Beslenmenin Tip 2 Diyabet Üzerindeki Etkisi

Obezite, küresel sağlık krizlerinden biri olarak ortaya çıkmış ve artan tip 2 diyabet mellitus (T2DM) prevalansı ile yakından ilişkilidir. Tip 2 diyabet, insülin direnci ve insülin eksikliği/yetersizliği ile karakterize edilir ve bu durum yükselmiş kan glikoz seviyelerine yol açar.

Çağrı Özlütaş
18/08/2024 10:48
Beslenmenin Tip 2 Diyabet Üzerindeki Etkisi
Obezite, küresel sağlık krizlerinden biri olarak ortaya çıkmış ve artan tip 2 diyabet mellitus (T2DM) prevalansı ile yakından ilişkilidir. Tip 2 diyabet, insülin direnci ve insülin eksikliği/yetersizliği ile karakterize edilir ve bu durum yükselmiş kan glikoz seviyelerine yol açar. Araştırmalar, obezitenin T2DM gelişiminin başlıca risk faktörü olduğunu ve beslenme alışkanlıklarının bu ilişkide çok önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Obezite ile T2DM arasındaki ilişki karmaşık ve çok yönlüdür. Obezite, özellikle viseral yağ (organ çevresini saran yağ dokusu) birikimi, kronik iltihap ve insülin direnci ile ilişkilidir. Adipoz doku (yağ dokusu), özellikle viseral yağ, TNF-alfa ve IL-6 gibi pro-inflamatuar (iltihap’a yol açan) sitokinler salgılar. Bu iltihap belirteçleri, insülin sinyal yolaklarını bozarak hücrelerin insülini almasını engeller ve kan glikoz seviyelerini artırır. Ayrıca, obezite, adipositlerin (yağ hücreleri) fonksiyonunu değiştirir ve bu durum, kanda serbest yağ asitlerinin artmasına neden olur. Yüksek serbest yağ asitleri, insülin direncini artırarak insülin reseptör sinyalini bozar ve bu durum, glikoz toleransını kötüleştirir ve T2DM gelişiminin öncüsü olur. Beslenme, T2DM gelişim riskini etkileyen önemli bir rol oynar. Rafine karbonhidratlar, şekerler ve sağlıksız yağlarla yüksek beslenme, obezite ve insülin direnci ile güçlü bir şekilde ilişkilidir. Örneğin, şekerli içeceklerin ve işlenmiş gıdaların aşırı tüketimi, kilo alımına ve T2DM riskinin artmasına yol açabilir. Bu tür gıdalar genellikle kan glikoz seviyelerinde hızlı yükselmelere neden olur ve zamanla insülin direncini teşvik eder. Gelin sizlerle birkaç besin grubundan bahsedelim ve bunların T2DM ile olan ilişkisine bir göz atalım. Birinci olarak, Rafine Karbonhidratların Etkisi: Beyaz ekmek, beyaz pirinç ve diğer rafine tahıllar gibi yüksek glisemik indeksli gıdalar, kan şekerinde hızlı yükselmelere neden olabilir. Glisemik indeks (GI), bir gıdanın kan şekerini ne kadar hızlı yükselttiğini gösterir. Yüksek GI'ye sahip gıdalar, insülin direncini artırabilir ve T2DM riskini yükseltebilir. Bu nedenle, tam tahıllar ve düşük GI'ye sahip gıdalar tercih edilmelidir. Buna ek olarak, Şeker ve Tatlandırıcılar: Şekerli içecekler ve şekerli atıştırmalıklar, obezite ve T2DM riskini artıran önemli etkenlerdir. Şekerli içeceklerin tüketimi, hem fazla kalori alımına hem de insülin direncine yol açabilir. Yapay tatlandırıcılar, bazı çalışmaların gösterdiği gibi, kilo kontrolünü desteklemede sınırlı bir etkiye sahip olabilir ve uzun vadeli etkileri hakkında daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Bir diğer örnek ise, Yağ Türleri: Doymuş yağlar (örneğin, kırmızı et ve tam yağlı süt ürünlerinde bulunan yağlar) ve trans yağlar (örneğin, bazı işlenmiş gıdalarda ve margarinlerde bulunan yağlar) insülin direncini artırabilir. Bunun yerine, monounsaturated yağlar (örneğin, zeytinyağı ve avokado) ve omega-3 yağ asitleri (örneğin, somon ve chia tohumu) tüketilmelidir. Bu yağlar, insülin duyarlılığını artırabilir ve iltihaplanmayı azaltabilir. Vermek istediğim son iki örneğin birincisi, Lif Tüketimi: Lif açısından zengin gıdalar, örneğin tam tahıllar, meyveler ve sebzeler, sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına yardımcı olur ve kan şekerinin düzenlenmesini destekler. Lifli gıdalar, sindirimi yavaşlatır ve glikozun kana geçişini yavaşlatarak insülin ihtiyacını azaltabilir. Son örnek ise, Protein Kaynakları: Yağsız proteinler, örneğin tavuk, balık ve baklagiller, kilo yönetimi ve insülin duyarlılığının korunmasında önemli rol oynar. Ayrıca, bazı araştırmalar, modere karbonhidratlı, yüksek proteinli diyetlerin kan şekeri kontrolünü iyileştirebileceğini göstermektedir. Epidemiyolojik çalışmalar, beslenme alışkanlıkları, obezite ve T2DM arasındaki bağlantıya dair güçlü kanıtlar sunmaktadır. Beslenme ve sağlık üzerine yapılan en büyük ve uzun süreli çalışmalardan biri olan The Nurses' Health Study, rafine karbonhidratlar ve şekerli gıdaların yüksek alımlarının T2DM riskini belirgin şekilde artırdığını bulmuştur. Buna karşılık, meyve, sebze, tam tahıllar ve sağlıklı yağlara dayalı Akdeniz tarzı bir diyet, T2DM insidansında bir azalma ile ilişkilendirilmiştir. Diabetes Prevention Program (DPP) gibi bir diğer önemli çalışma, prediabetes (prediyabet) olan bireylerde beslenme ve fiziksel aktiviteye odaklanan yaşam tarzı müdahalelerinin T2DM riskini önemli ölçüde azaltabileceğini göstermiştir. Modere kalorili, düşük yağlı bir diyet benimseyen ve düzenli fiziksel aktivite yapan katılımcılar, yaşam tarzı değişiklikleri yapmayanlara kıyasla T2DM insidansında %58’lik bir azalma göstermiştir. Obezite, tip 2 diyabetin kritik bir tetikleyicisidir ve beslenme faktörleri, bu hastalığın gelişiminde ve önlenmesinde temel bir rol oynamaktadır. Obezitenin insülin direnci ve T2DM üzerindeki etkilerini anlamak, diyet seçimlerinin bu kronik hastalığı yönetme ve riskini azaltma üzerindeki önemini vurgular. Bilinçli beslenme uygulamaları ve kamu sağlığı müdahaleleri aracılığıyla, obezite epidemisini ele almak ve tip 2 diyabetin artan prevalansını azaltmak mümkündür. Haftaya görüşmek üzere, sağlığınız eksik olmasın… Yazı/ Çağrı Özlütaş