Erhürman: Emsal Olabilecek Nitelikte Bir Dava
Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Tufan Erhürman, Adıyaman’da yarın başlayacak İsias Davası ile ilgili Kıbrıslı Gazetesine konuştu.
Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Tufan Erhürman, Adıyaman’da yarın başlayacak İsias Davası ile ilgili Kıbrıslı Gazetesine konuştu.
İşte Erhürman’ın İsias Otel enkazının olduğu noktadaki açıklamaları:
“Buraya yürüyerek geldik. Yol üstünde pek çok otelin ayakta kaldığını gördük. Bu daha da çok acı veriyor. En az 4 - 5 otel var yol üzerinde ayakta kalan. Burası kum yığını gibi çöktü biliyorsunuz. Bu bile kendi başına bir şey söylüyor bu ülkede. Demek ki biraz özen gösterilmiş olsa idi burasının da bu hale gelmemesi mümkündü. Yarın mahkemede ne olur ne biter birlikte görmek için geldik. İsias ortak davamız oldu. Gerçekten ortak davamız oldu kendi aramızda bir sürü sorunlarımız olsa da bu konuda hep birlikte olduğumuzun görünmesi, bilinmesi gerekiyor. Ailelerimizin yanında biraz olsun durabilirsek, destek olabilirsek bu da bizim için önemli. Biliyorsunuz iddianame bilinçli taksir olarak düzenlendi. Mahkeme iddianameyi kabul etti. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesi sonucunda onun üzerine çıkacağı anlamına gelmez. Mahkeme o iddianameye rağmen olası kast olarak da hükmedebilir. Birden çok sanık var bazıları ile ilgili olası kast bazıları ile ilgili bilinçli taksir söz konusu olabilir. Her biri ayrı ayrı değerlendirilecek. Bir hukukçu olarak baktığımda demek ki buralarda hayatta kalan yerler var. Elbette burası deprem bölgesi, elbette burada deprem olduğu zaman binalar hasar görebilir. Ama bu binanın zaten daha önce fotoğraflarını hep birlikte gördük. Çöküş biçimi de, ortaya çıkan enkaz da, raporlar da içerde çok ciddi mühendislik hataları ve teknik bilimsel hataları olduğunu gösteriyor bize.
Kıbrıslı Gazetesi Haber Müdürü Selda Bektaş’ın “Olası kastın önemi ne olacak?” sorusu üzerine Erhürman’ın cevabı şu şekilde oldu:
“Olası kastın temel önemi şu; olası kast söz konusu olduğunda her bir vefat olayı ile ilgili ayrı ayrı ceza verilmesi söz konusu. Bilinçli taksir olduğunda bütün olay bir bütün olarak değerlendirilip bir tek ceza verilmesi söz konusu. Tabi ailelerin olası kast ile ilgili hassasiyeti bence sadece çok ceza alınsın üzerinden değil. Her birinin kendi kayıpları var. Bir kaybı var, iki kaybı var, üç kaybı var. Her bir kayıp için onun cezasının da adaletinin de tecelli etmesini bekliyorlar. Dolayısı ile bilinçli taksir olursa sanki hepsi birlikte değerlendirilecek ve tek bir ceza çıkacak. Tabi ki yıl olarak da çok daha az olur o. Ama bir yandan da bunu psikolojik bir etkisi var. Hepimizin ortak beklentisi adaletin tecelli etmesi. Elbette dosyayı okumuş olmamıza rağmen, raporları görmüş olmamıza rağmen yarın duruşmada duyacaklarımız da bizim de bir bilgi eksiğimiz varsa onun üstüne de bir şeyler bildirecek. Burada gördüklerim, yol boyunca gördüklerim, raporlarda gördüklerim, tutanaklarda okuduklarım bir hukukçu olarak bana en azından bazı sanıklar açısından olası kastın, bilinçli taksire oranla çok daha güçlü bir yapıda olduğunu gösteriyor.”
Bektaş’ın “Türkiye yargı sisteminde depremlere ve doğal afetlere ilişkin olası kast hiç çıkmamıştı değil mi? sorusu üzerine Erhürman şu şekilde cevap verdi:
“Şu ana kadar zaten olası kast ve bilinçli taksir ile ilişkin emsaller çok oluşmuş değil. Dolayısı ile burada bir emsal de çıkacak. Benzeri şeylerin olması durumunda emsal olabilecek nitelikte bir dava. Bu yaşadığımız 6 Şubat depreminin diğer yerlerde verdiği zararlar açısından da emsal teşkil edecek.”
Bektaş’ın “Bu arada uluslararası basını da görüyoruz. Çok fazla yabancı basın da var. Onlar da bizimle birlikte buradalar. Çeşitli yayınlar yapıyorlar ama bir yandan da Türkiye’deki gazeteciler de bu davayı takip ediyor. Çok önemli görülen bir dava. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine Erhürman şu şekilde yanıt verdi:
“Bu konuda ailelerimizin çok büyük bir emeği, çok büyük bir uğraşı oldu. Herkes karınca kararınca destek vermeye çalıştı ama esas bu işin başını çeken, önde gidenler aileler. Yaşadıkları acı anlatılır gibi değil. Çocuklarının hakkını aramak için uğraşıyorlar. Onların verdiği bu emek elbette davayı çok daha görünür kılıyor. Görünür kılması da önemli çünkü biliyorsunuz bu tip davalar çok uzun da sürebilir. Çok uzun yıllara da yayılabilir. Bu acı azalacak diye düşünmüyoruz, öyle bir beklentimiz yok. Çocuklarımız geri gelmeyecek öyle bir beklentimiz yok. Ama bu bizim çocuklarımıza karşı bir borcumuz, bir sorumluluğumuz. Hep birlikte bunu yerine getirmek lazım.”
