baskı yaratalım istedik. 18 Kasım’da ilk eylemimizi yaptık. Görünür olduğumuz için de çok daha kolay muhatap alındık. Lobicilik faaliyetleri; görüşmeler de eylemle sağlandı.
*Peki, 2022’den beri ne gibi bir kazanım elde ettiniz? Neyi başardınız?
Sude Doğan: 2022’den önce KTÖS eski Genel Sekreteri Şener Elcil dışında kimse bu konu hakkında toplu bir girişim yapmamıştı. Elcil, bir açık çağrı yaptı ve 6 bin insanı toplayarak bir hukuk mücadelesine başladı.
Ancak hiçbir zaman bir örgütlü mücadele; kolektif bilinç yaratma ve kendi hak savunuculuğunu öğretme girişimi, bir aktivizm hareketi olmadı. Bence hareketimizin başardığı en önemli şey, bu sorundan adanın kuzeyindeki en büyük sorun olarak bahsedilmesi. Biz bunu 1 sene içerisinde başardık.
Gerek Kuzey’de, gerek Kıbrıs Cumhuriyeti’nde, gerekse de AB’de çoğu kişi tarafından bilinmesini sağladık. ABD Elçiliği, İngiliz Elçiliği, Niyazi Kızılyürek’le zaten çalışmamızı biliyorsunuz, Avrupa Parlamentosu Kıbrıs Temsilcisi Andreas Kettis ile Güney’deki siyasi partilerden AKEL, EDEK’in temsilcileri ile görüştük.
Uluslararası anlamdan paydaş olabileceğimiz dernek ve sivil toplum örgütleri ile görüşmeler yaptık.
Herkes bu sorunun çözülmesi gerektiğinde hem fikir. Bu insani bir sorun. Siyasi sebepler çocukların vatandaş olmasını engelleyen bir duruma geldi. Uluslararası hukuka göre Kuzey işgal bölgesi ya da ebeveynlerimizi ‘illegal yerleşik’ olarak görebilirler. Ancak bu çocuk bir işgalci değil. Onlar yerleşik politikası ile bu ülkeye gelmediler. Karma evlilik çocukları diğer çocuklar gibi burada doğdular ve kendilerini Kıbrıslı olarak tanımlıyorlar.
Sormak istediğim soru şudur: Anne babası Türkiye’de evlenen ve tanınan ülkede doğan karma evlilik çocukları hala daha Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olabiliyor. Peki, KKTC’de doğan çocukların suçu nedir? Sahte bir devlette mi doğmak?
Anlaşılması gereken, bu hakkın doğuştan gelen bir hak olduğudur. Sadece işgal bölgesinde doğdu diye sen o çocuğu Türkiye’de doğan bir çocuktan ayıramaman gerek.
Can Azer: Kasım’da ilk eylemimiz yaptığımızda, Güney’deki kamuoyu ve idari makamlar nezdinde bu sorun görünür hale geldi.
Euronews, Reuters gibi uluslararası haber ajansları bizimle röportaj yaptı. Böylece konuyu uluslararası kamuoyunun gündemine taşıma fırsatı bulduk. Bu çok ciddi bir kazanım oldu.
Bu hareket sayesinde AB üyesi ülkelerin elçilikleri ile görüştük. Eylemden hareketle bizi davet ettiler. Avrupa Parlamentosu Kıbrıs Masası Şefi, Avrupa Komisyonu Kıbrıs Masası Şefi, Finlandiya, İngiltere, Fransa, İtalya, Portekiz, Almanya, İngiliz Yüksek Komiserliği elçileri ile görüştük.
Önümüzdeki hafta Slovakya ile görüşmemiz var.
Biz bu ülkelere iki taleple gittik. “Kıbrıs Cumhuriyeti bir mağduriyet yaratıyor. Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti, AB’nin bir parçası. O nedenle sizin de bir sorununuz var” dedik.
Birçok üye ülke bize “Evet böyle bir haksızlık var. Biz bunu dile getireceğiz” dediler. Hatta Portekiz ve İtalya elçileri, bizle görüşmeden önce konuyla ilgili bilgi almışlar.
Bu sorunu AB ülkelerinin gündemine aldık.
İkinci talebimiz de, “Avrupa Birliği de bu çocuklar için bir açılım yapsın” şeklinde oldu.
