Çözüm İçin Çözümden Önce İşbirliği
Bu hafta, içerde yaşadığımız sıkıntılar dışında bir konuya değinmenin iyi olacağını düşündüm. Klasik kalıplaşmış her şeyin ona bağlandığı, Kıbrıs sorununa...
Aral Moral
06/10/2023 13:00
kalıplaşmış her şeyin ona bağlandığı, Kıbrıs sorununa...
Fazla uzatmadan doğrudan konuya girmekte fayda var.
Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türklerin birlikte devlet yönetme ve sorunlara birlikte çözüm bulma noktasında pratikleri çok zayıf.
Hatta hiç yok bile denebilir.
Federal bir çözüme karşı değilim. Annan Planı’nda da oyum ‘evet’ idi.
Ama ortada bir gerçek var ki, şimdiye kadar yapılan denemelerde federal çözüm için ortak zeminin, anlayışın, fikirsel uyumun olmadığı maalesef ortadadır.
Bu ortadadır diye de elbette ki olmayacak hülyaların peşinde koşalım diyecek de değilim.
Ve açık seçik bir gerçek daha var ki, o da, ortada bir sorun varsa, o sorunun her zaman çözülmesi gerektiğidir.
Kıbrıs sorunu da ebetteki çözülmesi gereken bir sorundur ve bu mevcut statükonun da bu şekilde sürdürülemeyeceği nettir.
Peki, ortak zemin, anlayış, fikirsel uyum yoksa ilanihaye böyle mi gitmeli?
Kıbrıslı Türkler ve Rumlar zaman zaman ve hatta sık sık ortaklaştıkları sorunların çözümüne yönelik Godot’yu bekler gibi kapsamlı çözümü beklemesi mi gerekir?
İklim krizine bağlı olarak su baskınlarına, yangınlara, düzensiz göç, çeşitleşen suçlar, enerji krizleri gibi birçok soruna, probleme yönelik ortak adımlar atıp, BİRLİKTE BİR ŞEYLER YAPABİLME PRATİĞİNİ geliştiremez mi?
Yok mu bunun örnekleri?
NELER OLUYOR, BİRAZ SAĞIMIZA SOLUMUZA BAKALIM
Son zamanlarda Kıbrıslı Türklerin ve Rumların ‘anaları’ bir birini ilgilendiren sorunların çözümüne yönelik nasıl işbirliği yapacaklarına dair bir dizi toplantılar, görüşmeler yaptı ve ilerleyen günlerde de buna devam edecekler.
Hakkını vermeden geçemeyeceğim. Halkın Partisi Genel Başkanı Sayın Kudret Özersay’ın son 10 yıldır söylediği ve formüle ettiği, Kıbrıslı Türklerin ve Rumların birbirlerine karşılıklı güvenlerini artıracağı, gerek birbirlerine yönelik gerekse de tek başlarına karşılaştıkları sorunlara yönelik, birlikte yapacakları, çare(ler) üretebilme pratiğini geliştireceği gelişmeler kapıda...
Kimisi buna kapsamlı çözüm öncesi ‘ara çözümler’ diye bilir kimisi de ‘işbirliği modelleri’...
Coğrafyamızda, karşılıklı tanınmayı gerektirmeyen ve karşılıklı bağımlılık (interdependence) üzerine kurulacak modellemelerle bunu başaranlar da yok değil.
Trump dönemi ABD’nin Ortadoğu’da başardığı ve adına İbrahim Anlaşmaları denen bir dizi iş birliği anlaşmalarına bakmak, bize de gidilecek köyün minarelerini şimdiden göstermektedir.
Ortadoğu’da neyi başardılar ondan da hızlıca basitçe bahsetmeden geçmeyelim.
Bildiğiniz üzere İsrail ve Lübnan birbirine ‘düşman’ iki ülke. Birbirlerini de tanımıyorlar. Ama bu anlaşmalar sayesinde, birbirlerini tanıma zorunluluğu olmadan, sorunlarına yönelik bir dizi iş birliklerini hayata geçirdiler.
Yine bu anlaşmalarla İsrail ve körfez ülkeleri arasında doğrudan uçuşlar, ticaret, turizm gibi konularda bir dizi ‘normalleşmeye’ gidildi.
Kıbrıs’ta da taraflar arasındaki sorun, çıkmaz, tartışma; adına her ne derseniz, 50’nci yılına girmek üzere. Bu kadar süren sorun bu küçücük kara parçası için artık fazla.
Geçmişle yüzleşerek, geçmişin acılarından derse çıkararak, geleceğe daha sağlam adımlar atmak için bu adanın insanları olarak birlikte bir şeyler yapma ve sorunları çözebilme pratiğimizi geliştirmemiz gerekmektedir.
Çağın beraberinde getirdiği sorunlara ve fırsatlara yönelik ortak karar alıp ortak adımlar atmanın, çözüm için çözümden önce işbirliğinin önemi budur.