Kamusal Eğitimde Son Durum

Eğitimci gözüyle, ülkemizdeki eğitime baktığımda, en çok göze çarpan, tabiidir ki eksiklikleri görmek, olayları benim açımdan dayanılmaz kılmaktadır.

Kıbrıslı Gazetesi
16/10/2024 09:00
Kamusal Eğitimde Son Durum
Eğitimci gözüyle, ülkemizdeki eğitime baktığımda, en çok göze çarpan, tabiidir ki eksiklikleri görmek, olayları benim açımdan dayanılmaz kılmaktadır. Bu genel sorunların dışına çıkıp bakabilirsek, elbette Öğretmenlerin gayretleri ve bazı okul idarelerinin insanüstü gayretleri ile olumlu gelişmelerin olduğunu da görmemiz ve takdir etmemiz lazımdır. Eğitimin devasa sorunlarla dolu sistemi içerisinde böyle güzellikleri ortaya çıkaran ve emeği, katkısı bulunan herkes, büyük bir teşekkürü hak etmektedir. Eğitimde kısa dönemli de olsa, böyle güzel, bizi eğitime çeken, nefes aldıran, eğitim faaliyetleri de olmasa, okulların sürdürülebilirliği mümkün görünmemektedir. Okullarda, görev ve sorumluluklarını her türlü olumsuzluğa rağmen, bilen öğretmenler, onur ve gururla bir eğitim veya okul projesine, bir etkinliğe kendisini adayarak, kendinden, ailesinden keserek öğrencilerine kazandırdığı beceri ve başarılarla elbette övgüyü de hak etmektedir. Bu tip örneklerde yasalarda bulunan ödüllendirme maddesini de hatırlamamız, sembolik de olsa önemlidir. Tüm sorun ve yetersizliklere rağmen öğrencilerine ve ülkesine başarılar sağlayan öğretmen ve idarecilerine ihtiyacımız vardır. Eğitimde başarılar sağlayan proje ve spor etkinliklerine ihtiyaç vardır. Ancak son dönemde gözlemleyebildiğim, ilgisiz iş yükü ve yetersizlikler yüzünden, okullarda son kalan bu tarz öğretmenler de her geçen gün sorumluluklarını azaltarak sisteme can suyu olmaktan vazgeçmektedirler. Son günlerin özel durumundan örnek vermek istiyorum. Düşünün ki 30 – 35 kişilik öğrencinin bulunduğu sınıfta, bir proje çalışması için öğretmen sınıfını motive etmeye çalışıyor. Sınıfta bu motivasyonu sağlamak işin yarısını tamamlamak demektir. Ancak böyle kritik bir esnada, okulun ikinci katının damından inşaat artıkları paldır, küldür sınıfın yan tarafına atılıyor. Öğrenciler ve öğretmen bulundukları yerden fırlayarak siper alıyorlar, daha sonra korku ve merak içerisinde ne olduğunu anlamaya çalışırlarken. Olay anlaşılıyor. Peki ders neydi? Proje konusu ve içerikleri neydi? Öğrenilmesi gerekenler, hepsi o gün için inşaat artıklarına gömülüyor. Bu örneğe benzer bana onlarca farklı şekliyle, okulların açıldığı son 20 gün içerisinde çok geldi. Tam derse başlıyoruz, pat pat makine çalışıyor. Kar kar kırıcı ile beton kırılıyor. Çat çat bir şeyler sökülüyor. İskele vinci çalıştırılıyor. Gibi eğitimi ve öğretmen öğrenci motivasyonunu yerle bir eden sorunlar okullarda yaşanıyor ve öğretmen ve öğrencileri çıldırtıyor. Görülüyor ki yetkililer, okul binalarının fiziki hazırlığı konusunda, görev ve sorumluluklarını yerine getirmedikleri veya eksik getirdikleri için, bu gün eğitimde çok büyük kayıplar yaşanmaktadır.  Peki, bu yetkilileri işlerini yapmadıkları için suçlayabiliyor muyuz? Maaşlarından kesintiler yapabiliyor muyuz, yargılayabiliyor muyuz? Hayır. Seçilmişleri ve atananları yaptıklarından dolayı sorumlu tutacak herhangi bir mekanizma kurgulanmamıştır. Bu devletin en büyük sorunlarından biriside budur. Bunun en erken zamanda sisteme monte edilmesi elzemdir. Yıllardır ayni ihale sorunları yaşanmakta ve mazeret olarak da hep ayni mazeretler sunulmaktadır. Ancak böyle masgaralık bir yönetim sistemine, soru bile soramıyorsunuz. Topluma, hizmet için seçilenler ve atanan yetkililer, bu topluma ve devlete olan görev ve sorumluluklarını yerine getirmemektedir.  Peki ne yapacağız? Topluma hizmet için seçilenler ve atananlar, görev ve sorumluluklarını yerine getirmediklerinde, sisteme yükledikleri sorun ve vatandaşın yaşadıkları zorluklar nasıl çözüme kavuşturulacak bu konulara çözümü kim veya hangi kurum, kuruluşlar çare sunacak? Bunlar çözümlenmeden bu ülkede biriken sorunlar artarak devam ederken, nereye varacağız? Daha önceki yazılarımda da belirtiğim, onlarca sorunla eğitim nasıl sürdürülecek, bu günkü gibi yönetirmiş gibi yaparak devam mı edilecek? Tüm bu sorunların dışına çıkıp,  genel olarak söyle bakabilecek miyiz?
  • Eğitime, toplumun “YENİ NESİL PROJESİDİR” diyebilir miyiz?
  • Okulu, Öğrencinin hayata ve topluma hazırlanmasına, yaşama tutunmasını sağlayacak bir yapıya dönüştürebilir miyiz?
  • Öğretmenin iş yükünü, amaçsızca artırmak yerine, “öğretmenin ilham kaynağı” olmasını sağlayabilir miyiz?
  • Öğretmeni, rol model olması, çocukların, gençlerin tüm süreçlerinde, hayranlık duyduğu ve esin kaynağı olduğu bir modele dönüştürebilir miyiz?
  • Okul binalarının fiziki yetersizliklerini kabul edip, standart okulları yaratabilir miyiz?
  • Öğretmen ve idareci eksikliklerinden dolayı, her hafta iki bin (2.000 ) saat dersin boş geçmesini engelleyebilir miyiz?
  • Beden eğitimi dersleri ve sosyal etkinlik faaliyetlerinin yapılacağı alanları artırıp, mevcut alanlardaki konteynerleri kaldırabilecek miyiz?
Ve daha birçok sorunun çözümüne çareler üretebilirsek gelecekte daha aydınlık yarınlara bakabileceğiz. Aksi karanlıklar içerisinde… Kalın sağlıcakla...  YAZI/ OZAN ÇOLİ