Kıbrıs’ın et geleneği: Lezzet mi, risk mi?

Kıbrıs kültürünün önemli bir parçası olan kırmızı et tüketimi, özellikle pazar günleri yapılan barbekülerle adeta sosyal bir ritüele dönüşmüş durumda. Ancak sofralara lezzet katan bu alışkanlık, son yıllarda sağlık otoritelerinin yakın takibinde.

Çağrı Özlütaş
16/06/2025 10:12
Kıbrıs’ın et geleneği: Lezzet mi, risk mi?

Herkese yepyeni bir haftadan merhaba...

Kıbrıs kültürünün önemli bir parçası olan kırmızı et tüketimi, özellikle pazar günleri yapılan barbekülerle adeta sosyal bir ritüele dönüşmüş durumda. Ancak sofralara lezzet katan bu alışkanlık, son yıllarda sağlık otoritelerinin yakın takibinde. Özellikle işlenmiş et tüketiminin artmasıyla birlikte, kanserden kalp hastalıklarına kadar uzanan ciddi sağlık riskleri bilimsel verilerle ortaya konuyor. Bu hafta, kırmızı ve işlenmiş et tüketiminin sağlık üzerindeki etkilerini, güncel bilimsel çalışmalar ışığında sizlerle paylaşacağım.

KOLOREKTAL KANSER RİSKİ VE ET TÜKETİMİ

Son yıllarda yayınlanan çok sayıda araştırma, özellikle işlenmiş et tüketimi ile kolorektal (kalın bağırsak) kanseri arasında güçlü bir ilişki olduğunu gösteriyor. 2024 yılında yapılan kapsamlı bir genetik analiz çalışmasında, haftada 3 porsiyonun üzerinde kırmızı veya işlenmiş et tüketen bireylerde kolorektal kanser riskinin %30 ila %40 oranında arttığı gösterildi. Özellikle genetik olarak yatkın bireylerde bu risk daha da yüksek seyrediyor. İşlenmiş etlerde bulunan nitrit ve nitrat tuzları, vücutta kansere neden olabilen nitrozaminlere dönüşerek DNA hasarına neden olabiliyor.

Kolorektal kanserin genç yaşlarda görülme oranının arttığı da ayrı bir endişe konusu. Cleveland Clinic tarafından yapılan 2024 tarihli bir çalışmada, 20’li ve 30’lu yaşlarda görülen kolorektal kanser artışının arkasında, işlenmiş etlerin yoğun tüketimiyle oluşan mikrobiyota değişikliklerinin ve iltihap yapıcı metabolitlerin etkili olabileceği bildirildi.

KALP-DAMAR HASTALIKLARIYLA OLAN İLİŞKİSİ

İşlenmiş etlerin sadece kanserle değil, kalp-damar hastalıklarıyla da yakından ilişkili olduğu biliniyor. 2025 yılında yayımlanan güncel bir meta-analize göre, haftada 5 porsiyondan fazla işlenmiş et tüketen bireylerde hipertansiyon riskinin %17 daha fazla olduğu bildirildi. Bu etlerde yüksek miktarda bulunan doymuş yağ, sodyum ve iltihap artırıcı maddeler, damar sertliği ve kronik inflamasyon gibi mekanizmalar üzerinden kalp hastalıklarına zemin hazırlıyor.

Öte yandan, yağsız sığır eti gibi işlenmemiş kırmızı etlerin, Akdeniz ya da DASH diyetine uygun şekilde sınırlı porsiyonlarda tüketilmesinin, kalp sağlığı üzerinde nötr ya da hafif olumlu etkileri olabileceği de vurgulanıyor. Haftada 1–2 porsiyonla sınırlandırıldığında, kırmızı et tamamen dışlanmak zorunda değil; fakat bu tüketimin işlenmiş etlerle karıştırılmaması büyük önem taşıyor.

ETİN İÇERİĞİ: ZARAR NEREDEN GELİYOR?

Kırmızı ve işlenmiş etlerin sağlık üzerindeki etkileri, yalnızca tüketim sıklığına değil, içerdiği bazı bileşenlere de bağlıdır:

Hem demir (heme iron): Ette doğal olarak bulunan bu demir türü, bağırsakta serbest radikal üretimini artırarak hücre hasarına yol açabilir.

Nitrit ve nitratlar: Özellikle salam, sucuk, sosis gibi işlenmiş etlerde koruyucu madde olarak kullanılır. Mide asidinde nitrozaminlere dönüşerek kansere yol açabilir.

Yüksek tuz içeriği: Hipertansiyonun en önemli besinsel nedenlerinden biridir.

İltihap yapıcı bileşikler: Özellikle yüksek ısıyla pişirilen etlerde (ızgara, kızartma) oluşan heterosiklik aminler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH’lar) hücresel düzeyde zararlıdır.

KIBRIS KÜLTÜRÜNDE ET: BİR DENGE ARAYIŞI

Barbekü, Kıbrıs’ta aileyi, arkadaşlığı ve lezzeti bir araya getiren güzel bir gelenektir. Ancak bu gelenek, sağlık bilinciyle harmanlandığında çok daha sürdürülebilir hale gelebilir. Önerilerimiz şöyle:

İşlenmiş etleri sınırlandırın. Haftada 1 porsiyonla sınırlandırmak, özellikle çocuklar ve yaşlılar için kritik önemdedir.

Kırmızı eti dengeleyin. Haftalık toplam et tüketimini 350–500 gramla sınırlandırarak, tavuk, balık ve bitkisel proteinlere (mercimek, nohut) daha fazla yer verin.

Pişirme yöntemini değiştirin. Direkt ateş yerine fırında pişirme, haşlama veya düşük sıcaklıkta pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.

Yemek eşlikçilerini gözden geçirin. Lif oranı yüksek sebzeler, tam tahıllar ve fermente ürünler (yoğurt, ayran) ile etin olası zararlarını dengelemek mümkündür.

Kırmızı et, doğru miktarda ve uygun yöntemle tüketildiğinde besleyici olabilir. Ancak işlenmiş etler ve aşırı kırmızı et tüketimi, özellikle kolorektal kanser ve kalp hastalıkları açısından ciddi riskler taşımaktadır. Kıbrıs’ın barbekü kültürü sürdürülebilir ve sağlıklı hale getirilebilir, yeter ki kararında tüketim ve doğru pişirme yöntemleriyle bu alışkanlıklar yeniden yapılandırılsın.

Haftaya görüşmek dileğiyle, sağlığınız eksik olmasın.

#et tüketimi#sağlılık beslenme