Avrupa Parlamentosu’nun, Avrupa Komisyonu’na soruşturma açma talimatı vermesini sağladık. 675 imza ile AB’nin Dilekçe Komitesi’ne dilekçe verdik ve mağduriyeti anlattık. Dilekçe kabul edildi. Komite, Avrupa Komisyonu’ndan Kıbrıs Cumhuriyeti hakkında soruşturma başlatılmasını talep etti.
Öte yandan şuanda Güney makamları ile randevulaşıyoruz. Güney makamları bu mağduriyeti kabul etti. En önemlisi böyle bir sorun olduğu, toplumun tüm kesimleri tarafından bilinir hale geldi.
Güney’deki sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapabiliyor; kendimize ulusal destekçi bulabiliyoruz artık. Bunlar bizim en büyük kazanımlarımız oldu.
Aynı amaç için ‘Karma Evlilik Sorunu Çözüm Hareketi’ ve ‘Kimliksizler’ olarak iki dernek kurulması, mücadelenizi zayıflatır mı?
Sude Doğan: ‘Kimliksizler’in üyeleri olan benim üyelerim; benim üyelerim de onların üyesi zaten. Sadece mücadele yöntemlerimiz farklı. Üyeler, ‘hangisi çözerse, biz destekleriz’ şeklinde düşünüyor.
Ancak ben hiçbir zaman bölünmüşlük tarafında olmadım. Tek bir çatı altında toplanmamız ve örgütlü mücadele yapmamız elbette önemli ancak onların da bizim de bu soruna öyle ya da böyle katkısı var. Bazı noktalarda ideolojimiz ters düştüğü için birbirimizi yavaşlatabiliyor olabiliriz mücadele sürecinde. Ancak karşı taraf da ‘amacımız bu sorunu çözmek’ diyor. Ben buna inanmak istiyorum.
[caption id="attachment_47136" align="alignnone" width="785"]
Sude Doğan-Selda Bektaş[/caption]
Can Azer: Birbirlerine destek oldukları sürece –mağduriyet ortak- köstek olmadıkları sürece zayıflatmaz. Hatta daha fazla dernek olsa… Her ay bir dernek bir başka girişim yapsa, çok daha fazla kamuoyunda kalır; daha fazla baskı yaratırız.
“Bunlar niye kuruldular, hareketi bölüyorlar?” gibi eleştirileri oldu. Ben de tersten soruyorum soruyu, “Siz varken, neden bunlar kurulma ihtiyacı duydu?”…
Eylem yapmıyorlar; görünür olmuyorlar. Baskı kurmuyorlar. Bize, “AB ülkeleri, haklısınız mağduriyetiniz yanındayız. Siz görünür olmazsanız bir sizi destekleyemeyiz” dediler. Yani ortada hiçbir şey yokken “Kıbrıslıtürkler mağduriyet yaşıyor” demezler.
Onlar, “kızdırmayalım” diyorlar. Bizim derdimiz kızdırmak değil, görünür olmak. İlk eylemimiz 150-200 kişiyleydi. O eylemle bile çok ciddi muhatap alındık. Gittik eylemlerimiz için izinlerimizi aldık ve eylemlerimizi yaptık hiçbir sorun yaşamadan. Keşke toplumun her kesiminden çok ciddi destek olsa; 200 değil, 2000 kişi ile yürüsek bu sorun çok daha kolay çözülür.
Bu sorunu hangimiz çözersek çözelim, yeter ki çocuklarımız mağdur olmasın. Tek derdimiz çocuklar…
[caption id="attachment_47137" align="alignnone" width="785"]
Can Azer-Selda Bektaş[/caption]
*KKTC’de evlenen ancak Güney’de doğan çocuklarla ilgili daha büyük bir sorun doğuyor. Nedir bu sorun?
Sude Doğan: Biz ‘vatansız’ değil çift uyrukluyuz. Bir ebeveyniniz Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı, diğeri Türkiye vatandaşıdır. Bizim iki taraftan da gelen çift uyruğumuz var. Bizim savunduğumuz, bu çocuklar Kıbrıslıdır. Benim de bu vatandaşlıkta hakkım olmalı. Bu çocuklar kendini ait hissettikleri, doğup büyüdükleri ülkenin tanınan vatandaşlığına sahip değiller. Bizim ideolojimiz budur. Bu çocukların diğer çocuklardan hiçbir farkı yoktur.
