"Her Yerin Moloz Yığını Gibi Çöktüğünü Gördüm"
6 Şubat depreminde İsias Otel enkazında kalarak hayatını kaybeden Havin Kılıç’ın babası Recep Kılıç, duruşmanın ikinci gününde dinlendi.
Serhan Kablan
04/01/2024 18:44
6 Şubat depreminde İsias Otel enkazında kalarak hayatını kaybeden Havin Kılıç’ın babası Recep Kılıç, duruşmanın ikinci gününde dinlendi.
Recep Kılıç’ın duruşmadaki konuşması:
“Ben de kızımın yanında olabilmek için Ercan’dan Antep’e gittim. Ben araç kiraladım, arkalarından gittim. Arada telefonda konuştuk. Kızım arkadaşlarıyla 204 numaralı odada kalıyordu. Ben başka odada kalıyordum. Ben 01.00 -01.30’a kadar oturdum sigara içtim. Gözümü açtığımda sarsıntı yeni başlamıştı. Gözümü kapatıp açmamla birlikte 5-10 saniye birlikte bir yük üzerime bindi. Elektronik sigaranın ışığına ulaştım. Her yerin moloz yığını gibi çöktüğünü gördüm. Moloz yığınının altındaydım, üzerimde de bir blok vardı. Umudumu kestim, bağırmaya da başladım Havin, Havin diye. Sonra Pervin hocanın sesini duydum. Çocuklarımın sesine benzettim ilk başta. O zaman dedim çocuklar kesin yaşıyordur. Zaman birimi olarak bilmiyorum. Çıktım bir şekilde, soğuktu. Pervin hoca bağırıyordu. Oraya doğru yöneleceğim vakit Esra hocanın sesini duydum. Recep sen misin? Çıkış yolu aradığımı söyledim ve tırmanmaya başladım. Çıktığımda solumda Murat hoca sağımda da Pervin hocayı gördüm. Çıkmaya çalışırken Turizmci arkadaş kıyafet istedi. Pervin hocanın da parmağının yaralı olduğunu gördüm. Tekrardan yukardan aşağıya indim Esra hoca ile çocukları konuşuyorduk.
Ben telefonumu çok sonradan buldum. Telefonum ıslaktı, açamadım. Yan tarafından tuşlara basınca video kaydı başlamış. Onu da savcılığa gönderdim.
Enkazı Kızılay’ın oradan gördüğümde kimsenin sağ çıkamayacağını anladım. Pervin ile Esra bağırmaya başladı. Moloz yığınının içerisinde bir şey yapamayacağımızı anladığımızda diğer taraflardan geçiş bulabilir miyiz diye bakarken Turizmci arkadaşlardan birisini elimi tutabilir misiniz başım ağrıyor dedi.
Sonra battaniye tarzı bir şeyler attılar üzerimize. Esra’nın da yüzünde darbeler vardı. Pervin de iyi değildi. Bekledik…
Gaziantep Başkonsolosu Fatma Hanım geldi. İçeride otururken ikinci deprem oldu, herkes çıktı ben çıkmadım. Yıkılacaksa yıkılsın dedim. Sarsıntı bitince Fatma Hanım beni de arabaya aldı. 3-4 kişi gördüm geldiler etrafa baktılar, peşlerine koştum AFAD mı, yardım etmek için mi geldiler… Sonra biz AFAD’tanız dediler. Bizim eşyalarımız yoktur. Dedim diye geldiniz, kafalarını sokup gittiler.
Sonrasında akşamüzeri ekip geldi Kıbrıs’tan, çalışmalar hemen başladı ama kaldırıp atacağımız bir şey yoktu. Pergola denilen şey ile çok uğraştılar, parça parça attılar. Cenazelerimiz çıkmaya başladıktan sonra umudumuzu yitirdik. Cenazelerimizi sağlam alalım da gidelim boyutuna geldik. Her gelen Havin mi? diye böyle süreç yaşadım. İkinci kafile ile eşim geldi. Getirdiği kıyafetleri giydim. 11 Şubat’ta da 5 kişiden 1’i olarak Havin 4 arkadaşı ile birlikte bir odada bulundu bodrum katında. Üçüncü katta olan Havin bodrum katında bulundu. Biz arka tarafta bekliyorduk. Teşhis için çağırdıklarında girdim ama yüzüne bakamadım. Kabullenmek istemedim, Havin değil dedim. Annesini çağırdım sol taraftan dönüp çıktım. Annesi gördüğünde çığlık atıp düştü yere…
Sabah 04:00 civarı teşhis ettim. Ertesi gün bizim için ayarlanan uçakla Kıbrıs’a gidip defnettik.
Ahmet Bozkurt’a sorumu yöneltmek istiyorum. Ekranı büyütebilir miyiz? (Recep Kılıç ekranın karşısına geçti.)
Recep Kılıç: Pergola tentenin hangi malzemeden yapıldığını öğrenmek istiyorum.
Ahmet Bozkurt: Bütün annelerin babaların kardeşlerin acısını içinde yaşıyorum.”