Kıbrıs, Çocukluk Çağı Obezitesinde Avrupa’da Birinci Sırada!

Kuzey Kıbrıs’ta gitgide büyüyen, ancak henüz yeterince ciddiyetle ele alınmayan bir halk sağlığı sorununa ışık tutmak istiyorum: çocukluk çağı obezitesi.

Çağrı Özlütaş
30/03/2025 11:00
Kıbrıs, Çocukluk Çağı Obezitesinde Avrupa’da Birinci Sırada!
Herkese yepyeni bir haftadan merhaba. Bu hafta Kuzey Kıbrıs’ta gitgide büyüyen, ancak henüz yeterince ciddiyetle ele alınmayan bir halk sağlığı sorununa ışık tutmak istiyorum: çocukluk çağı obezitesi. Obezite, sadece estetik ya da kilo fazlası ile ilgili bir durum değil; çocukların bugünkü sağlığını ve gelecekteki yaşam kalitesini tehdit eden çok yönlü, ciddi bir metabolik sorundur. Üstelik bu tablo, çocukluk döneminde başlar ve ilerleyen yıllarda diyabet, hipertansiyon, karaciğer yağlanması gibi kronik hastalıklarla devam eder. Avrupa’da Birinci Sıradayız… Ne yazık ki! Avrupa Birliği’nin güncel sağlık verilerine göre, Kıbrıs Cumhuriyeti (Güney Kıbrıs) çocukluk çağı obezitesinde Avrupa’nın zirvesinde yer alıyor. Peki ya biz? Kıbrıs adasının kuzeyinde yaşayan Kıbrıslı Türkler olarak, bu verilerin neresindeyiz? Ne yazık ki bu sorunun net bir cevabı yok. Çünkü KKTC'de çocukluk çağı obezitesine dair yapılmış kapsamlı, sistematik ve nüfusa dayalı bir araştırma veya istatistiksel veri mevcut değil. Ancak şu gerçeği göz ardı edemeyiz: Kıbrıs’ın kuzeyi ve güneyi, gıda kültürü, yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları açısından büyük benzerlikler taşıyor. Dolayısıyla elimizde resmi veri olmasa da, KKTC’deki tabloyun da Güney Kıbrıs’takine benzer olduğu öngörülebilir. KKTC’de neden veri yok? Bu noktada en çarpıcı ve düşündürücü durum ortaya çıkıyor. KKTC’de çocukluk çağı obezitesine yönelik bir sağlık taraması, veri tabanı ya da kamusal farkındalık kampanyası bulunmuyor. Toplum sağlığı gibi uzun vadeli, sürdürülebilir alanlara yatırım yapmak yerine; kamu kaynakları daha çok sembolik ve prestij odaklı projelere — örneğin Külliye gibi yapısal yatırımlara — yönlendirilmeyi tercih ediyor. Oysa sağlıklı bireylerden oluşan bir toplum inşa etmenin yolu, çocuk yaşlardan itibaren koruyucu sağlık politikalarına, bilimsel araştırmalara ve eğitim temelli stratejilere kaynak ayırmaktan geçiyor. Sessizliğin Faturası: Hastalıklar ve Eşitsizlik Çocukluk çağı obezitesi sadece fiziksel sağlığı değil; çocukların ruhsal durumunu, sosyal ilişkilerini ve eğitim hayatını da derinden etkiliyor. Obez bir çocuk yalnızca kilosuyla mücadele etmez; aynı zamanda özgüven eksikliği, dışlanma, psikolojik baskı gibi sorunlarla da baş etmek zorunda kalır. Bu durumun yetişkinlikte bırakacağı izler ise çok daha derindir: metabolik hastalıklar, psikiyatrik sorunlar ve düşük yaşam kalitesi.

NE YAPILABİLİR? İŞTE SOMUT ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

KKTC’de bu soruna karşı etkili ve bilim temelli adımlar atmak mümkün. İşte bazı öneriler:
  • Ulusal Tarama Programları Başlatılmalı
İlkokullardan başlanarak çocukların boy, kilo, vücut kitle indeksi gibi temel verileri düzenli olarak ölçülmeli ve izlenmeli.
  • Veri Tabanı Oluşturulmalı
Sağlık Bakanlığı ile üniversiteler iş birliği yaparak KKTC çapında ilk çocukluk çağı obezite raporu hazırlanmalı. Bu veri, politika üretimi için temel teşkil etmeli.
  • Okul Kantinlerinde Sağlıklı Standartlar Belirlenmeli
Kantinlerde yüksek kalorili, besleyiciliği düşük ürünler yerine meyve, süt, yoğurt gibi sağlıklı alternatifler sunulmalı. Denetimler şeffaf olmalı.
  • Beslenme Eğitimi Okul Müfredatına Dahil Edilmeli
Sağlıklı beslenme alışkanlıkları küçük yaşlarda başlar. İlkokullarda haftalık ders programlarına basit, pratik ve eğlenceli beslenme dersleri konmalı.
  • Ebeveynlere Yönelik Bilgilendirme Kampanyaları Düzenlenmeli
Ailelerin sağlıklı menü planlaması, porsiyon kontrolü ve fiziksel aktiviteye teşvik konularında eğitilmesi, çocuğun davranışlarını doğrudan etkiler.
  • Fiziksel Aktivite Teşvik Edilmeli
Belediyeler çocuklara açık spor alanları sunmalı, okullarda günlük egzersiz saatleri artırılmalı ve ekran süresini azaltacak yaratıcı çözümler geliştirilmeli.

GÖRMEDİĞİMİZ ŞEYİ YÖNETEMEYİZ

Çocukluk çağı obezitesi KKTC’de henüz tam anlamıyla görünür kılınmamış olabilir. Ancak bu, onun etkisiz veya önemsiz olduğu anlamına gelmez. Bugün veri eksikliği bahanesine sığınarak sessiz kalırsak, yarın artan sağlık harcamaları, düşen yaşam kalitesi ve toplumda derinleşen eşitsizliklerle yüzleşmek zorunda kalırız. Görmediğimiz şeyi yönetemeyiz. O yüzden önce görmekle, sonra da harekete geçmekle yükümlüyüz. Haftaya görüşmek dileğiyle, sağlığınız eksik olmasın. YAZI/ ÇAĞRI ÖZLÜTAŞ