Nörolojik Sorunları, Beslenme İle Nasıl Önleyebiliriz?

 Bu hafta “Beyin, Zihinsel ve Nörolojik Sağlık” için önemli beslenme etkenlerini tartışacağız…

Çağrı Özlütaş
21/07/2024 15:11
Nörolojik Sorunları, Beslenme İle Nasıl Önleyebiliriz?
Yepyeni bir haftadan herkese merhabalar…  Bu hafta “Beyin, Zihinsel ve Nörolojik Sağlık” için önemli beslenme etkenlerini tartışacağız… Son yıllarda beyin ve bilişsel hastalıkların artışı, dünya genelinde büyük bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, 2021 yılında dünya genelinde 3 milyardan fazla insan nörolojik bir rahatsızlıkla yaşamakta. Nörolojik hastalıklar, günümüzde global olarak bireylerin engelliliğinin önde gelen nedeni olarak kabul edilmektedir. Bu hastalıklar, düşük ve orta gelirli ülkelerde daha yüksek oranlarda görülmektedir ve tedaviye erişimde ciddi problemler bulunmaktadır. Bu sağlık sorunlarını teşhis veya tedavi aşamasına gelmeden beslenme ve diğer yaşam faktörleriyle önleyebilmek buradaki en önemli konuların başında gelmektedir.

***

2021 yılı itibarıyla en yaygın nörolojik rahatsızlıklar arasında gerilim tipi baş ağrıları ve migren (yaklaşık 1.1 milyar vaka) yer almaktadır. Ayrıca, diyabetik nöropati en hızlı büyüyen nörolojik rahatsızlık olarak dikkat çekmektedir. Bu hastalık, 1990 yılından bu yana üç kattan fazla artarak 2021'de 206 milyon kişiye ulaşmıştır. Bu artış ise aslında bize dünya genelindeki diyabet prevalansının arttığını ve buna bağlı olarak nöropati vakası sayısının da paralel olarak arttığını göstermektedir. Yine buna bağlı olarak beslenmenin önemi burada da kendini göstermektedir. Araştırmalara bakıldığında ise, bilişsel gerileme ve demansın (bunama), beyin kan damarlarının sağlığı ve beyne kan akışının sağlanması ile yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu hastalıkların önlenmesi ve tedavi edilmesi için, yüksek tansiyonun kontrol altına alınması, kan şekeri düzeylerinin düzenlenmesi ve kurşun maruziyetinin azaltılması gibi önlemler büyük önem taşımaktadır. Buna ek olarak tabii ki de bazı besin öğelerinin bu hastalıkların önlenmesinde büyük rol oynadığı da ortaya konulmuştur. Güncel araştırmaları taradığımızda ise, belirli besinler, vitaminler, mineraller ve diyet düzenlerinin bilişsel fonksiyon ve nörolojik hastalık riski üzerindeki önemli rollerinin vurgulandığını görmekteyiz. Bu besin öğeleri arasında muhtemelen herkesin farkında olduğu ve en kritik role sahip olan Omega-3 yağ asitleri gelmektedir. Bizim DHA ve EPA olarak adlandırdığımız temel yağ asitleri Omega-3 yağ asitlerinin türlerindendir, bu omega-3 yağ asitleri beyin yapısının ve işlevinin korunması için çok önemlidir. Nöral aktiviteyi desteklerler, bilişsel fonksiyonları artırırlar ve iltihaplanma (inflamasyon) ve oksidatif strese karşı koruma sağlarlar. Özellikle DHA seviyelerinin düşük olması, bilişsel bozukluklar ve nöro-gelişimsel bozukluklarla yol açabilmektedir. Peki bu bahsettiğimiz EPA ve DHA yağ asitleri hangi besinlerin içinde bulunmaktadır? Buna verebileceğimiz en ulaşılabilir örnek yağlı balıklardır. Yağlı balıklar arasında Somon Balığı omega-3 yağ asitleri açısından en zengin besinlerden bir tanesidir, buna ek olarak Sardalya ve Uskumru balıkları da bu listede yer almaktadır. Ceviz, chia tohumu, ayçiçeği tohumu ve keten tohumu gibi yağlı tohumlar da omega-3 yağ asitlerinin bir diğer türü olan ALA’dan zengindir ve yine bu besinlerin beyin ve nörolojik fonksiyonlar üzerindeki pozitif etkisi araştırmalar sonucu defalarca kanıtlanmıştır. Akdeniz diyeti ilkelerinin önerdiği üzere, omega-3 yağ asitlerinden zengin bu balıkların tüketimi haftada en az 2 kez olarak hedeflenmelidir. Bahsettiğimiz yağlı tohumlardan ise kavrulmamış olarak günde en az iki farklı çeşit tüketilmesi önerilmektedir.

***

Diğer önemli besin öğeleri arasında bakır ve çinko mineralleri yer almaktadır. Bakır ve çinko, bilişsel fonksiyonlar için, özellikle nörogelişim, nörotransmitter sentezi ve antioksidan savunma için hayati öneme sahiptir. Bu minerallerin eksiklikleri, bilişsel gerileme, dikkat eksikliği bozuklukları ve diğer nörolojik sorunlarla ilişkilendirilmektedir. Bu minerallerin besin kaynaklarına örnek verecek olursak, Bakır deniz ürünleri, fındık, kabak çekirdeği ve tam tahıllı ürünler gibi gıdalarda bulunmaktadır. Çinko ise yine kabuklu deniz ürünleri, nohut ve mercimek gibi baklagiller, ve yine kabak çekirdeği ve tam tahıllı gıdaların içerisinde bulunmaktadır.

***

Son olarak bahsetmek istediğim konu ise son yıllarda popülerlik kazanmış “Gut-Brain Axis” konusudur. Türkçede ise “Bağırsak-Beyin Ekseni” olarak geçen bu önemli terim, gastrointestinal sistem ile beyin arasındaki karmaşık iletişim ağına verilen isimdir. Bu çift yönlü sistem sinirsel, hormonal ve bağışıklık sinyallerini içeren birçok yol aracılığı ile çalışır. Bağırsak mikrobiyomu yani bağırsaklarımızda bulunan bakteriler, sinirsel, iltihaplanma ve hormonal yollarla beyinle etkileşime girer. Yapılan güncel çalışmalara bakıldığında ise Lif ve doymamış yağlar açısından zengin diyetler, örneğin Akdeniz diyeti, sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunu desteklemektedir ve bu durum ruh hali ve bilişsel fonksiyonu olumlu yönde etkilediği çalışmalar sonucu ortaya konmuştur. Bu çalışmalara ve bulgulara baktığımızda ise, beyin sağlığını korumak ve nörolojik hastalıkları önlemek için gerekli besinler açısından zengin dengeli bir diyetin önemini yine görüyoruz. Haftaya yepyeni bir konu ile görüşmek üzere. Sağlığınız eksik olmasın... YAZI/ ÇAĞRI ÖZLÜTAŞ