Erhürman’dan seçmene mektup: Bu halk sözünü söyleyecek…

Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman, seçmene mesajını “Geleceğe imza: Sözünüz, Sözümüz” başlığıyla yayımladı.

Kıbrıslı Gazetesi
31/08/2025 11:33
Erhürman’dan seçmene mektup: Bu halk sözünü söyleyecek…

Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman, seçmene mesajını “Geleceğe imza: Sözünüz, Sözümüz” başlığıyla yayımladı.

Erhürman, hedeflerini ve vaatlerini sıraladı; “Biz, halka güveniriz. Halkla birlikte yürüyecek, halkla birlikte kazanacak, halkla birlikte yöneteceğiz.” dedi.

Sonuç alıcı bir müzakere süreci başlatacaklarını vurgulayan Erhürman, Kıbrıslı Türklerin isteğinin, kurucu devletleri güçlü, dünyaca kabul edilen bir ortaklık olduğunu ifade etti.

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Cumhurbaşkanı Adayı Erhürman, yeni dönemde Cumhurbaşkanlığı makamının, Anayasa’nın emrettiği gibi tarafsız olacağını ve toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir liderlik sergileyeceğini vurguladı.

Tufan Erhürman, “Cumhurbaşkanlığı 2025 - 2030 Vizyonu”nu seçim kampanyasının başlamasıyla geniş katılımlı özel bir etkinlikte açıklayacak.

Seçmene seslenişinde ülkenin ve halkın uzun zamandır “yorgun” olduğuna işaret eden Erhürman, “Biliyorum, kendinizi yılgın, hatta bıkkın hissediyorsunuz. Çözüm üretmeyen hatta sorunlara sorun ekleyen ‘yönetim’den, içimizde ve etrafımızda durmadan değişim yaşanırken kendimizi dışlanmış hissetmekten yorgunuz. Çözümsüzlüğün, iradesizliğin, gelecek kaygısının yüküyle yorgun…” ifadelerini kullandı.

İnsanların en çok da çocuklarını, torunlarını, ülkenin geleceğini düşünürken yorulduğunu, eskiden yurt dışına eğitime giden çocuklara, “bir an önce diplomanı al ve gel” derken, bugün, boğazları düğüm düğüm, “gelme annem, gelme babam, orada kal” demek zorunda hissedince yorulduklarını söyleyen Erhürman, mesajında şunları kaydetti:

“Ama biliyorum ki yorgun olsak da yılgın değiliz. Yılmaya, umudu söndürmeye, vazgeçmeye hakkımız yok. Çünkü bir yanda, biz bu topraklarda en zor koşullarda var oluş mücadelesini bunları yaşayalım diye mi verdik diye soran büyüklerimiz, diğer yanda kendilerine geleceği, insan onuruna yaraşır bir yaşam sürecekleri güzel bir ülkeyi borçlu olduğumuz çocuklarımız var.

“NE YILGINLIK GÖSTERİRİZ NE DE UMUTSUZLUĞA TESLİM OLURUZ”

Erhürman mesajında, “Bölmeye çalışırlar, birleştiririz. Parçalamaya çalışırlar, bütünleştiririz. Hiç kimsenin dışarıda kalmasına, kendisini dışarıda ve öteki hissetmesine izin vermeyiz.” diyerek farklı düşünce ve inançlara sahip insanlar bulunduğunu, bunun demokrasinin gereği olduğunu vurguladı.

Erhürman, seçmene mektup nitelikli mesajında şunları belirtti:

“Bizim, bu güzel ülkede barış içinde bir arada yaşama irademiz de var. Cumhurbaşkanlığı bu halkın bütününü temsil eden makam. Bu halkı bir bütün olarak geleceğe, çok daha güzel bir geleceğe taşımakta kararlıyız.

Peki taraf mıyız? Elbette tarafız. Kavganın değil, diyaloğun; küslüğün değil barışın ve kardeşliğin; sorunun, krizin değil, çözümün; ayrışmanın değil, dayanışmanın tarafındayız.

