İletişim ve telekomünikasyon uzmanları, Maraş depremleri sonrasında bölgede iletişim ağının tamamen çökmesini değerlendirdi.
İletişim ve telekomünikasyon uzmanları, Maraş depremleri sonrasında bölgede iletişim ağının tamamen çökmesini değerlendirdi.
6 Şubat'ta Maraş'ta meydana gelen iki büyük depremin ardından 10 ilde yıkım gerçekleşti. Depremin ardından kentlerde GSM operatörleri çalışmaz duruma geldi. Telefon hatlarının çökmesi bölgeyle olan iletişimi büyük sekteye uğrattı.
Gazete Duvar’ın haberine göre, Uzmanlar, GSM operatörlerinin neden çöktüğünü anlattı. Afet ve Acil Durum Müdahale Hizmetleri yönetmeliğine göre “Cep telefonu ve sabit telefon operatörleri kendilerine ulaşan talepleri yerine getirmek ve afet bölgesinde yeterli kapasitede mobil ve yedek haberleşme sistemlerinin ivedilikle kurulmasını sağlamakla sorumlu.“
BBC Türkçe’ye konuşan bilişim ve telekomünikasyon uzmanı Füsun Sarp Nebil, Türkiye’nin tamamında olduğu gibi deprem bölgelerinde yalnızca Türk Telekom’un altyapı şebekesi olduğunu, birden fazla şebeke olması durumunda iletişimdeki bu aksaklıkların yaşanmayacağını söyledi ve şu ifadeleri kullandı:
“ALTYAPI ENGELLENİYOR” İDDİASI
“Türkiye’de altyapı yıllardır engelleniyor. 2005’teki özelleştirmeyle Türkiye’de altyapının imtiyazı 2026 yılına kadar Türk Telekom’a verildi. 2006 yılında ise altyapı lisansı diye bir yönetmelik Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) tarafından yayımlandı ve bu çerçevede 14 tane firma lisans aldı. Bu firmalar lisanslarını alırken 200-300 bin dolar gibi paralar ödediler. Bu paralara rağmen çalıştırılmadılar. Deprem bölgesinde bir tek Türk Telekom’un şebekesi var. Bu şebekenin üzerinde operatör firmaların baz istasyonları var. Firmalar binaların üzerine kurulan antenlerin binalarla birlikte çöktüğünü, personellerinin enkazın altında kaldığını ve bu yüzden servis veremediklerini söylüyorlar. Orada birden fazla şebeke olmuş olsaydı böyle olmayacaktı.”
Yine BBC Türkçe’ye konuşan ancak ismini vermek istemeyen, telekomünikasyon sektöründe denetim ve teknik alanda deneyimi olan bir diğer uzman ise tek altyapı sağlayıcısı olarak Türk Telekom’un tüm ülkeye yetişmesinin mümkün olmadığının, özellikle deprem bölgesindeki fiber eksikliğinden anlaşıldığını söyledi:
“Örneğin Türk Telekom’un Hatay’dan çıkan 3 veya 4 fiberi varsa bunlar tabii ki özellikle kriz anında yeterli olmadı, kesilenler var, hatları kopan var. Düşünün beş tane operatörün kendi alternatif şebeke altyapılarının kurulmasına izin verilseydi böyle bir sorun yaşanmazdı.”
“OPERATÖRLERİN YATIRIM EKSİĞİ VAR”
Uzmanlar operatörlerin bölgede yatırım eksikliği olduğunu aktarıyor ve şirketlerin kârlı görmeyecekleri yerlere altyapı yapılması için toplanan fonların ne şekilde kullanıldığı konusunda şeffaflık olmamasını eleştiriyor.
Nebil’in araştırmalarına göre Türkiye’ye 2016’da gelmesine rağmen 4G ülkenin yalnızca yüzde 15’inde var. Nebil yatırım eksikliği ve vergi durumunu şöyle ifade ediyor:
“Biz bugün Türkiye’de 1 liralık konuştuğumuzda 3 lira ödüyoruz. Bunun 2 lirası vergi. Özel iletişim vergisi ki bu eskiden deprem vergisiydi ve hazine payı gibi. Yani telekom firmaları şu anda birer vergi tahsildarı olarak çalıştırılıyor. Bu yüzden yatırım yapacak paraları kalmıyor. Türkiye’de çok büyük bir telekom sektörü potansiyeli var, Sektör boşta ve hükümet BTK’yı kullanarak tıkaç oluşturuyor. Altyapı ve üst yapıda çok fazla şey var yapılacak."
GSM OPERATÖRLERİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSU
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) GSM operatörleri yetkilileri hakkında “haberleşmenin engellenmesi”, “bilinçli taksirle öldürme” ve “bilinçli taksirle yaralamadan” suç duyurusunda bulundu. Avukat ve MLSA Eş Direktörü Veysel Ok başlatılan hukuki süreç kapsamında şirketlerin acil durum planlarının soruşturulmasını talep ediyor. Ok şunları söyledi:
“GSM şirketlerinin çalışmaması, afet durumunda AFAD’ın bölgeye gitmemesiyle aynı aslında. Biz depremin etki ettiği alanın farkındayız. Aksaklıkların olma ihtimalini göz önünde bulunduruyoruz. Ama depremin beşinci günündeyiz ve hala sorunlar varsa bu depremin büyüklüğünden öte afet durumlarında bu tür şirketlerin planı olmadığını bize gösteriyor”
Bir telekomünikasyon uzmanı ise görüşlerini şöyle aktardı:
“Böyle büyük çaplı afetler için gerçek, makul ve kabul edilebilir afet kurtarma planları olması gerekiyordu. Bu planlar kağıt üzerinde olabilir ama sadece kağıt üzerinde olmaları bir işe yaramıyor. Bunların tatbikatının düzgün şekilde yapılıyor olması gerekirdi. Bunun dışında operatörlerin yine bu tür durumlarda, felaketlerde kullanmak üzere özellikle uydu temelli mobil iletişim baz istasyonları taşıyan araçlar çok kritik. O araçların bir bacağı uydulara bakar, uydudan aldığı interneti oradaki GSM şebekesi ya da Wi-Fi üzerinden yürütebilir, bu en pratik, en ucuz ve en sürdürülebilir çözümdür. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bunu yaptı, 11 tane uydu bacağı olan mobil iletişim aracını bölgeye yolladı ama 11 tane yeterli değil, 1000, 2000 olması gerekiyordu. Operatörlerin, işlerinin büyüklüğü gereği bunlara sahip olması gerekirdi ama bunu göremedik sahada.
"Şu anda İstanbul’da ve batı illerinde deprem olsa bu Türkiye için ciddi milli güvenlik sorunu çünkü bütün ekonomimiz çökecek, bankacılık sistemimiz, sosyal bağlantılarımız çökecek. İstanbul için ne durumda olduğumuzu bilmiyorum."