Prof. Dr. Ulvi Keser’in Kanlı Noel İddiaları!
None
Cenk Paşa ile “İnce Ayar” programında bu hafta “Kanlı Noel” konusu masaya yatırıldı. GAÜ Siyasal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ulvi Keser, bu konuda yazdığı kitapta yer alan iddialarla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yazdığı kitaptan bilgiler veren Keser, özellikle şu anda “Barbarlık Müzesi” olarak adlandırılan yerde yaşanan katliamla ilgili hassas noktalara değindi.
İşte Prof. Dr. Ulvi Keser’in İnce Ayar programındaki açıklamaları şu şekilde:
İlk Fotoğrafı Ömer Sami Coşar Çekti!
Evin içerisinde çekilen fotoğraflarla ilgili de konuşan Keser, “Evde 9 kişi var, 5’ini öldürmüşsünüz. İlk içeriye girildiğinde 7 kişi banyoda, 1 kişi lavabonun yanında, 1 kişi de somyanın yanına gizlendi.
İlk ateş sırasında bu insanlara bir şey olmuyor. Muhtemeldir ki çıkan seslerden dolayı içeride birilerinin olduğu anlaşıldı. Bu sefer hedef gözeterek banyoya yöneldiler ve ateş ettiler. Mermiler neredeyse 90 dereceden delmiş. Banyoda tüm mermileri anne yemiş, daha sonra iki evladını isabet aldı. En altta kalan 6 aylık bebek ise nefessizlikten ölmüş. Banyo kapısının arkasındaki iki kadın da ayni şekilde 90 derece açı ile ateş edilerek öldürüldü.
Fotoğraflar konusuna gelecek olursak, anne ve çocukların küvetin içerisinde olması net bir şekilde doğrudur. Türkiye’den gelen gazeteci Ömer Sami Coşar, fotoğrafta herkes görünsün diye anneyi yukarıya alıp, çocukları da yanına koymuşlar. Oraya gelen diğer 7-8 farklı kişi bu fotoğrafı ayni kadrajdan çekmiş. Ama içerideki pozisyon hep ayni.”
İşte Prof. Dr. Ulvi Keser’in İnce Ayar programındaki açıklamaları şu şekilde:
Zeki Halil ve Cemaliye Emirali’in Öldürülmesi Konusu
“Kanlı Noel olarak adlandırdığımız dönem 24 Aralık 1963 günü başladı. Fiili olarak bunun başlaması ve ateşlenmesi 21 Aralık 1963 günü oldu. Polis Genel Müdürü Lagadontis ve İçişleri Bakanı Yorgadis’in sivil istihbarat birimleri, Türk Mukavemet Teşkilatı istihbaratı için çalışan taksi şoförü Zeki Halil ve Cemaliye Emirali’yi öldürürler. Bununla ilgili olarak da yazılanların neredeyse tamamı hayal ürünüdür. Benim tespitlerim ve araştırmalarıma göre, Zeki Halil tek başına ve takip altında, hatta plakasına kadar tespit ettim arabaların. Lagadontis ve Yorgadis’in sivil istihbarat birimi o akşam iki arabayı birden takip etmişler. Zaten 21 Aralık gecesi Zeki Halil ile Cemaliye Emirali’yi öldürenler kimlikleri belli olan, sicil numarasına kadar tespit ettim ve kitabımda yazdım, 5 kişi. Dördü istihbaratçı polis. Biri de bir Rum futbol kulübünün oyuncusu. Bu olaylar olduğu anda Cemaliye Emirali Tahtakale’de. EOKA’nın ele başları veya ileri gelenlerinin devamlı uğradığı bir yerde çalışıyor. Ama sonradan yaptığım tespitlere göre oraya bilgi toplaması için görevli olarak gönderilmiş Cemaliye Emirali.- Zeki Halil ile Cemaliye Emirali, sıradan insanlar değildir.
- Her ikisi de TMT tarafından görevlendirilmiştir. Zeki Halil hem kurye hem de istihbarat için çalışıyordu. Cemaliye Emirali de istihbarat birimi için çalışıyordu.
