Tahir Serhat: Eczacılardan ‘Soyuluyorsunuz’ Şikayetleri Geldi

Reçete yolsuzluğunu ortaya çıkaran Sosyal Sigortalar Dairesi Müdürü Tahir Serhat: Eczacılardan ‘sizi soymak için eczaneler açılıyor’ şikayetleri geldi…

Selda Bektaş
26/09/2023 18:24
Tahir Serhat: Eczacılardan ‘Soyuluyorsunuz’ Şikayetleri Geldi
Reçete yolsuzluğunu ortaya çıkaran Sosyal Sigortalar Dairesi Müdürü Tahir Serhat: Eczacılardan ‘sizi soymak için eczaneler açılıyor’ şikayetleri geldi… Ülke gündemine bomba gibi düşen ‘reçete yolsuzluğu’ soruşturması infiale neden oldu. Soruşturma kapsamında doktor ve eczacıların tutuklanması, toplumda derin bir yara açtı. Sosyal Sigortaların 55 milyon TL dolandırıldığı iddia edilirken, 3’ü vatandaş, 10 doktor ve eczacı toplam 13 kişi tutuklandı. Polis, Sosyal Sigortaların sisteminde on binlerce (180 bin) reçeteyi mercek altına aldı; 2023 ağustos ayından başlayarak, geriye dönük  (2018’e kadar) tüm reçeteler inceleniyor.

SİSTEM NASIL İŞLİYOR?

Sigortalıların, Daire’nin anlaşmalı olduğu özel klinik ve eczanelerden yaralanabildiği sistem, 2018 yılında hayata geçirildi. Sisteme göre sigortalılar, özel kliniklerde muayene olduktan sonra, doktorun yazdığı reçete ile eczanelerden ilaç alabiliyorlar. İlaç ücretinin yüzde 80’i Sigortalar Dairesi, yüzde 20’si de hasta tarafından karşılanıyor. Ancak her hastaya ayda en fazla 2 reçete ve maksimum 8 ilaç yazılabiliyor. Daire, 2018 yılından beri 291 eczane ve 92 özel hekimle bu sistem için sözleşme imzaladı. Peki, bu sistemde yolsuzluk nasıl yapıldı? Sistemde ‘açık’ var mı? Vurgun nasıl ortaya çıkarıldı? Hastasını düşünen iyi niyetli doktor ve eczacılar da zan altında mı? Daire içinde soruşturma nasıl başladı? ‘Reçete vurgununu’ ortaya çıkaran Sosyal Sigortalar Dairesi Müdürü Tahir Serhat, yolsuzluğun perde arkasını ve sistemin nasıl dolandırıldığını MESELE’de anlattı. [caption id="attachment_47868" align="alignnone" width="785"] Sosyal Sigortalar Dairesi Müdürü Tahir Serhat, Selda Bektaş'ın sorularını yanıtladı...[/caption] Ne zaman bu sisteme geçildi? 2018 yılında. Hangi doktor hangi ilacı yazdı; hangi sigortalıya verdi? Hangi eczaneden aldı? Aktif mi değil mi? Hak sahibi mi, değil mi? Bu sistemde görülüyor. Yolsuzluk nasıl ortaya çıktı? Sigortalıların ayda 2 reçete hakkı var 4 kalemde. Bir ay içerisinde 2 reçete ve 8 adet ilaçtan fazla kullanamazlar. Müfettiş olduğum zaman, 2021 yılında bir sigortalımız şikâyette bulundu. İkinci reçete hakkı için bir eczaneye gidiyor, eczacı kendisine ikinci reçete hakkının dolduğunu söylüyor. Bunun üzerine bize geliyor. Şahısların ifadesini o dönem aldım. Hangi eczanede ikinci reçetenin kullanıldığını da o dönemki müdürüme sundum. Müdürümüz Ayşe Arseven soruşturmayı başlattı. Polise suç duyurusunda bulundu. Öyle kaldı olay.  Bir eczacı için miydi o soruşturma? Evet, bir eczane içindi. O eczane, sigortalının haberi olmadan, ikinci reçete hakkını kullandı; parasını da bizden aldı. Bu açık ve net. O dönem yapılması gereken yapıldı, polise de bildirildi. 2021’den bu tarihe kadar hiçbir soruşturma açılmamış mı? Açılmadığını yeni öğrendim. O dönem polisteki takibini yapmadım. Bu hem görevimiz değil hem de bizim o kadar davalık konumuz var ki… ‘Mutlaka soruşturma yapılıyordur’ diye düşündüm.

