Şu Nüfus ve Vatandaşlık Meselesi

Bir kesimin açıktan, bir kesimin de açıktan olmasa da fısıltıcık halinde şikayet ettiği, dile getirdiği, ama aslında bir çoğunun da yine samimiyetsizce ele aldığı bir konu.

Aral Moral
27/10/2023 09:25
Şu Nüfus ve Vatandaşlık Meselesi
Bu konuyu biraz daha deşmekte yarar var diye düşünüyorum. Bir kesimin açıktan, bir kesimin de açıktan olmasa da fısıltıcık halinde şikayet ettiği, dile getirdiği, ama aslında bir çoğunun da yine samimiyetsizce ele aldığı bir konu. Samimiyetsizden kastımın ne olduğunu yazının ilerleyen kısmında ele alacağım. Her ne kadar mandası sadece “benzine zam yaptık”, “benzine indirim yaptık”, “elektrik şöyle”, “elektrikte böyle” demekten ileriye gidemeyen Ekonomi Bakanlığımızın aslında bunlardan çok daha önemli bir görevi var. Bizdeki Ekonomi Bakanlığına çok önem atfediyormuşum gibi olmasın; sadece bizim değil, dünyanın hemen hemen tüm Ekonomi Bakanlıkları için öyle. O da; ülkedeki ekonomiyle ilgili kısa, orta ve uzun ölçekli ekonomik vizyonlar ortaya koymaktır. Bunun için de başta data gerekli. Yani veri. Yani örneğin nüfusu bilmek gerekli. Tabii vizyon, hedef, çalışmak da gerekli. Her ne kadar sırf popülizm uğruna ha bire ekonomik kalkınma planları, projeksiyonlarından bahsetse de hükümet ya da muhalefet partileri, sağlıklı bir veri elde olmadan bunların hepsi havada kalan laflar olarak duruyor. Belediyeler devlet katkısından daha fazla pay almak için, haklı olarak, şehirlerinin, kentlerinin gerçek nüfusunu talep etmekte. Hükümet edenler de genelde bu konuyu “Çok kalabalığız para yetmez, daha fazla para lazım” diyerek Türkiye’ye karşı kullanmakta. Bu nüfus işinin bir de vatandaşlık boyutu var ki o da evlere şenlik. Herkes daha fazla vatandaşlık verilmesinden şikayetçi ama kimisi yukarda da bahsettiğim üzere bunu açıktan yapar, “Ama vermemiz lazım” diyenler de böyle fısıltı halinde yapar. Ve yine, İçişleri Bakanlığının eski bir bürokratı olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, bu konuda en çok şikayet edenlerin yine aynı zamanda en çok talep eden kişiler olması o dönem çok garibime gitmişti. Samimiyetsizlik demiştim. Bir örnek vereyim. Hatta eski bir bürokrat arkadaşımın anlattığı ilginç de bir hikaye var. X bir sol parti başkanının, çok fazla vatandaşlık verildiği yönünde iktidara esip gürlediği bir dönemde, kendi köyünden bir kişiyi vatandaş yaptırıp sonra örgüt başkanı olarak üye yaptığını anlatmıştı. Durum bu kadar da samimiyetten uzaktır aslında. Bir kaç yazı öncesinde belirtmiştim. Memleketin nüfusu da vatandaşlığı da tam anlamıyla çorba halinde geldi. Bu konuda Türkiye yetkililerinin en yukardan itibaren “Daha fazla vatandaşlık verilmesi” yönündeki taleplerinin/niyetlerinin/beklentilerinin olduğunu söylemek yanlış olmaz. Daha öncede belirtmiştim. Türkiye’den buraya çalışmak için gelişler nerdeyse bitti. Hatta burada yaşayanlar geri dönmeye başladı. ‘Çorbalaşan nüfusun’ olduğu bir kara parçasında, belirli kriterlere sahip kişiler hariç, artık yeni vatandaşlık verilmesinin durdurulması kaçınılmazdır. Hele ki TL’nin değer kaybeden durumu karşısında ‘çekim merkezi’ haline gelen Kuzey Kıbrıs’a, hele ki Girne, Karpaz ve İskele bölgelerine olan talebi görünce..... Bilmem anlatabildim mi....