İşte Erhürman’ın İsias Otel enkazının olduğu noktadaki açıklamaları:
“Buraya yürüyerek geldik. Yol üstünde pek çok otelin ayakta kaldığını gördük. Bu daha da çok acı veriyor. En az 4 - 5 otel var yol üzerinde ayakta kalan. Burası kum yığını gibi çöktü biliyorsunuz. Bu bile kendi başına bir şey söylüyor bu ülkede. Demek ki biraz özen gösterilmiş olsa idi burasının da bu hale gelmemesi mümkündü. Yarın mahkemede ne olur ne biter birlikte görmek için geldik. İsias ortak davamız oldu. Gerçekten ortak davamız oldu kendi aramızda bir sürü sorunlarımız olsa da bu konuda hep birlikte olduğumuzun görünmesi, bilinmesi gerekiyor. Ailelerimizin yanında biraz olsun durabilirsek, destek olabilirsek bu da bizim için önemli. Biliyorsunuz iddianame bilinçli taksir olarak düzenlendi. Mahkeme iddianameyi kabul etti. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesi sonucunda onun üzerine çıkacağı anlamına gelmez. Mahkeme o iddianameye rağmen olası kast olarak da hükmedebilir. Birden çok sanık var bazıları ile ilgili olası kast bazıları ile ilgili bilinçli taksir söz konusu olabilir. Her biri ayrı ayrı değerlendirilecek. Bir hukukçu olarak baktığımda demek ki buralarda hayatta kalan yerler var. Elbette burası deprem bölgesi, elbette burada deprem olduğu zaman binalar hasar görebilir. Ama bu binanın zaten daha önce fotoğraflarını hep birlikte gördük. Çöküş biçimi de, ortaya çıkan enkaz da, raporlar da içerde çok ciddi mühendislik hataları ve teknik bilimsel hataları olduğunu gösteriyor bize.
Kıbrıslı Gazetesi Haber Müdürü Selda Bektaş’ın “Olası kastın önemi ne olacak?” sorusu üzerine Erhürman’ın cevabı şu şekilde oldu:
“Olası kastın temel önemi şu; olası kast söz konusu olduğunda her bir vefat olayı ile ilgili ayrı ayrı ceza verilmesi söz konusu. Bilinçli taksir olduğunda bütün olay bir bütün olarak değerlendirilip bir tek ceza verilmesi söz konusu. Tabi ailelerin olası kast ile ilgili hassasiyeti bence sadece çok ceza alınsın üzerinden değil. Her birinin kendi kayıpları var. Bir kaybı var, iki kaybı var, üç kaybı var. Her bir kayıp için onun cezasının da adaletinin de tecelli etmesini bekliyorlar. Dolayısı ile bilinçli taksir olursa sanki hepsi birlikte değerlendirilecek ve tek bir ceza çıkacak. Tabi ki yıl olarak da çok daha az olur o. Ama bir yandan da bunu psikolojik bir etkisi var. Hepimizin ortak beklentisi adaletin tecelli etmesi. Elbette dosyayı okumuş olmamıza rağmen, raporları görmüş olmamıza rağmen yarın duruşmada duyacaklarımız da bizim de bir bilgi eksiğimiz varsa onun üstüne de bir şeyler bildirecek. Burada gördüklerim, yol boyunca gördüklerim, raporlarda gördüklerim, tutanaklarda okuduklarım bir hukukçu olarak bana en azından bazı sanıklar açısından olası kastın, bilinçli taksire oranla çok daha güçlü bir yapıda olduğunu gösteriyor.”
Bektaş’ın “Türkiye yargı sisteminde depremlere ve doğal afetlere ilişkin olası kast hiç çıkmamıştı değil mi? sorusu üzerine Erhürman şu şekilde cevap verdi:
“Şu ana kadar zaten olası kast ve bilinçli taksir ile ilişkin emsaller çok oluşmuş değil. Dolayısı ile burada bir emsal de çıkacak. Benzeri şeylerin olması durumunda emsal olabilecek nitelikte bir dava. Bu yaşadığımız 6 Şubat depreminin diğer yerlerde verdiği zararlar açısından da emsal teşkil edecek.”
Bektaş’ın “Bu arada uluslararası basını da görüyoruz. Çok fazla yabancı basın da var. Onlar da bizimle birlikte buradalar. Çeşitli yayınlar yapıyorlar ama bir yandan da Türkiye’deki gazeteciler de bu davayı takip ediyor. Çok önemli görülen bir dava. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine Erhürman şu şekilde yanıt verdi:
“Bu konuda ailelerimizin çok büyük bir emeği, çok büyük bir uğraşı oldu. Herkes karınca kararınca destek vermeye çalıştı ama esas bu işin başını çeken, önde gidenler aileler. Yaşadıkları acı anlatılır gibi değil. Çocuklarının hakkını aramak için uğraşıyorlar. Onların verdiği bu emek elbette davayı çok daha görünür kılıyor. Görünür kılması da önemli çünkü biliyorsunuz bu tip davalar çok uzun da sürebilir. Çok uzun yıllara da yayılabilir. Bu acı azalacak diye düşünmüyoruz, öyle bir beklentimiz yok. Çocuklarımız geri gelmeyecek öyle bir beklentimiz yok. Ama bu bizim çocuklarımıza karşı bir borcumuz, bir sorumluluğumuz. Hep birlikte bunu yerine getirmek lazım.”