Sorunuza gelecek olursak, çocuk Kıbrıs Cumhuriyeti’nde doğduğunda daha vahim bir durum ortaya çıkıyor. Bildiğiniz gibi Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımıyor. Çocuğun doğduğu yeri tanımadığı için çocuk Türkiye vatandaşlığı da Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı da alamıyor. Bu çocuklar ‘vatansız’. Böyle birkaç örneğimiz var maalesef.
Can Azer: Evet orada daha ciddi bir sorun var. 2007’ye kadar Güney’de doğanlara vatandaşlık veriliyordu. Birçok insan da orada doğum yaptı ama ansızın vermeme kararı aldı. Güney’de doğum yapmış birçok aile mağdur oldu.
Aslında temel problem burada keyfilik. 2003 ile 2007’ye kadar karma evlilik çocuklarına kuzeyde doğmuş olsa bile vatandaşlık verildi. 2007’den 2022’ye kadar Türkiye’de evlenirse verdi. Şimdi onlara da sorun çıkarıyor. “Onlar o kategoriyi mi kullanıyor? Biz bunu çıkaralım” dedi. Sürekli duruma göre pozisyon alma var.
*Rum Yönetimi Lideri Hristodulidis'in yakın zamanda, karma evlilik çocuklarının mağduriyetlerine ilişkin bir açıklaması oldu ve bir ‘açılımdan’ bahsetti. Nedir açılım? Bir umut doğdu mu?
Sude Doğan: Karma evlilik sorunu Kıbrıs sorununun mikro bir versiyonudur. İnsanlara boş bir umut vermek istemem. Bu sorun 1-2 ay içerisinde çözülmez.
Bu paketin 22 Eylül’de (bugün) açıklanması bekleniyor. Paket Kıbrıslıtürkler açısından gerçekten güzel bir paket. Karma evlilikler de bu işin içinde. Hristodulidis, ilk aşamada ebeveynleri Türkiye’de evlenen ve KKTC’de doğan çocuklara vatandaşlık vermeyi planladığını söyledi.
Hristodulidis bu sorunu bireysel olarak çözmek istiyor ancak merkez sağın desteğiyle seçildi. Bunu açıkladığında tabanından ciddi bir tepki aldı.
Hristodulidis’in işini kolaylaştırmak için yapmamız gereken, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karma evlilik çocuklarını tanıtmak; Kıbrıslı olduğumuzu anlatmak. Onun tabanının sempatisini kazanmak.
Can Azer: Evet açıklamasını dinledim. Kategori yaratma peşindeler hala. Zaten bu mağduriyeti yaratan şey kategori. Bu sorunun çözümü, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası hükmünü uygulamak. Biz Kıbrıs Cumhuriyeti’nden bir lütuf; bir iltimas beklemiyoruz.
Bizim beklediğimiz şey, anayasalarında yazanı Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırumlara eşit uygulamaları. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 198’inci maddesi diyor ki, “Kıbrıs vatandaşı kişinin çocuğu Kıbrıslıdır”...
Nerede doğduğu, nerede evlendiği, ya da evli olup olmadığının hiçbir önemi yok. Rum tarafı, adanın kuzeyi ve Türkiye ile politik bir sorun yaşıyor. Bu politik sorunu, hukuki bir sorunmuş gibi ‘pazarlamaya’ çalışıyor.
Ada’dan 1977 yılında Türkiye’ye göçmüş bir aile düşünün. Sonrasında da hiçbir bağı olmamış Kıbrıs’la. Onun çocuğu vatandaşlık alıyor; onun çocuğunun çocuğu alabiliyor.
Ada’da 1 gün yaşamayanlar vatandaşlık alıyor. Bizim çocuklarımız burada doğdu, burada büyüdü, kendi geleceklerini burada görüyorlar. Anne veya babası Kıbrıslı ve buradan hiç ayrılmadılar. Biz diyoruz ki bu yasayı eşit uygula.
İnsan hakları açısından baktığımızda, umut ediyor ve bekliyoruz ki Hristodulidis'ten, çocuklar arasında ayrım yapmadan, herhangi bir kategori yaratmadan vatandaşlıkları versin. Henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Biz umudumuzu kaybetmiyoruz. Bu yapılmazsa mücadelemiz devam edecek.