Başaracağımıza inancımız da özgüvenimiz de tam. Bu özgüven, yalnızca bir kişiye ya da kendimize duyduğumuz güven değil; bu halkın yetişmiş insan potansiyeline olan inancımızdan geliyor. Ayrım gözetmeden, liyakate dayalı bir anlayışla birlikte çalıştığımızda, bu güzel ülkede çok güzel işler başaracağımızı biliyoruz.

Biz, halka güveniriz. Halkla birlikte yürüyecek, halkla birlikte kazanacak, halkla birlikte yöneteceğiz.”

“CUMHURBAŞKANLIĞI KAPISI HALKIN TÜM KESİMLERİNE AÇIK OLACAK”

CTP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Tufan Erhürman, mesajında, “Toplumsal Birlik ve Kapsayıcı Temsil” başlığı altında yer verdiği görüşlerinde, yeni dönemde Cumhurbaşkanlığı’nın kapısının, çocuklara, gençlere, engellilere, kadınlara, emekçilere, üretenlere, halkın tüm kesimlerine, herkese açık olacağını belirtti.

“Cumhurbaşkanlığı, bir kişinin ve çevresindeki dar bir grubun makamı, sarayı, köşkü değildir. Bu halkın tüm kesimlerinin evidir.” diyen Erhürman, Cumhurbaşkanlığı’nıın kapısının çocuklara, gençlere, engellilere, kadınlara, emekçilere, üretenlere, herkese, bu halkın tüm kesimlerine açık olacağını kaydetti.

Seçmene mesajında “Neden Cumhurbaşkanı olmak istiyorsunuz?” sorusunu da yanıtlayan Erhürman, “Cevabım çok net: Benim için siyaset, bir makam elde etmek için değil; halkla birlikte başarmak içindir” ifadesini kullandı.

Erhürman düşüncelerini şöyle paylaştı:

“24 saat ışıkları sönmeyen bir Cumhurbaşkanlığı’na ihtiyacımız var bizim. Bu ülkenin yetişmiş ve liyakat esasına göre seçilmiş insanlarının farklı odalarda, farklı masalarda, komitelerde, komisyonlarda bir araya geldiği ve mesai düşünmeden bu ülkenin sorunlarına çözüm ürettiği bir halk evi.

Bu ülkenin, bu halkın gailesini çeken herkesin, siyasi partisine, görüşüne, kendisinin veya ana babasının doğum yerine, inancına bakılmaksızın, bu ülke için, bu halk için çalıştığı, sivil toplum kuruluşundan yerel yönetimine, akademiden emek ve iş dünyasına kadar herkesin birlikte çalıştığı bir mekan…

“ORADA BİRLİKTE KONUŞACAK, BİRLİKTE KARAR VERECEĞİZ”   

Erhürman, Kıbrıs sorunuyla ilgili değerlendirmesinde, halkın hak ve çıkarlarını merkeze alan, çözüm odaklı ve kararlı bir müzakere öngördüklerini vurguladı; “Çözümsüzlük koşullarının sürmesine izin veremeyiz. Kıbrıs Türk halkı adadaki iki eşit kurucu ortaktan biridir, yok sayılamaz.” dedi.

Cumhurbaşkanı’nın görevlerinin başında Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüyle ilgili müzakereleri yürütmek bulunduğunu ancak beş yıldır müzakere olmadığını kaydeden Erhürman, şu görüşleri paylaştı:

“Geride bıraktığımız dönemde Kıbrıs Rum Liderliği, bu adanın tamamı ve Kıbrıs’ta yaşayan herkes adına egemenlik kullandı. Kıbrıslı Türkler bu adadaki iki eşit kurucu ortaktan biridir ve Kıbrıs Rum Liderliği tek başına böyle bir hakka sahip değildir.

Bu adada güvenlikle, deniz yetki alanlarıyla, enerjiyle, hidrokarbonlarla, ticaret yollarıyla ilgili bir karar alınacaksa, Kıbrıs Rum Liderliği bizi yok sayarak, görmezden gelerek, biz yokmuşuz gibi davranarak tek başına yapamaz bunu.

