İsias Davası Devam Ediyor: Müşteki Avukatları Dinlendi...
None
İsias Davası altıncı duruşmasında Ağır Ceza Mahkeme Heyeti’nden “olası kast” taleplerini ifade eden müşteki avukatlarından Tan Okay, kaçak yapılara ve teknik raporlara dikkat çekerek, “Oteli süslendiniz. Yıldızlar aldınız. Tabiri caizse ‘tuzak’ kurdunuz” dedi.
İsias Davasının 6. Duruşması, Mahkeme Başkanı tarafından verilen 15 dakikalık aranın ardından müşteki avukatlarının dinlenmesiyle devam etti.
Söz alan müşteki avukatları, bilirkişi raporlarına değinerek, olası kast suçunun işlendiğini vurgu yaptılar. Avukatlar ayrıca, Bozkurt ailesinin deprem sonrası gerçekleştirdiği eylemlere de dikkat çektiler.
“HERŞEY KAÇAK!”
İlk konuşan Avukat Devrim Aydın, ruhsat alınmadan, herhangi bir tetkik yapılmadan, tamamen kaçak olarak; binanın kaldırabileceği üzerinde yük bindiren işlemlerin ve kaçak faaliyetlerin söz konusu olduğunun altını çizdi. Olası kast unsurlarının olmasına dikkat çekti. Bu nedenle mimar olarak gösterilen Erdem Yıldız da sorumludur. Halil Bağcı “sorumlu değilim” diyorsa orada neden imzası var?
BİLİNÇLİ TAKSİR KARARI ÇIKARSA, 72 CANIN HER BİRİNİN ÖLÜMÜ İÇİN 3 AY HAPİS VERİLMİŞ OLACAK”
Yiğit Gökçehan Koçoğlu da “Burada 4-5 kişinin görmezden geldiği ve sakladığı bir şey var. Ben gitsem şu anda ayni şartlarda ruhsat alabilir miyim? İkinci ruhsat sahtedir ve burada 72 can ölmüştür. Sahtecilikle izin alınmasa, yapı izni olmazdı ve otel olmayacaktı. Bu kadar basit bir seri var ortada. Siz sahte ruhsatla oteli açarsanız, gözünüzün ne kadar döndüğü de ortadadır. Siz sahte ruhsatı almak için birtakım işlere giriyorsanız, mayınlı alana girmişsinizdir. Türkiye’de ne yazık ki algılar, olguların önüne geçti” dedi.
“Sadece kolon kesmeye olası kast veriliyor. Halbuki burada asmolen döşemeyi delmişler. Bu kolon kesmekten daha önemlidir” diyen Koçoğlu, Adana’da depremde çöken ve dava sanıklarına verilen “olası kast” suçuna atıfta bulundu.
Koçoğlu şöyle devam etti:
Bilinçli taksirden 22,5 yıl verdiğinizi düşünelim. 72 can burada öldü, yani siz 1 kişi için 3 ay ceza vermiş olursunuz.
Kimse kendi kusurundan yola çıkıp da “bana ve yakınlarıma zarar verme ihtimali var” diye bilinçli taksirden yargılanmaz. Bu davada çıkacak karar Türkiye’ye ışık tutacak. Bu davadan olası kast çıkmazsa başka hangi davadan çıkacak?
Bilirkişi “raporunda yönetmeliğe uyulmadığı için yıkıldı” deniliyor. Bu şimdi bilinçli taksir mi? Deprem öldürmüyor, öldüren şey bina. Japonya’da daha büyük bir deprem oldu 20 kişi öldü, senin otelinde sadece 72 insan öldü.
Ahmet beyin “üç gün ses geldi, soğuktan öldüler” gibi bir ifadesi oldu. Ben size bu insanların nasıl öldüğü burada yazıyor, “Göçük altında kalmak, kafa travması, asfiksi (boğulma). Soğuktan ölme yok. Herkesin de dediği gibi Ahmet Bozkurt, üç gün orada yoktu, otele sadece para kasasını almak için geldi.
“KIBRIS’TA BİR NESİL YOK OLDU”
İlk duruşmadan beridir Ahmet Bozkurt’a sorular soruyoruz “cevap vermek istemiyorum. Ailelerin acısını paylaşıyorum” diyor, Mehmet Fatih Bozkurt’a soru soruyoruz, “Ben bilmem babam bilir. O ne derse biz onu yapıyoruz” şeklinde cevap veriyor. Biz bu durumda maddi gerçeğe nasıl geleceğiz.
Bir tanesinin hayali Fenerbahçe’nin kaptanı Eda Erdem ile tanışmaktı. Kıbrıs’ın nüfusu belli, biz 27 başarılı çocuğumuzu kaybettik. Kıbrıs’ın nüfusu küçük. Bu sayı, bir nesli yok etmeye denk geliyor. Ben olası kastın çıkacağına inanıyorum, ki çıkması gerekiyor. Toplumda bir cezasızlık algısı var. Bunun bu dava kararı ile değişmesi lazım.
“ANA GÖÇME SEBEBİ PERDE DUVARIN YAPILMAMASI”
Müşteki avukatı Tan Okay da hitabında, bilirkişi raporunda ortaya çıkan gerçeklerin altını çizdi. Okay, “Özellikle binanın yüksekliğini tespit etmişler. 21 metreyi aştığı zaman perde duvar yapılması gerekiyordu. 21 metrenin üzerinde bir bina. Yeteri kadar perde duvar yapılmamış. Bu ana göçme sebebi olarak gösteriliyor” dedi.
“Bu depremin geleceği haykırılıyordu. Deprem geliyordu, bangır bangır bağırıyordu. Siz neden önlem almıyorsunuz? Kaçak kat yapıyorsunuz?” diye sordu.