“AYDA 6 BİN REÇETE YAZAN DOKTOR VAR”

Ne oldu da bu soruşturma yeni patladı? Ne değişti? Neler yaşandı? Ben 25 yıldır bu görevdeyim. Hasan Taçoy beyin Bakanlık döneminde Ekim 2022’de müdür olarak atandım. Atanmamın ikinci veya üçüncü gününde, ilaç ödemeleri geldi önüme. Ödemlerin 5.5 milyon TL olduğunu gördüm. Bunu görünce kalemi bıraktım elimden ve arkadaşlarımdan açıklama istedim. Ayrıntılı döküme baktığımda, bir doktorun ayda 600 adet reçete yazdığını gördüm. Biraz daha karıştırınca bir ayda bir doktorun 5 bin, 6 bin adet reçetesi ile karşılaştım. Yaklaşık 140 bin aktif sigortalımız; 44 bin 500 de emekli sigortalımız var. Bütün bu sigortalılarımızın eşleri ve çocukları da dahil, ilaç ve diğer kısa vadeli tüm ödeneklerini ödüyoruz. Bir doktorun, bir hastayı görmeden ilaç yazmaması gerektiğini hepimiz biliyoruz. Ancak bildiğiniz gibi emeklilerimiz dar gelirli insanlar. Vizite ücreti ödemek istemiyorlar. Sigortalı eczaneye gidiyor, ilaçlarını istiyor. Reçetesiz gidiyorsa eğer - ki bu ayrı bir olay-; reçete ücretini ödüyor hasta (30-40 TL), ilaçlarını alıp gidiyor. İlgili eczane hangi doktorla anlaşmışsa bunu yapıyor. Eğer ilaç hastaya ulaşmışsa, burada bizim bir şikâyetimiz yok. Bize gelen şikâyet, iki ilaç yazılmışsa reçeteye, iki tane de ilave edildiği; ikinci hakkını hiç kullanmadığı halde, eczacının bunu sistemden görüp sahte reçete düzenlemesi. Böyle bir sahtekârlığı nasıl tespit edebilirsiniz? Sigortalı gelip bize şikayet etmezse, bunu tespit etme şansımız yok. Kaç şikâyetçi var? Tek tek hastalara mı soracaksınız? Başbakan ve Bakanımız gerekli soruşturma emrini verdiği gün şikâyet geldi. Polise “buyurun, bunun üzerinden yürüyün” dedik. Polise sistemi açtık. Biraz önce anlattığım gibi, hangi doktorun hangi hak sahibine, hangi ilacı yazdığını, hangi eczaneden ne saat alındığı dakika dakika polis görüyor. Soruşturma bunun üzerinden gidiyor. “Şuna bakın, buna bakın” demiyoruz. Hedef göstermiyoruz. Polis tek tek her sigortalıyı arıyor, “Siz bu reçeteyi kullandınız mı?” diye soruyor… Kaç bin reçete var? İnceleme ağustos ayından başlayıp, başa doğru gidiyor. Yani Ağustos 2023’ten, 2018’e kadar…

“SMS SİSTEMİ BAŞLADIĞINDA REÇETE SAYISI YÜZDE 30 DÜŞTÜ”

Tekrar başa dönecek olursak, önünüze 5.5 milyonluk ilaç ödeneği geldi. Personel size uygulamayı anlattı. Sonra siz ne yaptınız o noktada? Ben bu durumu Sosyal Sigortalar Dairesi İdare Meclisi’nde anlattım. Bunun imzalanması gerektiği, başka şansımız olmadığı gibi bir konuşma olduktan sonra, ben ödeneği imzaladım. Eğer 5.5 milyon harcanmışsa bu ödenecek zaten. İmzalamama rağmen işin peşini bırakmadım. Ben kendi uhdemde bunun soruşturulmasını istedim. İdare Meclisi’ne getirdim, gündem maddesi yaptık. İnceleme kararı aldık. Sistemi daha nasıl geliştirebiliriz diye düşündük ve bir çalışma başlattık. 1 Şubat 2023 itibarıyla, her sigortalının ilaç aldığında telefonuna SMS’le bildirim almasını sağladık. Ve bu sistem hayata geçtiğinde gördük ki, reçete sayısı adet olarak yüzde 30 düştü. Bu, “Yüzde 30 soyuluyoruz” demek. Bunun üzerine olayın üzerine daha çok gittim. Olayı Bakanıma, Müsteşarıma ve İdare Meclisi’yle paylaştım. Bu süreçte eski Bakanımız Hasan Taçoy, “araştırın bakın” dedi. Biz zaman zaman reçeteler arasında münferit olarak seçim yaparak, hastaları aradık. Konuştuk.

“ECZACILARDAN ‘SOYULUYORSUNUZ’ DİYE ŞİKÂYETLER GELDİ”

Dürüst eczacılar da rahatsızdı bu işten… Tabi ki… Bize eczanelerden de şikâyet geldi. Bizimle sözleşmesi olmayan eczacılar, “soyuluyorsunuz. Sizi soymak için eczaneler açılıyor” dediler. Bunları dikkate aldık. Değerlendirdik. Tüm paydaşlarımızla görüştük. 2021 yılında yaptığım soruşturmanın sonucunu da istedim arkadaşlardan. Olayın polise intikal ettiğini, geri dönüş olmadığını gördüm.

