Kıbrıs’lı-lık ve Kıbrıslı-lık Arasındaki İnce Çizgimizin Anlaşılması Üzerine...
None
Geçtiğimiz yıllarda gerçekleşen uluslararası bir konferansta sunduğum tebliğin bir bölümünden bahsetmek istiyorum sizlere bugün müsaadenizle. Bu bölüm aslına bakarsanız, o gün orda dinleyici bölümünde oturan bireylerin oturma nedenlerinin başında yer aldığından temas etmek istiyorum.
Sunduğum çalışmanın ana başlığı ve dolayısı ile de ana teması “Kuzey Kıbrıs’taki, Kıbrıs’lı Facebook Kullanıcılarının sosyal algısı: Sosyal yapının ve Kuzey Kıbrıs sakinlerinin yeniden değerlendirilmesi” [“Social perception of Cyprian Facebook users in Northern Cyprus: Reconsideration of social structure and particularly residents of Northern Cyprus”]olarak geçmekteydi.
Adından da anlaşılacağı üzere temelde sosyal medya kullanıcısı olan Kıbrıs’lıların değerlendirmeleri ve sosyal algıları üzerine odaklanan çalışmada; temel noktadan ziyade başlıkta kullandığım bir ifade dikkati çekmiş; Kıbrıs’lı [Cyprian]. Hatta sunuma girmeden önce bazı meslektaşlarım bana bu ifadeyi bilerek kullanıp kullanmadığımı da sormadan edemedi...
İşte bu nedenle, yüksek müsadenizle halihazırda bildiğimiz ama aidiyet ve kimlik tartışmalarımızda temel almamız ve bilinçli kullanmamız gerektiğine inandığım kavramlardan biri olan Kıbrıs’lılık [Cyprian-ism]ve Kıbrıslı’lık [Cypriot-ism] arasındaki ayrıma yeniden ışık tutmak istiyorum.
Kullanıldıkları bağlamlara ve gönderme yaptıkları anlamlara ışık tutması açısından, sözkonusu kelimelerin öncelikle etimolojik kökenlerine bakmanın yerinde olacağı kanaatindeyim.
Bilindiği üzere Kıbrıs adası, uzun yıllar birçok milletin gerek politik, gerek sosyal veya kimliksel gerekse de ekonomik bağlamlarda müzakere konusu olmuştur. Sosyo-politik ve statejik konumundan dolayı, geçmiş yıllarda birçok ulusun da tarihi bağlamda izlerine rastlamak mümkündür adamızda.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasına dek geçen zaman zarfında; Hitit, Fenike, Asur, Eski Mısır, Fars, Makedonya, Roma, Bizans, Müslüman Arap, İngiliz, Lüzinyan, Ceneviz, Venedik ve Osmanlılar gibi çeşitli medeniyetlerin tarihlerinde Kıbrıs adası önemli bir yer teşkil etmiştir. Yani aslında Kıbrıs Adası kültürel zenginliğini tarihsel geçmişine ve tarihsel geçmişinde rol oynayan uygarlıklara borçludur da diyebiliriz.
Ancak ne var ki, bu zenginliğin yanında, beraberinde getirdiği olumlu neticelere istinaden, bazı olumsuzlukların temelini de oluşturmaktadır aslında; bilhassa kendini tanımlama/ kimliklendirme eğilimi ve çabası içerisinde olan Ada sakinlerine bu olumsuz etkiler yansımıştır. Bilhassa da Kıbrıs Cumhuriyetinin ilanı ile birlikte Kıbrıs adasında yaşayan insanları derinden etkileyen bir soruna temel oluşturmaktadır denilebilir; “kimlik sorunu”.
Cumhuriyetin ilanı ile birlikte birçok kimliklendirmeler ve söylemlerinde politik/ideolojik anlamlar barındıran varoluş ifade biçimleri de ortaya çıkmaya başlamıştır.
Netice itibari ile “Kıbrıs’lı”, “Kıbrıslı”, “Kıbrıslı Türk/Kıbrıslı Rum”, “Rum/ Türk” gibi farklı kimliklendirmeler kendini gösterirken, “Türkçe konuşan Kıbrıslı” ve “Rumca konuşan Kıbrıslı” gibi ifadelere de rastlanmaya başlanmıştır.
“Kıbrıs’lılık” ve “Kıbrıslı’lık” arasındaki ayrıma ışık tutması açısından her iki kelimenin de kökenbilimsel araştırması yapılmıştır. Bu nedenle de ulaşılabilen dildeki en eski kıyıtları incelenmiş, gelişimi izlenmiş yani kelime olarak kullanılmaya başlandığı zamanın izi sürülmeye çalışılmıştır.
