KTÖS: Çavuşoğlu'nun açıklamaları süreci çarpıtan bir siyasi metin

KTÖS, geçici öğretmenlikle ilgili yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine ilişkin Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun açıklamalarına yazılı bir basın açıklamasıyla yanıt verdi.

Kıbrıslı Gazetesi
09/01/2026 17:04
KTÖS: Çavuşoğlu'nun açıklamaları süreci çarpıtan bir siyasi metin

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), geçici öğretmenlikle ilgili yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine ilişkin Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun açıklamalarına yazılı bir basın açıklamasıyla yanıt verdi.

KTÖS’ten yapılan açıklama şu şekilde:

Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun, sendikamızın açtığı dava sonucunda ortaya çıktığını iddia ettiği ‘mağduriyetler’ üzerinden yaptığı açıklama hem süreci çarpıtan hem de Anayasa Mahkemesi’nin oy birliğiyle verdiği iptal kararının özünü gölgelemeye çalışan tamamen siyasi bir metindir.

Nazım bey ‘ben kendi başıma öğretmenler yasası değişikliklerini uydurdum, sendikalara bunu dayattım, beğenmezseniz mahkemeye gidin dedim, yaptığım düzenleme de Anayasaya aykırıydı’ diyemiyor ve günü kurtarmak için kendini hak savunucusu ilan ediyor.

Görev süresi boyunca binlerce öğretmeni haksız maaş kesintileri, disiplin soruşturmaları ve yargı süreçleri üzerinden baskı altına alan ve mesleğin itibarını zedeleyen bir yönetim anlayışının, bugün ‘hak mücadelesi’ söylemine sarılması samimi değil, timsah gözyaşıdır.

Nazım Çavuşoğlu ‘hak’ kavramını nedense kamusal eğitim ve öğretmenlerin özlük hakları söz konusu olduğunda hatırlamamakta, mesele siyasi saiklerle yaptığı atamalar olunca bir anda ‘hak savunuculuğuna’ soyunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği düzenleme, kamu görevine girişte eşitlik ve liyakat ilkesini güvence altına alan Anayasa’nın 72. maddesine aykırı bulunmuştur. Bakan’ın açıklamasındaki temel iddialara yanıtımız nettir:

1) Meclis Komitesi’nde mutabakat vardı iddiası gerçek değildir

Bakan, ‘UBP–ana muhalefet–sendikalar mutabakata vardı’ diyerek kamuoyunu yanıltmaktadır. Öğretmenlerin özlük haklarını ve meslek itibarını geriye götüren bu değişiklikler hazırlanırken yasanın emrettiği teknik kurul süreçleri dahi işletilmemiş, sendikalarla gerçek bir istişare yürütülmemiştir.

2022 yazında Öğretmenler Yasası değişiklikleri gündemiyle çağrılan teknik kurulda sendika yetkilileri polisle karşılaşmış, teknik kurul toplantısı çağrısının tüzüğe aykırı olduğunu ifade etmiş ve yaşanan tartışma sonrası müsteşar ‘ben oyladım, oy çokluğu var Yüksek Danışma toplantısına kalmıştır’ demiştir. Yüksek Danışma Kurulu toplantısı sürecinde gerçekleşen ilk toplantıda Bakan sendika temsilcilerini polise şikayet etmiştir. Bir sonraki toplantıya danışmanlarıyla girme talebi engellenmiştir, sendikalar o toplantıya da katılmamıştır ve bu durum basın önünde yaşanmıştır. 

Bu tablo ortadayken Bakan’ın ‘mutabakat’ iddiası, en hafif ifadeyle asılsızdır. Nazım Çavuşoğlu’nu eğer bir mutabakat iddiası varsa, bunun hangi toplantıda, hangi tutanakla, hangi içerikle oluştuğunu kamuoyuna belgelendirmeye davet ederiz.

