Saltanattiko…
Devletin anayasal ilkelerinden uzaklaşıldığı, hukukun ve kamusal eğitimin siyasi çıkarlar uğruna aşındırıldığı bir dönemde, öğretmenler ve toplum adalet, liyakat ve laik eğitim talebini yüksek sesle dile getiriyor.
Ozan Çoli
Saltanattiko, Kıbrıs insanının ülke yönetimine ve yöneticilerine taktığı bir terimdir.
Ülkede sürdürülen bozuk düzeni; devlet mekanizmalarını yönetenlerin kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için bulundukları mevkileri, yetki ve gücü sayesinde sistemi demagoji, yalan, yolsuzluk, çıkarcılık ve partizanlık uygulamalarıyla yönetmeye çalışmaları olarak tanımlar.
Bu tip yöneticilere göre yurttaşlar, yani insancıklar, birbirine düşürülerek muhalefet etmeleri kırılır ve kendi çıkarlarını besleyerek sistem sürdürülmeye devam edilir.
KKTC devletini oluşturan tüm ilkeler; Anayasa, yasalar, işleyişle ilgili tüzükler, demokratik kurallar, sosyal devlet uygulamaları, adaletli yönetim, insana saygı ve katılımcı demokrasiyi işaret eder.
Son dönemde ülkeyi yönetenler, kendilerini hukuktan, yasamadan ve yürütme sorumluluklarından muaf tutmaktadır. Savcılık kurumunu da kendi uygulamalarına alet etmektedirler.
Ülkemizde son gündem, Anayasa Mahkemesinin Eğitim Bakanı’nın 2022 yılında Öğretmenler Yasası’nda yaptığı değişikliklerin yasal olmadığına ve Anayasa’nın 72 maddesindeki kamu görevine girişte eşitlik ve liyakat ilkelerine uyulmadığına oy birliğiyle karar vermesidir.
Eğitim Bakanı’nın zorlamalarıyla, sendikaların tüm itirazlarına rağmen, sendika temsilcilerinin polisle yüz yüze getirildiği toplantıya alınmaması; tüm bunlar yetmezmiş gibi toplantıya katılmak isteyen sendika yöneticilerinden 22 öğretmenin yıllarca mahkemelere sürüklenmesi basın ve toplumun gözü önünde yapılmıştır.
Anayasa Mahkemesi kararına rağmen, öğretmenlik alanında eğitim almamış kişilerin siyasi çıkar uğruna geçici öğretmen olarak alınmasını ve 36 ay sonra kadrolanmasını yasal, adil, etik ve ahlaki görmek nasıl bir yüzsüzlüktür?
Defalarca hukuk ve mahkemeler nezdinde hatalı bulunduğunuz, onlarca usulsüz uygulamanızın ve kararlarınızın yanlış olduğu bir kez daha en üst mahkeme olan Anayasa Mahkemesi tarafından oy birliğiyle karara bağlanmıştır.
Kaybettin; seninle beraber yasa tanımaz siyaset de kaybetmiştir. Artık çıkın ve topluma, Öğretmenler Yasası değişikliklerini kendi çıkarlarınız için uydurduğunuzu, öğretmen sendikalarına bunu zorla dayattığınızı, beğenmiyorlarsa mahkemeler var dediğinizi söyleyin. Dahası, haksız ve yasadışı uygulamalarınızla son üç yılda binlerce öğretmenden devlet gücü zoruyla haksız şekilde maaş kestiniz; o öğretmenlerin alın teriyle kazandığı ekmeği yediniz. Disiplin soruşturmaları ve baskılarla öğretmenleri yıllar süren mahkemelere sürüklediniz, öğretmenlik mesleğinin itibarını zedeleyen davranış ve beyanlarınızla bu toplumun ve çocuklarımızın üç yılını çaldınız. Bulunduğunuz makamı hiç mi hiç hak etmiyorsunuz.
Toplumun, öğretmenlerin ve öğrencilerin sizden ve makamınızdan tek istediği; bilimsel, ücretsiz, laik ve nitelikli bir kamusal eğitimdir.
KKTC’de devletin tüm kurum ve kuruluşlarına adım atan herkes Anayasa’ya bağlı olmak ve uymakla sorumludur. Bu sorumluluğu görmezden gelmek suçtur. Suç işledikleri mahkemelerce tespit edilenler cezalandırılmalıdır.
Eğitim Bakanlığı mevkiinde bulunan bir kişi defalarca mahkemeler tarafından suçlu bulunmuştur.
• Aynen siyasi ve kişisel ilişkiler üzerinden kamuya girişte ayrıcalık üreten 2022 yılında yapılan “Öğretmenler Yasası” değişikliklerinin Anayasa Mahkemesinden dönmesi gibi.
• Aynen uyduruk öğretmenlere yönelik “polisi darp etmek” suçlamalarını mahkemede kaybettiğin gibi.
• Aynen yüzlerce öğretmenin yasal hakkı olan hazırlık ödeneklerini gasp edip mahkemede kaybettiğin gibi.
• Aynen disiplin tüzüğü ve başörtüsü tüzüğü davalarını usulsüzlük nedeniyle kaybettiğin gibi.
Bulunduğunuz makamda öğretmeni, öğrenciyi ve velileri; kısacası kamusal eğitimi temsil etmiyorsunuz.
Kalın sağlıcakla…