Maviş: Kayıplar konusu siyasi malzeme değil Kıbrıslıların ortak vicdanıdır

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Burak Maviş, Avrupa Parlamentosu’nda alınan “kayıp şahıslar” konulu kararın, insani bir meseleyi siyasi bir araç haline getirdiğini belirterek tepki gösterdi.

Kıbrıslı Gazetesi
27/10/2025 12:17
Maviş: Kayıplar konusu siyasi malzeme değil Kıbrıslıların ortak vicdanıdır

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Burak Maviş, Avrupa Parlamentosu’nda alınan “kayıp şahıslar” konulu kararın, insani bir meseleyi siyasi bir araç haline getirdiğini belirterek tepki gösterdi.

Maviş’in açıklamasının tamamı şu şekilde:

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) olarak, Avrupa Parlamentosu’nda 22–24 Ekim 2025 tarihlerinde kabul edilen ve DİSY milletvekili Michalis Hadjipantela’nın önerisiyle gündeme gelen “kayıp şahıslar” konulu kararın, insani bir meseleyi siyasetin malzemesi haline getirdiğini üzülerek izliyoruz.

Avrupa Parlamentosu’nda alınan bu karar, 1974 yılında kaybolanlara ve mağdurlara yönelik bir anıtın Parlamento binasında inşa edilmesini öngörmektedir. Ancak, bu tek taraflı yaklaşım hem tarihsel gerçeklere hem de ortak insanlık değerlerine zarar vermektedir.

Kayıplar meselesi 1974 yılında ortaya çıkmış değildir. 1950’li ve 1960’lı yıllardan itibaren Kıbrıs’ın kanayan yarasıdır. O dönemde özellikle 1963–64 olaylarında yüzlerce Kıbrıslı Türk, 1974’te ise çok sayıda Kıbrıslı Rum kaybolmuştur. Bu trajedi, kimsenin tekelinde değildir. Hepimizin ortak acısıdır.

Birleşmiş Milletler gözetiminde 1981 yılında kurulan Kayıp Şahıslar Komitesi (CMP) bugüne kadar 492 Kıbrıslı Türk ve 1.510 Kıbrıslı Rum kaybın akıbetini araştırmıştır. Komite’de iki toplumdan uzmanlar, insanlık onuru için yıllardır omuz omuza çalışmaktadır. Bu insani çabayı gölgeleyen her siyasi girişi, hem mağdur ailelere hem de barış umuduna zarar vermektedir.

KKTC bütçesinden ciddi kaynaklar ayrılan dış temsilciliklerin, özellikle Brüksel’deki misyonların, bu tür gelişmeleri yakından izleyip iki yönlü doğru bilgi akışı sağlaması gerekir. Avrupa Parlamentosu’nda doğrudan bizi ilgilendiren bir karar alınırken sessiz kalınması, ciddi bir temsil zafiyetidir. Eğer bu kurumlar görevlerini yerine getiremiyorsa, bunun siyasi ve kurumsal sorumluluğu açıkça sorgulanmalıdır.

Kayıplar gibi insani meseleler ancak diyalogla ve işleyen mekanizmalarla çözülebilir. Ne yazık ki son yıllarda, Ersin Tatar döneminde tamamen duran müzakereler, işlevsiz hale getirilen iki toplumlu teknik komiteler ve koparılan iletişim kanalları, Kıbrıslı Türklerin uluslararası alandaki görünürlüğünü zayıflatmıştır. Avrupa Parlamentosu’ndaki bu karar, bu kopukluğun bedelini açık biçimde göstermektedir.

Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusunda özel temsilci atama girişimlerine karşı çıkan anlayış da bu görünmezliği derinleştirmiştir. Diyalogdan kaçan, Brüksel’den uzak duran bir siyaset, Kıbrıslı Türklerin sesini kısmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

Kayıplar konusu gibi hassas konular ne hamasetle ne de milliyetçi duygularla çözülebilir. Siyasiler bu tür insani konularda bir değil, bin kere düşünmek zorundadır. Kayıp yakınlarının acısı üzerinden siyaset üretmek, yaraları onarmak yerine derinleştirir. Kayıpların anısı, siyasi hesaplarla değil, insanlık onuruyla yaşatılmalıdır.

Eğer bir anıt yapılacaksa, bu yalnızca sembolik olmamalıdır. Böylesi anıtlar, öncelikle kendi adamızda her iki toplumda da görünür, ulaşılabilir ve kapsayıcı biçimde inşa edilmelidir. Amaç ayrışmayı değil, her iki toplumun kayıplarına ve yakınlarının ortak acısına saygıyı öne çıkarmak olmalıdır.

Bu ada, geçmişin acılarını ancak ortak vicdan ve samimi diyalog ile aşabilir. Kayıpların anısı siyasetin değil, insanlığın onurunun konusudur. Gerçek barış, acılar üzerinden değil, insanlıkta buluşarak kurulur.

#Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası#KTÖS