2) Yasa değişiklikleri tek taraflı hazırlanmıştır ve geçici öğretmenlikle ilgili madde Bakan’ın sorumluluğudur

Öğretmenler Yasası değişiklik taslağı, Bakanlık tarafından tek taraflı hazırlanmıştır ve sendikaların itiraz ve uyarıları dikkate alınmamıştır. Geçici öğretmenlikle ilgili, kamu görevine girişte 2028 yılı düzenlemesinin taslağa konulması sendikaların değil, bizzat Nazım Çavuşoğlu’nun siyasi tercihinin sonucudur. Bugün iptal edilen hükmün sorumluluğunu sendikamıza yıkmaya çalışmak hem gerçeğe aykırıdır hem de siyasi sorumluluktan kaçma çabasıdır.

3) Sendikamız 2023’te yasanın bütününü Anayasa Mahkemesi’ne taşımıştır ve bu sürede Bakan’ın bunu düzeltme fırsatı vardı

Sendikamız, 2023 yılında Öğretmenler (Değişiklik) Yasası’nın tamamını Anayasa Mahkemesi’ne taşıyarak, daha en başından bu düzenlemelerin anayasal ilkelere aykırılık riskini ortaya koymuştur. Bakanlık ve hükümetin, dava süreci devam ederken diyalog kurma, teknik kurulları işletme ve anayasal çerçevede düzeltme yapma imkanı vardı. Bu tercih edilmemiştir. Dolayısıyla bugün oluştuğu iddia edilen belirsizliğin nedeni sendikanın dava açması değil, Anayasa’ya aykırı düzenlemede ısrar edilmesi ve zamanında düzeltme yapılmamasıdır.

4) Elde edilen hak diye sunulan şey, objektif kritere ve sınava dayanmayan bir uygulamadır

Bakan, ‘öğretmen adaylarının hak mücadelesi’ diyerek Anayasal bir meseleyi duygusal bir zemine çekmeye çalışmaktadır. Oysa tartışmanın özü şudur: Kamu görevine girişte esas olan, şeffaf, ölçülebilir ve herkese eşit uygulanan kriterlerdir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesi de tam burada durmaktadır.

Üstelik geçici istihdamın yıllardır nasıl bir siyasi araç haline getirildiğine dair kamuoyuna yansıyan çok sayıda olay mevcuttur. Geçici istihdamın siyasi listeler üzerinden yürütüldüğü mevcut hükümet döneminde toplumun tüm kesimlerince bilinen bir gerçekliğe dönüşmüştür. Bu şartlar altında Bakan’ın, yıllardır süregelen yanlış bir istihdam modelinin ürettiği sonuçları ‘elde edilmiş hak’ olarak sunması, hükümetin ülkede liyakat ve eşitlik ilkesini fiilen askıya alma yaklaşımının bir tezahürüdür.

Ayrıca altı çizilmelidir ki, Bakan’ın ‘köklü ve yerleşik’ diye savunduğu bu mekanizma, kamu personel rejiminin bütününe yayılmış genel bir istihdam modeli değildir. Fiilen sadece ilköğretim alanına sıkışmış, istisnai ve sorunlu bir uygulamadır. ‘Geçmişe dayanıyor’ denilerek Anayasa’ya aykırılık meşrulaştırılamaz. Aksine, bu durum kamu yönetiminde yıllar içinde biriken sorumsuzluğu göstermektedir.

KTÖS’ün sendikal anlayışını sorgulamak, Eğitim Bakanı’nın ne görevidir ne de haddidir. Sendikamız kimsenin emeğini hedef almamaktadır. Hedef aldığımız, siyasi/kişisel ilişkiler üzerinden şekillenen, sınav ve liyakat ölçütlerini baypas eden, kamuya girişte ayrıcalık üreten sistemdir. Sendikamızı ‘vebal’ diliyle hedef göstermek, Eğitim Bakanının acizliğini göstermektedir. UBP-DP-YDP hükümetinden ve Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’ndan bu noktadan sonra sorumluluk almalarını beklemek, ölü gözünden yaş beklemektir.

Sendikamız, Anayasa’yı, hukuku ve nitelikli kamusal eğitimin temel ilkelerini savunmaya devam edecektir. Hiç kimse, Anayasa Mahkemesi’nin kararını hak gaspı olarak sunup, anayasal denetimi yapan sendikayı hedef göstererek siyasi ve idari sorumluluktan kaçamaz.

#KTÖS