Haber/ Selda Bektaş
Fotoğraflar/ Yusuf Gündüz
KİMLER VATANDAŞLIK ALIYOR? KİMLER ALAMIYOR?
Anne veya baba Kıbrıs vatandaşı olan, evliklerini KKTC dışında başka bir ülkede yapan (Türkiye) ve de KKTC dışında başka bir ülkede doğan çocuklar hiçbir sorun yaşamadan Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı alıyorken, anne-babası KKTC’de evlenen ve burada doğan çocuklar vatandaşlık hakkından yararlanamıyor. Örneğin anne-babası Türkiye’de evlenmiş; bir kardeşi de Türkiye’de doğmuş ancak kendisi KKTC’de doğan bir bireyin kardeşi vatandaş; kendisi değil. Ya da dedeleri dünyanın herhangi bir ülkesine 100 yıl önce göçmüş, kendisinin Kıbrıs’la bir bağı bulunmayan Kıbrıs’ı ve kültürünü bilmeyen ki kendisini de Kıbrıslı olarak tanımlamayan bir birey ise Kıbrıs kimliği alabiliyor. Karma evliliklerden doğan çocuklardan bir kısmı – KKTC’de doğan- 2003 ile 2007 arasında Kıbrıs kimliği aldı ancak 2007’den sonra bu hak ortadan kalkarak; Bakanlar Kurulu kararına bağlandı.MÜCADELE VE BÖLÜNMÜŞLÜK…
Bu mağduriyetleri ve ‘kimliksizler’in mücadelesinde gelinen aşamayı ortaya koymak için yola çıktığımda iki farklı hareketle karşılamam beni oldukça şaşırttı. Kısa süre arayla kurulan bu dernekler, mücadeleyi fark yollardan ele alıyor… Kimliksizler Derneği Kurucu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Can Azer ve Karma Evlilik Sorunu Çözüm Hareketi Başkanı Sude Doğan’la MESELE’de mağduriyetleri, kazanımları, bölünmüşlükleri ve ideolojik tutumları üzerine konuştuk. Ancak söyleşilere geçmeden önce bazı notları aktarmak, yapılan açıklamalara dair karmaşıklığı bir nebze de olsa ortadan kaldıracaktır düşüncesindeyim. Zira Sude Doğan ile Can Azer, yasaların yorumlanması noktasında da birbirlerinden tamamen zıt fikirdeler.SİYASİ BAKIŞ
Bir ülke vatandaşlığını elde ettiğinizde, seçme ve seçilme hakkı kazanıyor; ülke yönetiminde söz hakkı elde ediyorsunuz. Kıbrıs’ın demografik yapısı ada bölünmeden önce 78% Rum, 17% Türk, 5% Ermeniler ve Maronitler şeklindeydi. Güney’de karma evlilikler ve çocuklarının elde edeceği vatandaşlıkların yasa ile ‘otomatiğe’ bağlanmasının, siyasi bazı komplikasyonlara yol açacağı endişesi hakim. Bu nedenle sorun siyasi olarak ele alınıyor. Yapılan tartışmalarda en makul görüş, mağdur olan çocukların en azından, geçici bir statü ile AB ülkelerinde serbest dolaşım; eğitim haklarından rahatça yararlanabileceği bir uygulamaya geçilmesi yönünde. Öte yandan Avrupa Parlamentosu üyesi Niyazi Kızılyürek geçtiğimiz sene AB Komisyonu’na bu mağduriyetlerle ilgili bir soru önergesi vermişti. AB Komisyonu’ndan Ocak 2023 yılında gelen yanıtta “AB hukukunun kapsadığı durumlarda, üye devletlerin uyruk alanındaki kurallarının, AB hukukuna da uygun olması gerekir” denilmişti. AB Komisyonu Adalet Komiseri Didier Reynders, “Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın yerleşik içtihadına göre, uluslararası hukuk çerçevesinde her üye devlet, vatandaşlığının kazanılması ve kaybedilmesine dair gerekli koşulları belirlemektedir. Bununla birlikte, AB hukukunun kapsadığı durumlarda, üye devletlerin uyruk alanındaki kurallarının AB hukukuna da uygun olması gerekir” demişti. Ancak karma evliliklerle hem ebeveyne hem de çocuğa verilecek vatandaşlık konusu oldukça çetrefilli. İnsan haklarından, hukuka; oy vermeden ikamet meselesine kadar çok kollu aynı zamanda bütünlüklü ele alınması gerekiyor… Nihayetinde ortada da bir hak ihlali söz konusu…VE SÖYLEŞİ…
