Bizi, Bu Ülkeyi, Kurumlarımızı Harcamanız Yetmedi Mi?
Elbette ki 1950’lerden beridir Kıbrıs Türk halkı müdahalelerle karşı karşıya kalıyor...
Aral Moral
26/07/2024 08:31
Elbette ki 1950’lerden beridir Kıbrıs Türk halkı müdahalelerle karşı karşıya kalıyor.
TMT’nin kontrolünü Özel Harp Dairesi’ne devrettiğimizden beridir bu böyle sürüp gitmektedir.
BEY yönetimi denilen dönemde de-ki bu TMT’li dönemleri de kapsamaktadır.
Bu durum ta o zamanlardan beridir böyle sürüp gittiği için bunu normalleştirmemek lazım.
Evet, biliyorum. Bir kaç seferdir yazılarımda bu konulara yer veriyorum.
Ama her defasında da bir başka müdahale ve demokrasimizi ayaklar altına alan olaylarla karşılaştığımızdandır.
Yine ufukta bir UBP kurultayı ve yine müdahaleler.
Kutlu Evren ve Olgun Amcaoğlu’nun da aday olacaklarının konuşulduğu/açıklandığı bu süreç içerisinde, kısa bir süre önce Türkiye Büyükelçisi tarafından aday olmamaları noktasında ‘telkin’ edildikleri konuşuluyor.
Hiç şaşırmamak lazım.
Zira, son cumhurbaşkanlığı seçimi süreci içerisinde dönemin büyük elçisinin iş insanlarını, UBP’li vekilleri çağırarak (iddia Beyaz Ev’e çağırdığı) telkin ettiği yazılmıştı.
Küçük bir ülke olabiliriz.
KKTC sınırları içerisinde yaşayan ve nereden gelirse gelsin kendini Kıbrıslı Türk hissedenlerin oranı da az olabilir.
Ama küçük bir ülke olmamız veya sayımızın az olması onursuz ve gurursuz olduğumuz anlamına gelmemeli.
Bir Fransız’ın Cezayirliye baktığı gibi bakılmamalı bizlere...
Geçen gün, her milletten insanı seven, elinde olsa tüm dünyaya barış getirecek, tüm savaşları bir çırpıda durduracak değerli dostum Ulaş Barış’ın Twitter’da yazdığı yazıya gelen tepkilere baktım.
Hemen hemen hepsi Türkiye vatandaşlarının yorumları.
Kadınlı erkekli gelen tepkiler...
Demedikleri laf kalmadı.
“Biz olmasaydık siz görürdünüz”den tutun da “suyunuzu paranızı biz veriyoruz”a kadar bir ton laf.
Hainlik basmalar, tehdit etmeler.
Yetmedi mi?
Bizi, bu ülkeyi, kurumlarımızı harcamanız yetmedi mi?
Bu kadar üzmeniz yetmedi mi?
Şimdi bunları yazdığım için büyük bir ihtimal birilerinin kara listesine gireceğim...
Ya da ‘Rumcu’ damgası yiyeceğim.
Veyahut ‘vatan haini’ diyecekler.
Buradaki her türlü varlığı, Kıbrıslı Türklere dayanan Türkiye Cumhuriyeti’nin yukarıdan aşağıya bu tavrı göstermesi doğru bir tutum değil.
Hem de hiç…
Geçtiğimiz gün emekli diplomat Engin Solakoğlu’nun Kıbrıs üzerine yazdığı makaleyi paylaşmıştım; kendi sosyal medya hesabımdan.
Sayın Solakoğlu yazısının başlığını (Yarım) Yüzyıllık Yalnızlık koymuştu.
Yarım mı bilmem ama bizimkisi yüz yıllık bir yalnızlık.
Osmanoğlu atalarımızın bizleri İngiliz’e kiraladığı dönemden beridir bir yalnızlık...
Yüz yıldır varlık mücadelesi veren, yok olma psikolojisinden kurtulamamış bir toplum.
Önce İngiliz’e sonra da Rum’a varlığını kanıtlamak için mücadele eden bir toplum.
Şimdi ise bu toplumu size karşı bir varlığını kanıtlama çabasına sokmayın.
Zira, tüm adımlarınız bu toplumu yok saymakla anılıyor.
Solakoğlu’nun da belirttiği gibi.
Siz belki burayı stratejik bir toprak parçası olarak görebilirsiniz.
Ama bizimkisi de yurt kaygısı.
Lütfen bunu göz ardı etmekten vazgeçin…
YAZI/ ARAL MORAL