Keser, Tartışılan Konulardaki Araştırmalarını Ortaya Koydu
22 ve 23 Aralık 1963, yaşanan olayların gerginliği ile geçiyor. 24 Aralık 1963 gününe geldiğimiz zaman, yaklaşık 40-50 kişilik Yorgadis’in adamı Cornaro Hotelin önünden Dereboyu’nun merkezine gelmişler ve 3’e ayrılmışlar. Bir grup Ledra tarafına ilerledi. Diğer iki grup Köşklüçiftlik’ten Kumsal’a doğru ilerlediler. Bu gruplar 12-13 kişi olabilir ama ben 5 tanesini tespit edebildim. Bütün olay, 24 Aralık 1963 akşamı 19.00-19:45 saatleri arasında şimdiki Barbarlık Müzesi, Severis Un Fabrikası (Şimdi Otel Oldu) ve şimdiki Açık Öğretim Üniversitesi üçgeni içerisinde oldu. Bu konuyla alakalı herkes bireyler söyledi ve yazdı. Ben bu araştırma için 30 yılımı harcadım, bir polis dedektifi gibi çalıştım. Kim ne söylediyse aldım ve o söyleneni değerlendirdim. Bin sayfalık da bir kitap çalışması ortaya koydum. Burada tartışılan konulardan birincisi yüzlerce kişi Köşklüçiftlik’teki eve girip oradaki insanları öldürüp çıktılar mı? Böyle olmaz dediler, evet doğru bu böyle olmadı. Daha önce de söylediğim üçgen içerisinde 19:00-19:45 arasında 7 farklı çatışma meydana geldi. Eve girdiler, öldürdüler ve çıktılar tezi burada çürüyor. Bölgenin müdafaasız olacağı düşüncesi vardı. Bu bölgeye neden geldiler? Severis Un Fabrikasının çatısında bir makineli tüfek vardı. Çatıda bulunan 3 veya 4 kişilik grupla karşıdan gelen grup karşılaşacak ve Kaymaklı istikametine gidecekler, buradan da püskürtme hareketiyle sınır boyuna kadar Kıbrıslı Türkleri teslim alacaklardı. En son noktaya kadar şu anki Barbarlar Müzesi olarak adlandırılan yerdeki ev olayın içerisinde yok. Dolayısıyla bununla ilgili ortaya konulan her şey yalan ve yanlıştır, bilgi kirliliğidir. Peki eve neden girdiler? Bölgeye 12-13 kişilik 2 farklı grup farklı istikametlerden girmiş ve Saveris Un Fabrikasına doğru ilerlerken, Kıbrıslı Türkler hemen Çetinkaya’nın orada toplanılıyor ve Vural Cevdet, Yılmaz Bora, Aziz Güner, Tuncer Hasan ve Muhip Hüseyin’den oluşan 5 kişilik grup makineli tüfeği imha etmesi için gönüllü olarak belirleniyor. Çetinkaya’dan çıkıp geldikleri yol, Yenikent üzerinden şimdiki Açık Öğretim Fakültesine kadar. Rumlar şüphelenmesin diye lüks bir arabayla ilerliyorlar. Burada arabadan indikten sonra bölgedeki iki grup Rumdan haberleri yok. Saat 19:00 sularında, Barbarlık Müzesinin olduğu sokağın arka tarafındaki inşaat halindeki apartmanın içerisinde yürürken Rum gruplarla kafa kafaya geliniyor ve çatışma meydana geliyor. Çatışmanın ardından 5 kişilik TMT timinden Yılmaz Bora ve Vural Cevdet ağır yaralı olarak kurtuluyor, diğer 3 kişi ise şehit oluyor. Rumlardan ise 1 veya 2 tane de ölü var. 1’i kesin ama ikincisinden çok emin değilim. Çünkü ölen veya yaralanan iki kişiyi bölgeden sürüyerek geri çekmişler.Çatıdan Mermi Yağdırdılar
Barbarlık Müzesi olarak adlandırılan evin arkasında Zeka Mullahasan’ın evi var. Mullahasan o gün mevzide. Evinde rahmetli Suzan teyze, iki oğlu, evin arkasında müştemilatta kalan Eroğan Rifat, eşi Nevin hanım, oğlu Eser ve kızı beste ile birlikte toplam 13 kişi var. Oraya gelen Rumlar, panik ve korku halinde ilerlesek mi ? Geri mi dönsek mi? ikileminde kaldılar. O sırada Severis Un Fabrikasının çatısından bölgeye kurşun yağdırmaya başlamışlar. Rahmetli Suzan teyze evin çatısının aşağıya indiği