Osman Akın: Maddi Gerçek; Çocuğunun Yüzünü Görüp de Tanıyamamaktır
6 Şubat’ta gerçekleşen deprem felaketinde Adıyaman’daki İsias Otel enkazında kalarak hayatını kaybeden Doruk Akın ve Alp Akın’ın babası Osman Akın, duruşmanın ikinci gününde dinlendi. Baba Akın olayı anlatırken yürekler dağlandı. Hem mahkeme alanında hem de salonun dışında izleyenler göz yaşlarını tutamadı.
6 Şubat’ta gerçekleşen deprem felaketinde Adıyaman’daki İsias Otel enkazında kalarak hayatını kaybeden Doruk Akın ve Alp Akın’ın babası Osman Akın, duruşmanın ikinci gününde dinlendi.
Baba Akın olayı anlatırken yürekler dağlandı. Hem mahkeme alanında hem de salonun dışında izleyenler göz yaşlarını tutamadı.
İşte baba Osman Akın’ın ifadeleri:
Doruk Akın ve Alp Akın’ın babasıyım. Sanıkların tümünden şikayetçiyiz. Adıyaman’a gelişimizle ilgili organizasyonun başında biriyim. Can parçalarımız Kıbrıs’ta şampiyon olduktan sonra. Adıyaman’a gelinmesi için program yapılıyor. Yaptığımız araştırmada ve bize bilgilendirilen güvenli olayı çok önemliydi bizim için. 26 tane can parçasını alıp Adıyaman’a gelecektik. İsias Müdürü Cuma Tufan ile iletişime geçtik. Bütün ayarlamaları, her şeyi ben yaptım. Whatsapp üzerinden yazışmalarımız oldu. Tüm bunları yüce mahkemeye sundum. Cuma bey ile patronumun içtiği sigara Kıbrıs’ta var alabilir misiniz dedi. Hesabıma Efe bozkurt tarafından 2000 tl’lik para gönderildi. Ardından 3 Şubat’ta Antep üzerinden Adıyaman’a vardık. İSias Otel’e girişimizi tam girişimizi yapmadan Adıyaman Belediyesi başkanının ziyaretine gittik. Başkan bizi gayet güzel karşıladı. Hatıra olarak son fotoğrafımızı çektik. Otele gittiğimizde çocukları yerleştirdik. Aileler lobideydi. Rahmetli Ali ve İbrahim öğretmenle müdürün odasına geçtik. Sohbetimizi yaparken odanın yan tarafında hafif benim boylarımda kambur şeklinde duran başında kasketi olan birisi yanımıza geldi. Cuma bey hemen toparlandı, patronumuz diye bizi tanıştırdı. İsmi Mehmet Fatih Bozkurt’tu. Akabinde daha önce aldığım sigaraları Bozkurt’ teslim ettim. Kafilede bizimle birlikte Canbulat Ortaokulu’nun kafilesi de vardı. Allaha bin şükür ki İsias Oteli’nde yer yoktu ve başka otele yerleştirdik. Can parçalarımız buraya geldikleri için o kadar mutluydular ki size anlatamam. Ben 5 Şubat sabahı Recep arkadaşımızla Kahramanmaraş’a geçtik. Son otelden ayrılmadan önce iki tane aslan parçamı kaldıkları odada son kez gördüm ve çocuklarımı bırakarak oradan ayrıldı. Büyük bir depremdi. Ama şu an karşınızda durduğuma göre yıkılmayan bir otelde kalmışım. İnsan hayatına önem verilen bir otelde kaldım. Tüm Türkiye ve Kıbrıs bunu duydu ama biz bunu duymadık. Çünkü 36 tane canın sorumluluğu üzerimizde. Ben İsias Otel’in yıkıldığını eşimin mesajı ile öğrendi. “Adıyaman kötü, İsias yıkıldı” mesajını aldım. Otel tamamdır, çocuklar çıkmaya başladı gibi sürekli böyle haberler. İletişim 0, o kadar kaos ortam vardı ki inanamazsınız. Ben Maraş’tan otelden çocukları sağlam bir yere almak için çırpınıyoruz. Bir şekilde çocukları güvenli bir yere getirdikten sonra Adıyaman’dan zaten haber yok hiçbir şekilde.
Adıyaman’a hareket ederken depremin büyüklüğünü o an fark ettim. Ben Gölcük depremini de yaşadım. Ben bilirkişi değilim ama göz görür. Adıyaman’a gelene kadar bir çok yıkım gördüm. Ben İsias’a 7 Şubat günü varabildim. Otele vardığımda gördüğüm manzara sadece bir kum yığınıydı. Otelde 72 can gitmiş. Öldü lafını kullanamıyorum. Can kaybımız 72 tane. Umutlarımız, hayallerimiz… O kum yığınının içine gömüldüler. Hep bir umut…Çocuklarımıza ulaşırken, büs bütün olması için dua ettik. Ne mimarım ne mühendisim, orada gördüğüm manzara malzemeden tutun, betonu elimizle üfeliyorduk. Aileler bunu yaptı sayın başkan. Çocuklarına ulaşabilmek için elleri ile kazdılar.
Dün maddi bir gerçekten bahsedildi. Biz adalete güveniyoruz. Maddi gerçek; çocuğunun yüzünü görüp de tanıyamamaktır. Maddi gerçek budur. Burada herkesin hayatının yarım kalmasıdır. Biz kendi hayatımıza mı yanalım, yoksa can parçalarımızın yapamadıklarına mı yanalım. Biz Türk yargısına güveniyoruz. Adalet er yada geç bu salondan çıkacaktır.