Kıbrıs’lı [Cyprian] kavramsal olarak “Kıbrıs’ın” [of Cyprus] anlamına gönderme yapmaktadır ki 1620’lerde kullanılan Latin kökenli sözcük olan “Cyprianus” ve sonraları “Cyprius”a dönüşen kelimeden türemiştir. Ayrıca bu sözcük Yunancadaki “Kyprios” a dayanmaktadır[i]. Diğer Taraftan, “Kıbrıslı” kelimesine dair dilde kayıt edilmiş herhangi bir bilgiye rastlanılmamıştır. Bu nedenle “Kıbrıslı” sözcüğünün kavramsal olarak olgunlaşmamış, yerine oturmamış bir kelime olduğunu varsaymak mümkün olacaktır.
Loizides’e (2007)[ii] göre, adanın partizanları veya milliyetçileri denilen kesim, anavatan milliyetçilerinden farklı olarak, Kıbrıslı kimliğinin temel ve öncelikli kimlik olarak ele alınmasında hemfikir olmuşlar; buna istinaden herhangi bir etnik ayrım gözetmeksizin, karakterleri ve gündelik yaşam pratiklerinde benzeşiklik gösteren Kıbrıs yerleşik halkları arasındaki bağı pekiştirmek üzerine odaklanmışlardır. Buna ilaveten Kıbrıslı’lık, “Kıbrıslı Türk” ve “Kıbrıslı Rum” gibi etnik ayrım içerikli temsiliyet biçimlerini de birleştirici bir kavram olarak görülmekteydi.
Loizides’e göre, 1974’le birlikte, yeni bir oluşum olarak, adadaki demokrasiyi güvence altına alırken, bu iki toplum arasındaki anlayışı desteklemek ve Kıbrıs için güvenirlik sağlamak amacı ile Yeni Kıbrıs Ortaklığı kurulmuştur.
Bu oluşumun ortakları etnik köken ve kültürel bağlardan asla feragat etmeden, kendilerini herşeyden önce ne “Rum” ne “Türk” ve de öteki ama “Kıbrıslı” olarak gören Kıbrıslı kitleyi yeniden ele almışlardır (Loizides, 2007).
Chatzipanagiotidou’nun da belirttiği gibi (2012)[iii], Papadakis (1998) tartışmalarında, bu kavramla birlikte söylemi usulca ilerleyen ve fiili “iktidar mekanı”nın [loci of power] oluşmasına mahal veren, yaptırım ve baskının içsel mekanlarını inşa eden Kıbrıslılığı, bir nevi sivil milliyetçilik olarak karakterize etmektedir.25
Sharp’ın iktidar kuramına göre, sosyal iktidar çeşidi olan siyasal iktidar yaptırımlar, tazminat ve emirleri içinde barındıran; güçler, esinler ve yöntemler bütünü olarak tanımlanmaktadır.
Ona göre, siyasi güç, iktidar sahiplerinin, kısmen hükümet kurumlarının, devletin ve onlarla çelişmeyen grupların amaçlarını gerçekleştirmektir. Yazarın analizi, iktidarın, egemen gövdenin pozisyonunda veya bireyde var olan masif gövde olduğuna vurgu yapan yaygın fikre de ışık tutmaktadır.
Yazara göre, iktidar, grup şekilleri ile işgal edilen ve çeşitli mekanlardaki “iktidar mekanı” olarak adlandırdığı çoğulculuğu devam ettirmektedir. İktidar mekanı, bilhassa yerin kalabalık olduğu ve toplumda geniş ölçüde yaygın olan, karşılıklı denegeleme dürtüsüne karşılık yönetici gücünü sağlamaktadır (Martin, B. 1989)[iv].
Kıbrıslılık da bu bağlamda, bir bakıma, “Kıbrıslı-lık” anlayışını yasallaştırıcı ve kuvvetlendirici çeşitli araçlarca da, bu fikrin etrafında belirli kimliklerin ortaya çıkmsına mahal vererek başarıya ulaşmıştır da denilebilir.(Chatzipanagiotidou, 2012).
Bu doğrultuda aslında biliçsiz veya alışmış biçimde dilimize dolanan çeşitli kimliklendirmeler ve kendimizi temsil biçimlerimiz aslında varoluşumuzun meşrulaşması konusunda kilit noktalardan biri olarak ifade edilebilir.
Dolayısı ile kendimizi nasıl tanımladığımız konusunda içsel bir sorgulamayı geç de olsa başlatmamız, aldığımız yanıt doğrultusunda da kendimizi “kimliklendirmemiz” gerekmekte ki bunun varoluş mücadelesi bağlamında ince ayrım olarak hassas bir rol oynadığına da inanmaktayım.
Sevgilerimle iyi haftasonları.....
[i] Harper, D. (2001-1012). Online Etymology Dictionary. http://www.etymonline.com/index.php?allowed_in_frame=0&search=cyprian&searchmode=none [31.01.2013]
[ii] Loizides N. G. (2007). Ethnic Nationalism and Adaptation in Cyprus. International Studies Perspectives (8), pp.172–189.
[iii] Chatzipanagiotidou, E. (2012). The Conflicts of a ‘Peaceful’ Diaspora: Identity, Power And Peace Politics Among Cypriots In The UK and Cyprus. University of Sussex. Dphil Dissertation.