Üstel: Kıbrıs’taki mevcut gerçekleri görmezden gelen bir anlayış var
Başbakan Ünal Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in 2026 yılı Yeni Yıl mesajını sert ifadelerle eleştirdi.
Başbakan Ünal Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Başkanı Nikos Hristodulidis’in yeni yıl mesajına tepki göstererek, Rum liderliğinin Kıbrıs’taki mevcut gerçekleri görmezden gelen ve geçmişte defalarca başarısız olmuş bir anlayışı sürdürdüğünü belirtti.
Üstel, Kıbrıs’ta tek gerçekçi ve sürdürülebilir çözümün, egemen eşitlik temelinde yan yana yaşayan iki ayrı devletin iş birliğine dayalı bir model olduğunu vurguladı.
“‘YENİDEN YAPILANDIRMA VE MODERNLEŞTİRME’ SÖYLEMİ, TEK YANLI İHLALLERİN SÜRDÜĞÜNÜN İTİRAFIDIR”
Yazılı açıklama yapan Başbakan Üstel, Hristodulidis’in 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni “yeniden yapılandırma ve modernleştirme” söylemiyle ele almasının, Rum tarafının eşit ortağını silah zoruyla yönetimden dışladığı ve Kıbrıs Anlaşmaları ile Anayasa’yı tek yanlı ihlal ettiği siyasetin halen sürdüğünün açık bir itirafı olduğunu kaydetti.
Uluslararası hukuka aykırı biçimde gasp edilen ve yalnızca Rumlara aitmiş gibi sunulan bir yapının reform söylemleriyle sürdürülmeye çalışılmasının, Kıbrıs sorununu çözümsüzlüğe mahkûm eden temel zihniyet olduğunu ifade eden Üstel, Rum liderliğinin “vatanın kurtarılması ve yeniden birleştirilmesi” çağrılarının da Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliğini reddeden ve geçmişte başarısız olmuş modellerin yeniden dayatılmasından ibaret olduğunu belirtti.
“FEDERAL ÇÖZÜM MODELİ GEÇERLİLİĞİNİ YİTİRMİŞTİR”
“Kıbrıs Türk tarafı, Crans Montana’da çöken müzakere süreciyle birlikte federal çözüm modelinin, Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle artık geçerliliğini yitirdiğini defalarca net şekilde ortaya koymuştur.” diyen Başbakan Üstel, Kıbrıs Türk halkının iradesinin, kendi kendini yönetme hakkının ve egemenliğinin hiçbir şekilde tartışma konusu yapılamayacağını kaydetti.
“ÖN KOŞUL, EGEMEN EŞİTLİĞİN VE EŞİT ULUSLARARASI STATÜSÜNÜN KABULÜDÜR”
Üstel, müzakerelerin yeniden başlayabilmesi için ön koşulun, Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün açık biçimde kabul edilmesi olduğunu belirterek, GKRY liderinin Avrupa Komisyonu Başkanı tarafından Kıbrıs Özel Temsilcisi atanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirmesini ve AB–Türkiye ilişkilerini Kıbrıs sorunuyla ilişkilendirme çabalarını "kabul edilemez" olarak niteledi.
“AB TARAFSIZLIĞINI YİTİRMİŞTİR”
Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorununda tarafsızlığını yitirdiğini ve Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız izolasyonların sürdürülmesinde rol oynayan bir aktör konumunda bulunduğunu kaydeden Üstel, “KKTC, söz konusu temsilcinin tarafsız ve adil bir tutum sergilemediği sürece bu girişimi tanımadığını ve desteklemediğini daha önce açık şekilde ilan etmiştir.” dedi.
“GÜVENLİĞİN YOLU KARŞILIKLI SAYGIDAN GEÇER”
Kıbrıs Türk halkının 2026 yılına, kendi egemen devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ve Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü ve etkin garantörlüğü altında girdiğini vurgulayan Üstel, bölgesel güvenlik ve istikrar yolunun, Rum tarafının tek yanlı adımlarından değil, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının tanınmasından ve iki devletin karşılıklı saygı ve iş birliği içinde yaşamasından geçtiğini belirtti.
“Bu çerçevede gaspçı Rum Yönetimi’ni; adadaki fiili ve siyasi gerçekleri esas almaya, iki ayrı egemen devletin varlığını kabul etmeye ve yapıcı bir anlayışla Doğu Akdeniz’in huzur, refah ve istikrarına katkı koymaya davet ediyorum.” diyen Üstel, şu ifadeleri kullandı:
“Kıbrıs sorununun bugün geldiği nokta ve taraflar arasındaki derin ayrışma, GKRY’nin söylemleri ile gerçek müzakere zemini arasında ciddi bir kopukluk bulunduğunu açıkça göstermektedir.
Uluslararası toplum ve AB Konseyi Başkanlığı çerçevesinde geliştirilecek hiçbir girişimde, Kıbrıs Türk halkının eşit hak ve çıkarları yok sayılamaz. Her türlü uluslararası inisiyatif, yalnızca GKRY’nin pozisyonunu güçlendirmeye değil, iki halk arasında eşitlik temelinde bir çözüm zemini oluşturmaya hizmet etmelidir.
Rum tarafının geçmişte sergilediği uzlaşmaz tutum bugün de aynen devam etmektedir. GKRY, 2025 yılı boyunca yürüttüğü diplomasiyle Kıbrıs Türk tarafının eşit statüsünü ve garantörlük haklarını yok saymayı sürdürmüştür. Kıbrıs Türk halkının varlığını müzakere dışında bırakmak, sahadaki gerçekleri değiştirmeyecektir.
GKRY’nin askeri ve diplomatik ittifaklar yoluyla güçlendirdiği dış ilişkiler, adada barışa değil gerilime hizmet etmektedir. Savunma alanında yapılan bu tek yanlı girişimler, bölgesel dengeyi zedelemekte ve çözüm umutlarını zayıflatmaktadır.
Kıbrıs Türk halkının eşit hakları, güvenliği ve güvenceleri müzakere masasında vazgeçilmez önceliklerdir. KKTC olarak biz; mülkiyet, güvenlik, garantiler ve eşit uluslararası statü konularında adil ve sürdürülebilir çözümleri açık ve kararlı biçimde savunmaya devam edeceğiz.”
Üstel, 2026 yılının karşılıklı saygıya dayalı diyalogların güçlendiği, somut ve gerçekçi siyasi adımların atıldığı ve iki halk arasında güvene dayalı bir geleceğin inşa edildiği bir yıl olmasını temenni ederek, her iki halk için de huzur, refah ve istikrar içinde bir yıl diledi.