‘50 Yıllık Değerlendirme’ Yazmasam Olmazdı

Yazınız 20 Temmuz’a ya da öncesine denk gelirse, günün anlam ve önemine dair bir değerlendirme kaçınılmaz olur.

Aral Moral
19/07/2024 13:42
‘50 Yıllık Değerlendirme’ Yazmasam Olmazdı
Adettendir... Yazınız 20 Temmuz’a ya da öncesine denk gelirse, günün anlam ve önemine dair bir değerlendirme kaçınılmaz olur. Başından belirteyim de farklı yerlere çekmek isteyenler olabilir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörü olan Türkiye’nin 1974 müdahalesi ile daha sonra adanın kuzeyinde oluşan durumu bir birine karıştırmıyorum. İkisi farklı şeyler. Bir diğer farklı noktada, Türkiye Cumhuriyeti’nin, 1960’dan doğan hakları gereği Kıbrıslı Türklerin mi yoksa Kıbrıs Cumhuriyeti’nin mi garantörü olduğu noktasında kafa karışıklıkları var. Türkiye, Kıbrıslı Türklerin garantörü değildir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Anayasal düzeninin garantörüdür. İlki olsaydı, 1963’te başlayan çarpışların arkasına hemen müdahale ederdi. Dönelim konumuza. 1974’teki haklı müdahalenin arkasına burada kurulan düzen(ler) sonrası geldiğimiz aşamayı tarif edecek kelime bulmakta zorlanıyorum. Düzenler dedim zira KKTC öncesinde KTFD, öncesinde Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi, öncesinde Otonom Geçici Kıbrıs Türk yönetimi... Kimisi rahmetli Denktaş’ın demokrasiye inanan bir insan olduğunu düşünebilir elbette. Ben de kendi fikir özgürlüğümden hareketle kendisinin demokrasiye inanan bir kişi olduğunu düşünmüyorum. Zira “sol güçlenmektedir. Önlem almak lazım” lafını Kıbrıs Türk siyasi tarihi not düşmektedir. Kendisinin ve UBP’nin iktidarını korumak için her türlü müdahaleyi -ki bu müdahale de Türkiye’nin dönem dönem yönetiminde söz sahibi olan asker ve sivil bürokrasinin elleriyle yapılmıştır- mubah görmüştür. Halen de bu müdahaleler farklı ve benzer şekillerde devam etmektedir. Bugüne baktığımızda da buradaki bu iktidarın bir şekilde devam etmesi için de her türlü rezillik görmezden gelinmektedir. Kim tarafından? Hem şakşakçılar hem de Türkiye’nin bugünkü iktidarı tarafından. Geldiğimiz aşamada “itibaaarrrr” “itibaaaar”” ya da “istikraaaarrrr” diye diye ne hale geldik... Tabii çıkıp KKTC şöyle böyle diye nutuk sallanacak yakında. Kurdukları düzen ortada. JUJU’lu, diplomalı, vurgunlu, ihalesiz alengirli bir itibar. Ekonomik olarak Güney’e muhtaç bir itibar. Sağlık olarak da. İş imkânı olarak da. Market alış verişi de dâhil. Bir de üstüne, elektriğine muhtaç olduğumuz Güney’e dayılanma... 50 yılda gele gele çadırda eğitim. Döndük dolaştık başladığımız yerden geriye doğru gidiyoruz. Sonumuz ‘çadır devleti’ olmasın. Zira ‘çadır’ bu ülkenin gerçeğidir. YAZI/ ARAL MORAL