Kimliksizler Derneği Kurucu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Can Azer ile Karma Evlilik Sorunu Çözüm Hareketi Başkanı Sude Doğan’a aynı soruları yönelttim. *Hareketiniz nasıl ve ne zaman kuruldu? [caption id="attachment_47134" align="alignnone" width="785"]
Karma Evlilik Sorunu Çözüm Hareketi Başkanı Sude Doğan[/caption]
Sude Doğan: Nisan 2022’de ilk 3 kişi olarak bu yola gençlik hareketi olarak çıktık. Karma evlilik çocuğu olan 30 yaş altı gençlerdik. Daha sonra halkın her kesiminden destek gördüğümüz için üye tabanımızı genişlettik ve bir dernek olduk. Şuan bu sorunun çözümünü destekleyenlerle 2 bin kişilik bir üye tabanına sahibiz.
[caption id="attachment_47135" align="alignnone" width="785"]
Kimliksizler Derneği Kurucu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Can Azer[/caption]
Can Azer: Önce Karma Evlilik Çözüm Hareketi kurulduğunu duyduk. Biz de bu mağduriyetin bir parçası olarak, hareketi yakından takip ettik. Ancak bir süre sonra oradaki talepler karşılık bulmayınca, biz de bu olayın mağduru olan 3 kişi bir araya gelerek 2022 Ekim ayında bir dernek kurduk. Derneğimize 250 civarı kayıtlı üyemiz; 3 bin civarında da takipçimiz var.
*‘Kimliksizler’ ile ‘Karma Evlilik Sorunu Çözüm Hareketi’ hangi noktada ayrıldı? Bu mücadele neden ikiye bölündü?
Sude Doğan: Bu derneği kurduğumuzda bütün sendika, sivil toplum örgütleri ve siyasilerle görüşmeler yaptık. Destek verdiler bize. Harekette bazı arkadaşlarla görüş ayrılığına düştük. Diğer grubu kuran arkadaşlar Kıbrıs Cumhuriyeti’nde eylem yapmak istediler.
Uluslararası hukuka göre, vatandaşlık esası o ülkenin kendi egemenliğindedir. Bu protestolarla Kıbrıs Cumhuriyeti’ne baskı unsuru yaratmak yerine, uluslararası hukuka bağlı kalarak müzakere ve diplomasi yoluyla bu sorunu çözmeyi tercih ettik.
Tabi ki Avrupa Parlamentosu’ndaki lobicilik faaliyetleri önemlidir ancak biz biliyoruz ki istesek de istemesek de bu sorun Kıbrıs Cumhuriyeti yetkililerinin inisiyatifi ile çözülecek bir sorundur.
Can Azer: Karma Evlilik Sorunu Çözüm Hareketi ile mücadele yöntemi (eylem) ve Kıbrıs milliyetçiliği noktası, ayrıldığımız iki temel konu oldu.
Biz bu işi Kıbrıs milliyetçiliğine bağlamıyoruz. Buna, anayasa bağlamında hak ve mağduriyetler olarak bakıyoruz. Biz eylemin etkili olduğu düşüncesindeyiz. Eylem görünür olmak için, çok ciddi bir araç. Böyle bir mağduriyet olduğu Güney kamuoyunda bilinmiyordu. Kuzeyle münasebeti olmayan Rumlar, adanın kuzeyinde ‘Kıbrıslı Türk yok’ zannediyordu. Kuzey’deki tüm nüfusun taşıma olduğunu düşünüyorlardı.
Görünür olalım, baskı yaratalım istedik. 18 Kasım’da ilk eylemimizi yaptık. Görünür olduğumuz için de çok daha kolay muhatap alındık. Lobicilik faaliyetleri; görüşmeler de eylemle sağlandı.
*Peki, 2022’den beri ne gibi bir kazanım elde ettiniz? Neyi başardınız?