“OTELİ SÜSLENDİNİZ, TABİRİ CAİZSE ‘TUZAK’ KURDUNUZ”
Okay şöyle devam etti: Bu insanları otele davet ediyorsunuz ve ‘sağlam’ diyorsunuz. Devletten 1,5 milyon euro kredi alıyorsunuz ve bu parayı bu bina sağlamlaştırmaya kullanmıyorsunuz.
Otelin girişini süslediniz, tabiri caizse ‘tuzak’ kurdunuz. Aldığınız yıldızlara güvenerek insanları yanılttınız. Siz bu yüzden olası kasttan ceza almalısınız. Evrensel hukuk olası kastın bu dosyalarda artık uygulanmasını istiyor
“ENKAZDAKİLER CAN ÇEKİŞİRKEN, BOZKURT AİLESİ ADIYAMAN’DAN KAÇTI”
Mahkeme Başkanının söz verdiği müşteki Avukatı Emrah Genç de Bozkurt ailesinin deprem sonrası davranışlarına dikkat çekti.
Genç, “Bir deprem düşünün 30 yıl boyunca oradan ticari kazanç elde etmişsin, deprem günü etrafından dönüp kaçmışsın. Bu tavır sanığın nasıl bir kişilikte olduğunu gösteriyor. Bu dava teknik bir davadır. Alınan raporlarda da sanıkların tamamının da ağır derecede kusurlu olduğu görülüyor. Bilirkişi raporları ışığında artık “kusurlu-kusursuz” durumunu geçtik. “Olası Kast mı?”, “Bilinçli taksir mi?” diye tartışıyoruz. Sanıkların kusurlarının basit bir kaynaktan olmadığı bilirkişi raporlarında ortaya konulmuştur.
Av. Emrah Genç mahkemede İsias Otel enkazında bulunan Nazım Can Hartlap’ın yardım istediği ses kaydını dinletti.
Genç, “Enkazdakiler can çekişirken Bozkurt ailesi Adıyaman’dan kaçtı” dedi.
Genç, sanıkların olası kastla yargılanmasını talep etti.
“HUKUKUN UYGULANMASINI İSTİYORUZ”
Avukat Abdulvahap Deveci ise hukukun uygulanmasını, sanıkların olası kasttan yargılanmasını istedi.
Sanıkların sadece üzgün olduklarını, en ufak bir pişmanlıkları olmadığını söyleyen Deveci, sanıkların en büyük şanssızlığının ise “yan binada ölüler olmaması “ olduğunu söyledi; “yan binada ölü olmadığı için özür dileriz.” dedi.
Sanıkların bir diğer büyük şansızlığının karşı tarafta KKTC devleti olması olduğuna işaret eden Deveci, karşı taraf Türkiye’den olsaydı bu davanın çoktan kapanıp, unutulup gideceğini kaydetti.
“OLASI KAST… BUNU GELECEK NESİLLERE BORÇLUYUZ”
Avukat Fatih Turan, başka bir depremde bu salonlarda buluşmamak için olası kasttan yargılanma çağrısında bulundu, “Bunu bundan sonraki nesillere borç olarak görüyoruz. Kıbrıs bir neslini kaybetti. Bu gelecek nesillere boynunuzun borcu.” dedi.
“USULÜNE UYGUN ÇİVİ BİLE ÇAKMADILAR”
Avukat Füsun Özdoğdu da, memlekette deprem davalarında toplumun vicdanını rahatlatan bir karar olmadığını kaydetti. Sadece Adana’da apartman müteahhidi Hasan Alpargün’e 62 kez ağırlaştırılmış müebbet verildiğine işaret eden Özdoğdu, sanıkların bu binanın yıkılmaması için hiçbir önlem almadığını belirtti. Avukat Özdoğdu, “Sahte bina inşa edip, usulüne uygun çivi bile çakmadılar.” diyerek, olası kasttan hüküm giymelerini talep etti.
“BİR ÖZELEŞTİRİ GÖREMEDİK”
Avukat Mehmet Eren Turan, bilirkişi raporu ışığında binanın kusurlarına dikkat çekti. Bir suçun birden fazla faili varsa birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Turan, kamu görevlilerinin davasıyla bu davanın birleştirilmesi gerektiğini belirtti.
Turan, “Statik projenin uygun olduğunu söyleyip, 20 sene sonra belgelerin sahte olduğunu söyleyemezsiniz. Her biri kasten yapılmış eylemler. Üç ayrı deprem yönetmeliği görmüş binayı otele çevirmeniz mümkün değildir. ”dedi.
Kasten yapılan eylemler sonucu 6 Şubat’ta İsias’ın yıkıldığını, sanıkların artık bilinçli taksir sorumluluğunun tartışılmasının mümkün olmadığını söyleyen Turan, “Otelde bir iyileştirme ve kuvvetlendirme yapıldığına dair bir savunma işitmedik. Bilirkişi raporunu bertaraf eden savunmaların haricinde bir özeleştiri görmedik. Dolayısıyla olası kasttan cezalandırılmaları gerek.” dedi.
Diğer avukatlar da sanıkların olası kasttan ceza almalarını talep etti. Avukatlar, savcılık mütalaasına katılmadıklarını ifade ederek, 72 canın yaşamını yitirmesiyle ilgili verilecek kararda, bilinçli taksirle hüküm verilecekse bile en üst sınırdan cezalandırma olması gerektiğini kaydetti.
Aile avukatlarının dinlenmesinin ardından yargılamaya 17.30’a kadar ara verildi. Ara ardından sanıklar ve avukatların dinlenilmesiyle devam edilecek. Mahkeme Başkanı sabahın ilk saatlerinde kısa kararı açıklamayı planladığını duyurdu.