Ama çözümsüzlük koşullarında durum bu. Bunun böyle devam etmesine asla izin veremeyiz. Bunun böyle devam etmesi büyüklerimizin verdiği var oluş mücadelesine de, çocuklarımıza dair ideallerimize de ters.

Dünya, Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesine defalarca şahitlik etti. Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesi buradadır ve bu irade buradayken Kıbrıs Türk halkının yok sayılmasının hiçbir meşru gerekçesi yoktur.”

“NASIL BİR ÇÖZÜM İSTENİYOR?”

“Kıbrıs Türk halkı ne istediğini bilmektedir.” diyen Erhürman, şunları açıkladı:

“Bu adadaki iki eşit kurucu ortaktan biri olan bu halk, biri Kıbrıslı Türklere, diğeri Kıbrıslı Rumlara ait, dünyaca kabul edilen iki eşit kurucu devleti olan, bu devletlerin kendilerine ait yetkileri egemence kullanacakları, iki bölgeli, iki toplumlu ve iki toplumun, enerji gibi, deniz yetki alanları gibi, ticaret yolları gibi, adanın güvenliği gibi konularda siyasi eşitlik temelinde birlikte karar alacakları bir çözümü istemektedir.

Dünyada pek çok federasyon vardır. Kiminin adında federasyon sözcüğü varken, kiminin yoktur. Bu federasyonlardan kiminde merkezi yapı, kiminde kurucu devletler güçlüdür. Bunca yıldan sonra adadaki gerçeklere uygun olan, kurucu devletleri güçlü bir yapının yanında, yukarıda sayılanlar gibi konularda siyasi eşitlik temelinde ortak kararlar verilecek bir merkezi yapıya sahip olmaktır.”

SONUÇ ODAKLI MÜZAKERE

Erhürman, “Bizim derdimiz göstermelik değil, sonuç odaklı müzakeredir. Amacımız, gelecek belirsizliğini sonlandırmak, kapsamlı çözüme ulaşmaktır.” diyerek Resmi müzakereler ne zaman mı başlayacak” sorusuna yanıtlarının “Resmi müzakereler BM’nin bugüne kadarki sözlerine sahip çıktığını açıkça ilan ettiği ve temellendirdiği gün başlayacaktır.” olduğunu kaydetti.

On yıllardır adada kapsamlı çözüm için müzakere edildiğini ancak sonuç alınamadığını; Annan Planı döneminde iş referandumlara kadar varıldığını, Crans Montana’da çözüme çok yaklaşıldığını ancak tüm dünyanın kabul ettiği gibi Kıbrıs Rum Liderliğini son anda çözüme ulaşılmasını engellediğini anlatan Erhürman, “Bu kez farklı olmalıdır. Nitekim bu ihtiyacı BM Genel Sekreteri Sn. Guterres de kabul etmektedir.” dedi.

Erhürman, resmi müzakerelere başlanabilmesi için hassasiyetlerinin aslında Birleşmiş Milletler’in de ilkeleri olduğunu söyledi ve şöyle sıraladı:

a) Kıbrıs Rum Liderliği, BM Güvenlik Konseyi kararlarında ve bugüne kadarki yakınlaşmalarda yer aldığı gibi, dönüşümlü başkanlığı ve Kıbrıslı Türklerin iradesi dahil olmadıkça merkezi yapıda hiçbir karar alınamayacağını içerecek şekilde siyasi eşitliği teyit edecek,

b) Bir kez daha senelerce müzakere masasında oturulmasının engellenmesi için bir takvim belirlenecek,

c) Bugüne kadarki yakınlaşmaların, mesela mülkiyet konusunda varılan uzlaşıların yeniden tartışmaya açılmayacağı teyit edilecek,

d) Kıbrıs Rum Liderliği’nin bir kez daha masayı terk etmesi halinde Kıbrıs Türk halkının bugünkü statükoya geri dönmeyeceği baştan güvence altına alınacaktır.”

Erhürman, “Çünkü bizim derdimiz göstermelik değil, sonuç odaklı müzakeredir. Amacımız, gelecek belirsizliğini sonlandırmak, kapsamlı çözüme ulaşmaktır.” vurgusu yaptı.