ve kapının üzerinde de 200 mermi deliği olduğunu bana söylemişti. Ve bunu bana Suzan teyze sayarak söylediğini anlatmıştı. Erdoğan Rifat eve geldiğinde şok geçirmişti. O evde de tek erkek Erdoğan Rifat, eli silah tutan. Erdoğan Rifat iki farklı yerden ateş ediyor. Evde kalabalık birileri var imajı vermek için. 19.00-19.45 saatleri arasında burada bir çatışma var. Ama çok eşit şartlarda değil. Ve maalesef son ateş ettiği sırada vurularak şehit olduğu anlatılıyor. Bu çatışma sonrasında Severis Un Fabrikasının üzerindeki kişiler de aşağıya indi. O sokaktaki bütün evleri sokağa çıkarttılar ve onları canlı kalkan yapıp, Kaymaklı istikametine nasıl gideriz hesapları yapmaya başladılar. Bu insanlar da o soğuk havanın içerisinde bağırıp, ağlıyorlar. 30 kişiye yakın, hepsini tespit ettim isimlerine kadar. Daha sonra bu Rum grup Jandarma istasyonuna ateş etmeye başladılar ve burada bir çatışma daha çıkmış. Hatta canlı kalkan olarak kullanılanlardan 1-2 kişi de yaralanmıştır. Çatışma grubunda polis grubunda Vedat İleri, Kemal Hıfsı, Hakkı Behiç Aktolga ve Talat Usar (Naci Talat’ın Babası). Bu 4 kişi Rum grupla çatışmaya giriyorlar. Burada Vedat İleri, Kemal Hıfsı ve Hakkı Behiç Aktolga yaralandı. Rum grup oradan hiç beklemedikleri böyle darbe alınca, aralarından birkaç kişi ayrılmış ve bu 4 polisin olduğu mevziinin arkasından da ateş ettiler.
Rumları Korku Sardı
Çatışmalar devam ederken bir başka polis Halil Süleyman, hemen karakola giriyor, katları dolaşıyor, kimseyi göremiyor. Süleyman da hangi silahı bulduysa farklı bir mevzii oluşturup çatışmaya giriyor. Bütün bunlar bölgeden kolaylıkla geçeceğini düşünen grup için panik yaratıyor. Rumların Kaymaklı istikametine gitme hesapları suya düşünce, canlı kalkan olarak kullandıkları 23 kişiyi (Kaçan ve yaralananlar oldu) geri döndürüp şu anki Barbarlık Müzesinin olduğu yerin karşısındaki dereye doğru geçirdiler. 23 kişiyi yan yana dizdiler. O anda oradan geçen Kızılaç ekibi durarak 23 kişinin isimlerini almışlar. “Ya şimdi serbest bırakacaksınız, yada hepsini kayıt altına aldık. Ne hapse atabilirsiniz nede öldürebilirsiniz” ifadesinde bulunmuşlar. Ama Rumlar esir aldıkları kişileri götürdüler ve 31 Aralık gecesine kadar ceza evine tuttular. Ardından ise serbest bırakıldılar.Barbarlık Müzesi Olarak Adlandırılan Eve Dikkat Çektiği İçin Giriliyor
Orada bulunan evlerin ışıkları açık, insanlar dışarda. Fakat şu anda Barbarlık Müzesinin olduğu evin kapıları kapalı, ışıklar söndürülmüş şekilde. Ve muhtemelen kim var bu evde diye sorulunca, korku panik yükseldi ve kapıdan rastgele ateş ederek 4 kişi içeriye girmiş. Grubun başında olan kişi Markos Savvas, bu 4 kişiyi engellemeye çalışmış, bunu da yazdım kitabımda. Ama engelleyememiş.Keser, Ev Baskınını TMT Yaptı İddialarına da Cevap Verdi
Keser, bu evi özellikle TMT gelip bu evde katliamı yaptı. Çünkü Türkiye’nin ilgisini çekmeye çalışması gerekiyordu. Türkiye’nin dikkati buraya dönsün iddialarına da kendi iddialarıyla cevap verdi. Burada isimlerini verdiğim kişilerin dışında da 93 kişiyle görüştüm. Net soru sordum! Siz burada bir mücahit gördünüz mü? Elinde silah taşıyan bir TMT üyesi gördünüz mü sabahtan itibaren? Hayır cevabını aldım. Sabahtan akşama kadar elinde silahlı görev yapan Türk unsuru yok! Görev yapanlara da sordum. Hayır cevabını yine aldım.
