Şehir Planlama ve Rant Çevreleri...
Ekonomik kalkınma ve gelişmeyi, birçok bilimsel veri üzerinden çalışan şehir plancıları o mahkemeden bu mahkemeye koşuyor. Peki, Neden?
Selda Bektaş
16/03/2023 11:06
Şehir planlama, bir ülkenin geleceğini kurmaktır... Şehir plancıları da, planlı gelişmenin sağlanması için, yerleşmelerin değişiminde etkili olabilecek mekansal, sosyal, demografik, ekonomik ve teknik verilerle estetik, kültürel (tarihi-arkeolojik), ekolojik etmenleri birlikte değerlendirerek geleceğe yönelik amaç ve hedefleri koyan, uygulama araçlarını ve süreçlerini tanımlayan; karar vericilere alternatif öneriler oluşturan ve bunların uygulanmasında rol alan önemli aktörlerdir.
Ekonomik kalkınma ve gelişmeyi, birçok bilimsel veri üzerinden çalışan ve planlayan bu aktörler, ülkemizde o mahkemeden bu mahkemeye koşup duruyor.
Peki, bu planlardan kim, neden rahatsız oluyor? 2016’da tamamlanan Ülkesel Fiziki Plan’ın ne kadarı uygulandı? Şimdi hangi noktadayız?
Şehir Plancıları Odası Başkanı Dr. Gizem Caner, KIBRISLI Gazetesi’nin sorularını yanıtladı.
Şehir Plancılar Odası Başkanı Dr. Gizem Caner[/caption]
Hangi noktalarda dinleniyorsunuz? Hangi noktalarda kamu yararına savaşmak zorunda bırakılıyorsunuz?
Küçük bir Oda olmamıza rağmen (20 aktif üyeli) aktifiz. Bu İmar Planı Değişiklik Yasa Tasarısı’nın geri çekilme sürecinde, özellikle de maalesef depremden sonra belirli bir kesimin bizi daha iyi anladığını düşünüyorum.
6 yıl önce, vatandaş da tepkisel yaklaşıyordu; kişinin kendi arazisi hakkında karar vericisiniz sonuçta. Şuanda anlatabilme oranımızın arttığını düşünüyorum.
KIBRIS'A ÖZEL PLANLAMA...
Kıbrıs özelinde şehir planlama nasıl olmalı? Ada ülkesine özel bir şehir planlamayı, coğrafi koşullar temelinde düşünmek gerekir. Mesela ikinci derece deprem bölgesinde olan bir ada olmamızdan kaynaklanan coğrafik bir sorun var. Bunun yanında iklim de göz önünde bulundurulmalı. Kıbrıs özelinde depreme ve afetlere duyarlı bir planlama yapılması gerektiğini söyleyebiliriz. Bir yanlış algı var, ‘Sanki afete duyarlı bir eylem planı hazırlayacağız, daha sonra onu entegre edecekmişiz’. Var olan üzerinden bir yaklaşım olmalı. En başta afet odaklı bir yaklaşım olmalı, sonradan bunu entegre edemezsiniz."YATIRIMA DEĞİL, RANTA KARŞIYIZ..."
Şehir planlamada, KKTC’yi nasıl görüyorsunuz? Akademik açıdan baktığımda açıkçası üzülüyorum. Dere yataklarına yerleşimlerin olmaması gerekiyor. Ancak yapılıyor. Neden? Çünkü belirli insanlar para kazanmak zorunda. Bunlar baskı oluşturuyor. Örneğin, İmar Planı Değişiklik Yasa Tasarısı’nın geri çekilmesini sağladık. Oradaki belirleyici faktör, rant sağlamaya çalışan bir çevrenin devletin üzerinde kurduğu baskıydı. Başka bir örnek de, bugün Lefkoşa’nın içinde yapılaşmanın ve trafiğin yoğun olduğu bölgede, iki devasa otel dikildi, oto parkı dahi düşünülmeden. Oysaki, bu tür yapılaşmalar bazı mahallelerin ruhunu, toplumsal hafızasını da siliyor. Ne uğrana peki, ‘para’… Bu örnekler imar planlarının belli grupların çıkarlarına delinebildiğini gösteriyor ve bu üzücü. Bu her yerde oluyor. Ancak bunun dengesini kurmak önemli. Şehir plancılar ‘yatırıma karşı’ gibi görünüyor. Bildiğiniz gibi ‘ara emri’ alıp duruyoruz. Yatırıma karşı olamayız. Bugün yaşadığımız dünyada bu mümkün değil. Ancak kamu yararını gözeterek müteahhidi de, turizmciyi de çevreciyi de halkı da düşünmek durumunda; o dengeyi kurmak zorundayız. [caption id="attachment_21083" align="alignnone" width="1600"]
Şehir Plancılar Odası Başkanı Dr. Gizem Caner[/caption]
Hangi noktalarda dinleniyorsunuz? Hangi noktalarda kamu yararına savaşmak zorunda bırakılıyorsunuz?
Küçük bir Oda olmamıza rağmen (20 aktif üyeli) aktifiz. Bu İmar Planı Değişiklik Yasa Tasarısı’nın geri çekilme sürecinde, özellikle de maalesef depremden sonra belirli bir kesimin bizi daha iyi anladığını düşünüyorum.
6 yıl önce, vatandaş da tepkisel yaklaşıyordu; kişinin kendi arazisi hakkında karar vericisiniz sonuçta. Şuanda anlatabilme oranımızın arttığını düşünüyorum.