Sude Doğan: 2022’den önce KTÖS eski Genel Sekreteri Şener Elcil dışında kimse bu konu hakkında toplu bir girişim yapmamıştı. Elcil, bir açık çağrı yaptı ve 6 bin insanı toplayarak bir hukuk mücadelesine başladı.
Ancak hiçbir zaman bir örgütlü mücadele; kolektif bilinç yaratma ve kendi hak savunuculuğunu öğretme girişimi, bir aktivizm hareketi olmadı. Bence hareketimizin başardığı en önemli şey, bu sorundan adanın kuzeyindeki en büyük sorun olarak bahsedilmesi. Biz bunu 1 sene içerisinde başardık.
Gerek Kuzey’de, gerek Kıbrıs Cumhuriyeti’nde, gerekse de AB’de çoğu kişi tarafından bilinmesini sağladık. ABD Elçiliği, İngiliz Elçiliği, Niyazi Kızılyürek’le zaten çalışmamızı biliyorsunuz, Avrupa Parlamentosu Kıbrıs Temsilcisi Andreas Kettis ile Güney’deki siyasi partilerden AKEL, EDEK’in temsilcileri ile görüştük.
Uluslararası anlamdan paydaş olabileceğimiz dernek ve sivil toplum örgütleri ile görüşmeler yaptık.
Herkes bu sorunun çözülmesi gerektiğinde hem fikir. Bu insani bir sorun. Siyasi sebepler çocukların vatandaş olmasını engelleyen bir duruma geldi. Uluslararası hukuka göre Kuzey işgal bölgesi ya da ebeveynlerimizi ‘illegal yerleşik’ olarak görebilirler. Ancak bu çocuk bir işgalci değil. Onlar yerleşik politikası ile bu ülkeye gelmediler. Karma evlilik çocukları diğer çocuklar gibi burada doğdular ve kendilerini Kıbrıslı olarak tanımlıyorlar.
Sormak istediğim soru şudur: Anne babası Türkiye’de evlenen ve tanınan ülkede doğan karma evlilik çocukları hala daha Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olabiliyor. Peki, KKTC’de doğan çocukların suçu nedir? Sahte bir devlette mi doğmak?
Anlaşılması gereken, bu hakkın doğuştan gelen bir hak olduğudur. Sadece işgal bölgesinde doğdu diye sen o çocuğu Türkiye’de doğan bir çocuktan ayıramaman gerek.
Can Azer: Kasım’da ilk eylemimiz yaptığımızda, Güney’deki kamuoyu ve idari makamlar nezdinde bu sorun görünür hale geldi.
Euronews, Reuters gibi uluslararası haber ajansları bizimle röportaj yaptı. Böylece konuyu uluslararası kamuoyunun gündemine taşıma fırsatı bulduk. Bu çok ciddi bir kazanım oldu.
Bu hareket sayesinde AB üyesi ülkelerin elçilikleri ile görüştük. Eylemden hareketle bizi davet ettiler. Avrupa Parlamentosu Kıbrıs Masası Şefi, Avrupa Komisyonu Kıbrıs Masası Şefi, Finlandiya, İngiltere, Fransa, İtalya, Portekiz, Almanya, İngiliz Yüksek Komiserliği elçileri ile görüştük.
Önümüzdeki hafta Slovakya ile görüşmemiz var.
Biz bu ülkelere iki taleple gittik. “Kıbrıs Cumhuriyeti bir mağduriyet yaratıyor. Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti, AB’nin bir parçası. O nedenle sizin de bir sorununuz var” dedik.
Birçok üye ülke bize “Evet böyle bir haksızlık var. Biz bunu dile getireceğiz” dediler. Hatta Portekiz ve İtalya elçileri, bizle görüşmeden önce konuyla ilgili bilgi almışlar.
Bu sorunu AB ülkelerinin gündemine aldık.
İkinci talebimiz de, “Avrupa Birliği de bu çocuklar için bir açılım yapsın” şeklinde oldu.
Avrupa Parlamentosu’nun, Avrupa Komisyonu’na soruşturma açma talimatı vermesini sağladık. 675 imza ile AB’nin Dilekçe Komitesi’ne dilekçe verdik ve mağduriyeti anlattık. Dilekçe kabul edildi. Komite, Avrupa Komisyonu’ndan Kıbrıs Cumhuriyeti hakkında soruşturma başlatılmasını talep etti.