Kullanılan Silahlar Türk Alayında Yok!
Eve giren 4 kişi 4 farklı silah kullanmış. Stengun, Amerikan Piyade Tüfeği, Çekostavak Ceze ve Çekostovak Ceze Yarı Otomatik. Evin dışından da ateş edilmiş. 44 mermi var evin dış yüzeyinde. 1-Bunu bir kişi yaptıysa 5 farklı silah kullanmaz, 2- Bu silahlar Kıbrıs Türk Alayında Yok, 3-TMT’de yok 4-EOKA artıklarında var, 5-Yunan alayında var, 6-Sonradan Rum Muhafız Ordusunda var.Keser, Binbaşı Cinnet Geçirdi İddialarına Cevap Verdi!
Bir de şu iddia var. Binbaşı cinnet geçirdi ve ailesini katletti! Yetkililerden defalarca bilgiler aldım, çok kişilerle görüştüm. Ve bu konu ile ilgili çalışan Psikiyatrlara ve konu ile ilgili uzmanlara sordum. Bir kişi cinnet geçirince ne olur? Ama bunu yapabileceği bir kanıya ulaşamadım. Savvas Selis 21 Mart 2007’de Politis Gazetesine açıklamada bulundu. “Biz girdik vurduk” dedi. Açıklamada, o gece bölgenin temizlik operasyonlarında yer alan gruplardan biri ateş ederek eve girdi, kapının arkasına saklanan birileriyle karşılaştı. Kapıya ateş etmeye başladılar ve sonra kaçtılar diyor. Kapıya bakıyorlar, kapıda kurşun izi yok. Çünkü o kapıyı sonradan yaptılar. Yani evin orijinalinde şu anda görülen kapı yok, çünkü orijinal kapı evin içerisindeki. Sol tarafta personelin durduğu yeri de sonradan yaptılar. Eve girince, sağda büyük salon da ev sahibinin yaşadığı evdir. Tek göz evin girişi arka taraftandır. O gün evde, iki evde yaşayanlar var. Kanlı Noel diye adlandırdığımız olayı sadece o ev ve sadece o evin içine indirgemek yanlıştır diye düşünüyorum.
İlk Fotoğrafı Ömer Sami Coşar Çekti!
Evin içerisinde çekilen fotoğraflarla ilgili de konuşan Keser, “Evde 9 kişi var, 5’ini öldürmüşsünüz. İlk içeriye girildiğinde 7 kişi banyoda, 1 kişi lavabonun yanında, 1 kişi de somyanın yanına gizlendi.
İlk ateş sırasında bu insanlara bir şey olmuyor. Muhtemeldir ki çıkan seslerden dolayı içeride birilerinin olduğu anlaşıldı. Bu sefer hedef gözeterek banyoya yöneldiler ve ateş ettiler. Mermiler neredeyse 90 dereceden delmiş. Banyoda tüm mermileri anne yemiş, daha sonra iki evladını isabet aldı. En altta kalan 6 aylık bebek ise nefessizlikten ölmüş. Banyo kapısının arkasındaki iki kadın da ayni şekilde 90 derece açı ile ateş edilerek öldürüldü.
Fotoğraflar konusuna gelecek olursak, anne ve çocukların küvetin içerisinde olması net bir şekilde doğrudur. Türkiye’den gelen gazeteci Ömer Sami Coşar, fotoğrafta herkes görünsün diye anneyi yukarıya alıp, çocukları da yanına koymuşlar. Oraya gelen diğer 7-8 farklı kişi bu fotoğrafı ayni kadrajdan çekmiş. Ama içerideki pozisyon hep ayni.”