Kapsamlı çözüm müzakereleri başlayıncaya kadar yapılacakları da sıralayan Erhürman, “Çözüm iradesini yeniden dünyanın gündemine taşıyacak, mülkiyette herkesin kendini güvende hissetmesi ve tedirginliğin ortadan kalkması için kararlılıkla çalışacağız.” dedi.

MÜLKİYET

Tufan Erhürman, seçmenle buluşan seslenişinde “mülkiyet” başlığı altında şu ifadeler yer aldı:

“Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesi ortadayken, kapsamlı çözümün altı başlığından biri olan mülkiyet meselesi henüz çözülmedi diye tek tek bireylerin ya da yatırımcıların dava edilmesi kabul edilemez.

Taşınmaz Mal Komisyonu, çözümsüzlük koşullarında dahi uluslararası hukuka bağlı kalma irademizin ifadesidir. Bu Komisyon, Kıbrıs Türk halkının çözüm iradesine, iki bölgelilik ilkesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına dayanmaktadır.

Unutulmasın: Taşınmaz Mal Komisyonu, bizim kararlılığımız, öngörümüz ve diplomatik çabamız sayesinde AİHM tarafından etkili bir iç hukuk yolu olarak tanınmıştır.

Bu şartlarda Kıbrıs Rum Liderliği’nin hukuku siyasetin enstrümanı haline getirmesine göz yumulamaz. Buna göz yummayacağız ve bu adaletsizliği tüm dünyaya anlatacağız. “Çözümsüzlük çözümdür” siyasetiyle mülkiyet sorunu da çözülemez. Çözüm iradesini yeniden dünyanın gündemine taşıyacak, mülkiyette herkesin kendini güvende hissetmesi ve tedirginliğin ortadan kalkması için kararlılıkla çalışacağız.”

KİMLİK SORUNU

Erhürman, “karma evlilikler”den doğan çocukların Avrupa Birliği vatandaşlığının engellenmesinin insan haklarına aykırı olduğunu vurguladığı mesajında, “Hiçbir Kıbrıslı Rum lider, Kıbrıslı Türklerin kiminle, nerede evleneceğine, çocuğunu nerede dünyaya getireceğine karar verme yetkisine sahip değildir.

Bu çocuklarımız şimdiki yönetimde görmezden gelindi ama biz haklarının elbette takipçisi olacağız, gerekli tüm girişim ve baskıyı muhataplar nezdinde yapacağız.” İfadelerine yer verdi.

HİDROKARBON VE ENERJİ

Açıklamada “hidrokarbon ve enerji” başlığında şunlar yer aldı:

“Halkımız çözüm iradesini tüm dünyaya göstermiştir. Şimdi bu iradeyi bir kez daha güçlü biçimde anımsatmanın zamanıdır.

Kıbrıslı Türkler, Lefkoşa’da, Girne’de Güzelyurt’ta , Mağusada’da, İskele’de olduğu gibi Baf’ta da, Limasol’da da, Larnaka’da da; adanın güneyinde de kuzeyinde de, denizinde de, karasında da, havasında da bu adanın asli unsuru ve hak sahibidir. Bu gerçeği kimse inkâr edemez.

Hidrokarbonlar konusunda Kıbrıslı Türklerin haklarının yok sayılması asla kabul edilemez.

Kıbrıslı Türkleri ve Türkiye’yi dışarıda bırakmak amacıyla enerjide AB destekli fizibıl olmayan projelerle enterkonnekte sistem projesi geliştirilemez.”

Erhürman, Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesi ortadayken şunların yapılamayacağını kaydetti:

“Doğrudan ticaret tüzüğünün yürürlüğe girişi daha fazla geciktirilemez. Yeşil Hat Tüzüğü uygulamasında zorluk üzerine zorluk çıkarılamaz.

KKTC’yi tanımama gerekçe gösterilerek iklim değişikliği, çevre, kültürel miras gibi konularda, yangın, deprem gibi afetlerde birlikte proje üretmek, birlikte uygulama yapmak reddedilemez.

Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesi ortadayken, Kıbrıslı Türk çocukların, gençlerin, sanatçıların, sporcuların, akademisyenlerin, emek ve iş dünyasının, sivil toplum kuruluşlarının dünyayla buluşması engellenemez.

Yeni geçiş noktaları açılması ve var olan geçiş noktalarında geçişlerin rahatlatılması konularında sorun çıkarılamaz. Bunlar gerekirse tek taraflı yapılır ve mesele dünyaya anlatılır.”

Tüm bunların dünyaya ısrarla anlatılacağını, hiçbirinin gündemden düşürülmeyeceğini ve sonuç alınacağını vurgulayan Erhürman, bunun için yalnızca Cumhurbaşkanlığı eksenli bir çabayla değil, bilim insanlarının, iş insanlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm mekanizmaların aktif biçimde kullanılacağı bir diplomasi ve diyaloğun sonuna kadar kullanılacağını ifade etti.

“İSTİŞARE, DİYALOG, DİPLOMASİ”

Tufan Erhürman’ın mesajında, Türkiye ile yine istişare ve yoğun diyalog içinde olunacağı da yer aldı; şöyle denildi:

“Kıbrıs Türk halkının seçtiği Cumhurbaşkanı her dönemde garantör ve kardeş ülke Türkiye ile istişare ve yoğun diyalog içinde olmuş, birlikte çalışmıştır. Elbette yine öyle olacaktır. Burada müşterek değerler, eşitlik ve güvenlik, Kıbrıs Türk halkının ve Türkiye’nin anlaşmalardan kaynaklanan hak ve menfaatleridir. Cumhurbaşkanlığı, bu ülkenin yetişmiş ve liyakat esasına göre seçilmiş tüm insanlarıyla birlikte üretir, dosyalarını oluşturur, bu dosyalara hâkim olur, Türkiye ile diyalog ve istişare içinde çalışır ve dış politikadaki hamlelerini belirler. Türkiye’nin uluslararası alandaki desteğinden aynen Taşınmaz Mal Komisyonu kurulurken yapıldığı gibi en etkin şekilde yararlanılır.

Kıbrıs Rum halkıyla ve liderliğiyle eşitler arası ilişkiler kurulur. Diplomasi ve diyalog her zaman iyidir. Türkiye ile Yunanistan’ın ilişkilerinin gelişmesi önemlidir. Kıbrıs-Türkiye-Yunanistan’ın barış iklimi tüm bölgeye nefes aldırır. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türk Devletleri Teşkilatı gibi uluslararası aktörlerle her düzeyde ve sonuç üreten ilişkiler mutlaktır.

Bunun için ‘kahve içmem’ denilmez. ‘Yemek yemem’ denilmez. ‘Şununla görüşmem, bunu kabul etmem’ denilmez. Her fırsat sonuna kadar değerlendirilir. Yeter ki bu konuların ciddiyetle üzerine gidilsin. Yeter ki bu konulara konsantre olunsun. Yeter ki ‘toplum liderliği’ statüsüyle dünyada kabul gören Cumhurbaşkanlığı’nın itibarı zayıflatılmasın ve hak ettiği şekilde kullanılsın. Evet, yeni dönemde, bu itibarı halkımızla birlikte yeniden inşa edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı’nın içerdeki işleri konusunda “Cumhurbaşkanı’nın atacağı her imza, vereceği her onay kıymetlidir. Hukuka uygunluk ve liyakat dikkate alınmak zorundadır, yeni dönemde mutlaka alınacaktır.” denilen mesajda, Bakanlar Kurullu ve tüm üçlü kararname imzalarında Cumhurbaşkanı’nın hukuka uygunluk ve liyakati dikkate alacağı; yeni dönemin en ayırt edici özelliklerinden biri de bu olacağı kaydedildi.

Erhürman’ın vizyon belgesinde şu ifadeler de yer aldı:

“Yeni dönemde Cumhurbaşkanlığı, Anayasa’nın bu makama yüklediği görevleri sorumluluk ve ciddiyetle yerine getirecek; özelde Anayasa’ya, genelde hukuka uygunluk, kamuda işlerin düzenli biçimde yürütülmesi ve liyakat Cumhurbaşkanlığı’nın önde gelen gündemleri arasında yer alacaktır.  