Öte yandan şuanda Güney makamları ile randevulaşıyoruz. Güney makamları bu mağduriyeti kabul etti. En önemlisi böyle bir sorun olduğu, toplumun tüm kesimleri tarafından bilinir hale geldi.
Güney’deki sivil toplum örgütleriyle işbirliği yapabiliyor; kendimize ulusal destekçi bulabiliyoruz artık. Bunlar bizim en büyük kazanımlarımız oldu.
Aynı amaç için ‘Karma Evlilik Sorunu Çözüm Hareketi’ ve ‘Kimliksizler’ olarak iki dernek kurulması, mücadelenizi zayıflatır mı?
Sude Doğan: ‘Kimliksizler’in üyeleri olan benim üyelerim; benim üyelerim de onların üyesi zaten. Sadece mücadele yöntemlerimiz farklı. Üyeler, ‘hangisi çözerse, biz destekleriz’ şeklinde düşünüyor.
Ancak ben hiçbir zaman bölünmüşlük tarafında olmadım. Tek bir çatı altında toplanmamız ve örgütlü mücadele yapmamız elbette önemli ancak onların da bizim de bu soruna öyle ya da böyle katkısı var. Bazı noktalarda ideolojimiz ters düştüğü için birbirimizi yavaşlatabiliyor olabiliriz mücadele sürecinde. Ancak karşı taraf da ‘amacımız bu sorunu çözmek’ diyor. Ben buna inanmak istiyorum.
[caption id="attachment_47136" align="alignnone" width="785"]
Sude Doğan-Selda Bektaş[/caption]
Can Azer: Birbirlerine destek oldukları sürece –mağduriyet ortak- köstek olmadıkları sürece zayıflatmaz. Hatta daha fazla dernek olsa… Her ay bir dernek bir başka girişim yapsa, çok daha fazla kamuoyunda kalır; daha fazla baskı yaratırız.
“Bunlar niye kuruldular, hareketi bölüyorlar?” gibi eleştirileri oldu. Ben de tersten soruyorum soruyu, “Siz varken, neden bunlar kurulma ihtiyacı duydu?”…
Eylem yapmıyorlar; görünür olmuyorlar. Baskı kurmuyorlar. Bize, “AB ülkeleri, haklısınız mağduriyetiniz yanındayız. Siz görünür olmazsanız bir sizi destekleyemeyiz” dediler. Yani ortada hiçbir şey yokken “Kıbrıslıtürkler mağduriyet yaşıyor” demezler.
Onlar, “kızdırmayalım” diyorlar. Bizim derdimiz kızdırmak değil, görünür olmak. İlk eylemimiz 150-200 kişiyleydi. O eylemle bile çok ciddi muhatap alındık. Gittik eylemlerimiz için izinlerimizi aldık ve eylemlerimizi yaptık hiçbir sorun yaşamadan. Keşke toplumun her kesiminden çok ciddi destek olsa; 200 değil, 2000 kişi ile yürüsek bu sorun çok daha kolay çözülür.
Bu sorunu hangimiz çözersek çözelim, yeter ki çocuklarımız mağdur olmasın. Tek derdimiz çocuklar…
[caption id="attachment_47137" align="alignnone" width="785"]
Can Azer-Selda Bektaş[/caption]
*KKTC’de evlenen ancak Güney’de doğan çocuklarla ilgili daha büyük bir sorun doğuyor. Nedir bu sorun?
Sude Doğan: Biz ‘vatansız’ değil çift uyrukluyuz. Bir ebeveyniniz Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı, diğeri Türkiye vatandaşıdır. Bizim iki taraftan da gelen çift uyruğumuz var. Bizim savunduğumuz, bu çocuklar Kıbrıslıdır. Benim de bu vatandaşlıkta hakkım olmalı. Bu çocuklar kendini ait hissettikleri, doğup büyüdükleri ülkenin tanınan vatandaşlığına sahip değiller. Bizim ideolojimiz budur. Bu çocukların diğer çocuklardan hiçbir farkı yoktur.