“BU SORUŞTURMANIN BAŞKA BACAKLARI DA VAR, ONLAR DA ORTAYA ÇIKACAK”

Soruşturma poliste mi tıkanmış 2021 yılında? Evet. Bunu yeni bakanımız Sadık bey göreve geldiğinde ilettim. O da olayın üzerine hassasiyetle gidilmesi gerektiğini söyledi ve rapor istedi. Göreve geldiğim günden beri beni rahatsız eden her şeyi ifade ettim. Konuyu Başbakanımıza aktardı. Başbakanımızın da konuya ciddi şekilde eğildiğini açık yüreklilikle söyleyebilirim. Ve süreç başladı.  Bu soruşturmanın sadece Sosyal Sigortalar değil, başka bacakları da olduğu çıkacak ortaya göreceksiniz. Sağlık Bakanlığı, İlaç Eczacılık, Yeşil Reçete bacağı gibi… Ama bunlar bizim uhdemizde değil. Ancak polis soruşturmasında bunların da açığa çıkarılacağından eminim. Bakanlığımız ‘tetiğe’ basıldığını, polise gidip suç duyurusunda bulunmamız gerektiğini iletti. Daire’nin 2 hukukçusu ile birlikte Polis Genel Müdürlüğü’ne gittik. Yanımıza 2021 yılında yaptığımız soruşturmanın PGM’ye verdiğimiz şikayet dilekçesiyle gittik.  Polis Genel Müdürümüzle görüştük. Suç duyurusunda bulunduk. Şikâyetimizi yazılı ve sözlü yaptık. 2021 yılındaki suç duyurusunun akıbetini de sordum. Polis Genel Müdürü, Adli Polis Müdürü’ne “Bununla ilgili bana derhal cevap vereceksiniz” dedi. Onunla ilgili soruşturmayı da tekrar başlattı. Savunma avukatları da mahkemede dile getirdi. Bu sistem bu yolsuzluğa zemin mi hazırladı? Bir ‘açık’ mı var? Sistemde hiçbir açık yok. Otokontrolümüz, biraz önce de bahsettiğimiz gibi çok net. Bizim bir ilaç listemiz var. İki tane eczacı memurumuz var. Sistem liste üzerinden yürüyor. Barkot sistemimiz var. Gelen ilaç barkotla okutuluyor, listemde var mı yok mu? Tarihi geçmiş mi? Sigortalı aktif mi, değil mi? Primleri yatıyor mu? Hak sahibi mi?  Her şeyi görüyoruz ve tek tek kontrol ediyoruz. Burada esas sıkıntı, hak sahibinin haberi olmadan hazırlanan sahte reçeteler… Şuanda kesin olarak tespit ettiklerimiz, bazı eczanelerin (daha önce kendisinden alışveriş yapan) ikinci reçete hakkını kullanmamış hak sahiplerinin adına ay sonuna 2 gün kala, doktora sahte reçete düzenletmesi. Doktorun haberi var mı? Onu polis araştıracak. Bazılarının da eş dosttan sigorta numaralarını alarak bunları düzenlemesi… Bu bir sistem açığı değil mi zaten? Bu ‘açık’ değildir. Siz sigortalısınız. İki reçete hakkınız var. Biz sistemi eczaneye açmazsak, ikinci reçete hakkınızı kullanıp, kullanmadığınızı göremezse sorunlar yaşanacak. Hakkınız olmadığı halde, size ilaç verecek. “Sistemin açığında faydalanma” gibi bir cümle kullanılıyor. Bu açıktan faydalanma değil. Art niyetle dolandırıcılık yapılması… Örneğin harcama yetkiniz var. Bir fatura karşılığı bir ürün alınıyor işletmenize. Fatura, makbuz getiriliyor size. Siz de ona imza atıyorsunuz. Size bir naylon faturaya imza atıyorsanız, haksız kazanç elde etmiş olursunuz. Zimmetine para geçirmiş olursunuz. Bu dolandırıcılıktır. Savunma avukatları iddia ediyor ki, “Sosyal Sigortaların sisteminde, doktor hastayı görmeden reçete yazma hakkı vardır”… Bu tam bir saçmalık. Doktor, hastayı görmeden ilaç yazamaz. Böyle bir uygulama yok. Ancak hastasını tanıyor doktor, eczacısı arıyor doktorunu, “Hastanız geldi. Bu ilaçları alacak. Reçete eder misiniz?” diye soruyor. Bu soruşturmada sahte reçete düzenlenmesinden bahsediyoruz. Doktor hastasını tanıyorsa, doktora gidecek durumu yoksa hastanın. Eczacı da hastayı biliyorsa, bu “tamam” değil mi? Bu iyi niyetli, vicdanlı doktor ve eczacılar da, bu soruşturmadan zarar görecek mi? Sayın Polis Genel Müdürü ve Adli Polis Müdürü benimle şunu paylaştı:  “Biz iyi niyetle yazılan ve gerçekten sigortalıya ulaşan ilaçları konu etmeyeceğiz…” “Benim de bunlardan şikayetim yok” dedim zaten. Ancak, sigortalının haberi olmadan reçetelerine ilaç ilave edilip, benden parası alınması konusunda kesinlikle şikayetçiyim… Haber/ Selda Bektaş Fotoğraf-Video/ Serhan Kablan