Cumhurbaşkanı aynı zamanda Anayasa’ya göre Cumhuriyet Güvenlik Kurulu’nun başkanıdır. Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Başbakan, Savunma, İçişleri ve Dışişleri Bakanları ile Silahlı Kuvvetler Komutanı ve Emniyet Genel Müdürü, bu Kurul’un üyesidir. Bugün ülkemizde nüfusun artışı ve çeşitlenmesi ile paralel güvenlik sorununun arttığı noktada, Cumhurbaşkanı’nın bu sorunlara çözüm üretme kapasitesi vardır. Cumhurbaşkanı’nın yol gösterici rolü son derece önemlidir ve yeni dönemde bu işlev hassasiyetle yerine getirilecektir.

Cumhurbaşkanı’nın Bakanlar Kurulu’na başkanlık etme yetkisi vardır. Bu da Cumhurbaşkanı’nın yürütme içindeki yerinin önemini teyit etmektedir.

Ülkede nüfus, nüfus politikasızlığı, ekonomi, turizm, yükseköğretim, eğitim, sağlık, çalışma yaşamı, suç, suçluluk, bağımlılık gibi pek çok konuda sorunlar dağ gibi büyümüşken Cumhurbaşkanı’nın hangi konularda Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmek zorunda kalacağı bellidir. Ancak unutulmamalıdır ki Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmek dostlar alışverişte görsün diye yapılacak bir iş değildir. Cumhurbaşkanı, dersine çalışır, danışmanlarıyla birlikte hazırlanır, ön hazırlıklarını tamamlar ve dosyasına hakim bir biçimde Bakanlar Kurulu’na başkanlık ederse, elbette oradan ortak bir sonuç çıkarmak mümkündür

Cumhurbaşkanı’nın yürütmenin pek çok alanında danışmanları vardır. Danışman istihdamı, o alanlarda faaliyet gösterilmeyecek, projeler hazırlanmayacak, ilgili bakanlarla ve başbakanla eşgüdüm sağlanmayacaksa kamu maliyesi açısından gereksiz bir ek yükten başka bir şey değildir. Danışman atamaları aslında, Cumhurbaşkanı’nın iç meselelerde çözüm üretme ve yeni projeleri hayata geçirme iradesinin somut bir ifadesidir.

Ayrıca ülkedeki yolsuzluk, usulsüzlük, insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti gibi iddialar konusunda Başsavcılık, Polis Genel Müdürlüğü, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı gibi makamlarla siyaset üstü ve doğrudan ilişkisi bulunan Cumhurbaşkanlığı’nın bu alanlarda da etkin işlev görmesi doğaldır.

Cumhurbaşkanlığı, bu görevleri elbette hükümet, yerel yönetimler ve tüm kurumlarla kuracağı yapıcı diyalog içinde yürütecektir.

Cumhurbaşkanlığı, bu halkın dünyaya açılan en önemli penceresidir. Dış dünyayla kurulacak doğru ilişkiler; ekonomi, spor, kültür, sanat, eğitim, turizm ve yükseköğretim gibi birçok alanda Kıbrıs Türk halkının ve gençlerinin önünü açacaktır.

Cumhurbaşkanı’ndan; Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Türkiye, Kıbrıs Rum Liderliği ve diğer uluslararası aktörlerle diyalog kurarak çözüm üretmesi bekleniyorsa, aynı anlayışı ülke içindeki yönetsel mekanizmalarla da kurması mümkündür, gereklidir.

Sözümüz söz: Yeni dönemde Cumhurbaşkanlığı makamı, Anayasa’nın emrettiği gibi tarafsız olacak ve toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir liderlik sergileyecektir.”

Erhürman seçmene mektup nitelikli mesajında, “Kazanacağız!” vurgusu yaparak “Bu ülke, bu halk için gailesi olan herkesi, hepinizi, kim olduğunuzdan ne düşündüğünüzden bağımsız, yol arkadaşlığına davet ediyorum.” dedi.

 

#erhürman#ctp