Sorunuza gelecek olursak, çocuk Kıbrıs Cumhuriyeti’nde doğduğunda daha vahim bir durum ortaya çıkıyor. Bildiğiniz gibi Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımıyor. Çocuğun doğduğu yeri tanımadığı için çocuk Türkiye vatandaşlığı da Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı da alamıyor. Bu çocuklar ‘vatansız’. Böyle birkaç örneğimiz var maalesef.
Can Azer: Evet orada daha ciddi bir sorun var. 2007’ye kadar Güney’de doğanlara vatandaşlık veriliyordu. Birçok insan da orada doğum yaptı ama ansızın vermeme kararı aldı. Güney’de doğum yapmış birçok aile mağdur oldu.
Aslında temel problem burada keyfilik. 2003 ile 2007’ye kadar karma evlilik çocuklarına kuzeyde doğmuş olsa bile vatandaşlık verildi. 2007’den 2022’ye kadar Türkiye’de evlenirse verdi. Şimdi onlara da sorun çıkarıyor. “Onlar o kategoriyi mi kullanıyor? Biz bunu çıkaralım” dedi. Sürekli duruma göre pozisyon alma var.
*Rum Yönetimi Lideri Hristodulidis'in yakın zamanda, karma evlilik çocuklarının mağduriyetlerine ilişkin bir açıklaması oldu ve bir ‘açılımdan’ bahsetti. Nedir açılım? Bir umut doğdu mu?
Sude Doğan: Karma evlilik sorunu Kıbrıs sorununun mikro bir versiyonudur. İnsanlara boş bir umut vermek istemem. Bu sorun 1-2 ay içerisinde çözülmez.
Bu paketin 22 Eylül’de (bugün) açıklanması bekleniyor. Paket Kıbrıslıtürkler açısından gerçekten güzel bir paket. Karma evlilikler de bu işin içinde. Hristodulidis, ilk aşamada ebeveynleri Türkiye’de evlenen ve KKTC’de doğan çocuklara vatandaşlık vermeyi planladığını söyledi.
Hristodulidis bu sorunu bireysel olarak çözmek istiyor ancak merkez sağın desteğiyle seçildi. Bunu açıkladığında tabanından ciddi bir tepki aldı.
Hristodulidis’in işini kolaylaştırmak için yapmamız gereken, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karma evlilik çocuklarını tanıtmak; Kıbrıslı olduğumuzu anlatmak. Onun tabanının sempatisini kazanmak.
Can Azer: Evet açıklamasını dinledim. Kategori yaratma peşindeler hala. Zaten bu mağduriyeti yaratan şey kategori. Bu sorunun çözümü, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası hükmünü uygulamak. Biz Kıbrıs Cumhuriyeti’nden bir lütuf; bir iltimas beklemiyoruz.
Bizim beklediğimiz şey, anayasalarında yazanı Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırumlara eşit uygulamaları. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 198’inci maddesi diyor ki, “Kıbrıs vatandaşı kişinin çocuğu Kıbrıslıdır”...
Nerede doğduğu, nerede evlendiği, ya da evli olup olmadığının hiçbir önemi yok. Rum tarafı, adanın kuzeyi ve Türkiye ile politik bir sorun yaşıyor. Bu politik sorunu, hukuki bir sorunmuş gibi ‘pazarlamaya’ çalışıyor.
Ada’dan 1977 yılında Türkiye’ye göçmüş bir aile düşünün. Sonrasında da hiçbir bağı olmamış Kıbrıs’la. Onun çocuğu vatandaşlık alıyor; onun çocuğunun çocuğu alabiliyor.
Ada’da 1 gün yaşamayanlar vatandaşlık alıyor. Bizim çocuklarımız burada doğdu, burada büyüdü, kendi geleceklerini burada görüyorlar. Anne veya babası Kıbrıslı ve buradan hiç ayrılmadılar. Biz diyoruz ki bu yasayı eşit uygula.
İnsan hakları açısından baktığımızda, umut ediyor ve bekliyoruz ki Hristodulidis'ten, çocuklar arasında ayrım yapmadan, herhangi bir kategori yaratmadan vatandaşlıkları versin. Henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Biz umudumuzu kaybetmiyoruz. Bu yapılmazsa mücadelemiz devam edecek.
Haber/ Selda Bektaş
Fotoğraflar/ Yusuf Gündüz