İletişim Bir Temsildir, İdeolojiktir, Bizi Yansıtır

None

Kıbrıslı Gazetesi
15/04/2023 12:00
İletişim Bir Temsildir, İdeolojiktir, Bizi Yansıtır
İletişim çoğumuzun düşündüğünün aksine yalnızca konuşabilme değil, anlayabilme ve anlatabilme becerisidir... Gündelik yaşam pratiklerimizde hepimiz bu beceriyi başarı ile sergilediğimizi düşünürüz... Peki öyle ise bu yanlış anlaşılmalar, kırmalar, kırılmalar, geceleri sırtımızı dönüp uyumalar neden? Yegane şikayetimizdir anlaşılamamak, karşımızdaki kişinin bizleri anlamadığından hep yakınıp durmak... Sen dili kullanarak... Anlamıyor! Anlamıyorsun! Oysa hiç dışarıdan çıkıp da baktık mı kendimize? Kendimizi anlatıp anlatamadığımıza bakıyor muyuz? Kendini anlatabilmen karşındakinin anlayabileceği şekilde aktarabilmene bağlıdır. Bu nedenle konuşurken kendi dilimizle değil karşımızdakinin dili ile veya ortak anlaşılır bir dille konuşmamız gerekmektedir. Tıpkı bir yabancıya konuşur gibi... Eğer karşı taraf sizin dilinizi bilmezse ve siz onun dilini bilirseniz onun dilinde kendinizi ifade edersiniz veya ikinizin de bildiği ortak bir dilde.... Günlük yaşam deneyimlerimiz de böyle gelişir ve değişir işte... Bu şekilde sağlıklı iletişim kurabilir doğru anlatabilir doğru anlaşılabiliriz... Her zaman söylerim tango iki kişiliktir diye...

Empati Yapabilmemiz, İletişimin Sağlıklı Gelişmesini Etkileyen Faktörlerdendir

Elbette etkileşim ve iletişim süreci içerisinde iken empati yapabilmemiz de iletişimin sağlıklı gelişmesini etkileyecek faktörlerden bir tanesi... Hatta belki de kanımca en önemlisi... Nedir empati? Bilinenin aksine kendini karşıdakinin yerine koymak değildir. Empati “Bir durum karşısında başka bir kişinin duygu ve düşüncelerini kendi bakış açınızdan değil de onun bakış açısından anlayabilme becerisidir”...Ve sanırım bu yetimizi de millet olarak gün be gün kaybediyoruz ama dış etkenlerden ama iç etkenlerden kaynaklı... Nedir en baştaki dış etken? Teknoloji gelişimi... şimdi bunun ne alakası var her şey de teknolojiden biliniyor diyenlerinizi duyar gibiyim. Açıklamama izin verin... Gelişen iletişim teknolojileri ile birlikte iletişim süreçlerinin çehrelerinin değiştiği tartışmasız bir gerçek. Artık uzaklar yakın oldu etkileşmek için. Mekanlar önemini kaybetti, zaman sadece soyut bir kavram olarak adından bahsettirmekte. Eskiden yollanıp da haftalar hatta aylar sonra geleceği beklenen mektuplar yok uzun zamandır... Her şey anında... Tüketim bile anında... Sosyal ilişkilerin tüketimi bile anında...

Kendimize Uzaklaşma Ne Demek?

Bir sosyalleşme aracı olabileceği konusunda hemfikirim sosyal medyanın, telefonların ve internetin... Ama elbette kullanım sıklık, amaç ve yerine göre bu değişiklik gösterebilmekte... Zira fark etmediğimiz takdirde bizi bile bizden uzaklaştırabilecek bir “sosyalleşme” aracı olarak karşımıza çıkabilir... kendimize uzaklaşma ne demek? Başkalaşmak, bizi biz yapan özelliklerden sıyrılmak.... Sosyalleşme aracı olarak kendinden bahsettiler bu gelişen iletişim teknolojileri yüzyüze sosyalleşmemize, etkileşmemize, kaynaşmamıza engel oluyor... hatta görgü kurallarımızın kökünden zedelenmesine dahi sebep olabiliyor. Bir baktım penceremden dışarıdaki sessizlik dikkatimi çektiğinden... Sessizdi etraf ama yaşam belirtisiz değildi... Grup grup gençler oturuyordu bahçede, güzel havanın tadını çıkarmak ve “sosyalleşmek” için. Bedenleri oradaydı ama ne akılları ne de ruhları orada gibiydi. Hepsi birer telefon almış ellerine dış dünyadan soyutlanmış gibi, jest ve mimiklerini gizleyemediklerinin dahi farkında olmadan etkileşiyorlardı karşılarındaki olmayıp da aslında var olan kişi veya kişilerle. Sonra durdum ve düşündüm... Ben yapmıyor muydum ayni hatayı? Ben kaçırmıyor muydum an’ımı? Elbette yapıyordum; ama farkında olarak ama olmayarak. Evet an’ı kaçırmak, Osho’nun da altını çizdiği gibi hayatı kaçırmak istiyorsan an’ı kaçıracaksın...An’ı kaçırmak an’da, an’a odaklanmaktan onun tadına varmaktansa ya zihnen veya ruhen başka yerlerde olmak... Ne bileyim başka şeyler düşünmek veya başka bir şeylerle ilgilenmek; telefon gibi... Başınızı kaldırdığınızda bir bakarsınız küçük çocuğunuz büyümüş, sevdiklerinizin güzel günlerini veya acılarını kaçırmışsınız... yalnız bırakmışsınız, yalnızlaşmışsınız... Bir bakmışsınız aslında yabancılaşmışsınız... Belki de karşımızdakine saygısızlık dahi yapıyoruzdur hiçbir kötü niyetimiz olmadan bu iletişim teknolojileri yüzünden etkileşim süreçlerimizde. O an durup da dışarıdan baktığımda kendime, sıkça maruz kaldığım şey geldi aklıma... Kalabalık halinde iken birbiri ile mesajlaşan grup üyeleri... Çocukken “kalabalıkta gizli konuşulmaz ayıptır” görgü kuralı ile büyüyen bir nesildenim ben. Veya biri sizle konuşurken onun “yüzüne bakmamak saygısızlıktır”, bir cevap vermelisin denirdi hep. Belki de birçoğunuz böyle bir nesilden... O zaman sorarım size bunları siz yapmıyor musunuz? Veya günlük yaşam pratiklerinizde bu ve buna benzer kaç olaya şahitlik ediyor da normalmiş gibi algılıyorsunuz?

Kültür, Değişen ve Gelişen Bir Üründür

Evet kültür durağan değildir kültür değişen ve gelişen bir üründür ki birçok bileşen barındırır içerisinde. Bileşendir diyorum çünkü birlikte yaşamanın verdiği çıktılar bütünü olarak görmekteyim ben kültürü... Her ne kadar belli bir tanıma sığdıramasak da kitaplar yazıldığını biliriz kültürle ilgili, kültüre dair. Ama biliriz ki kültür bir yaşam biçimidir; saçımızı tarama şeklimizden tutun da yemek yeme biçimimize, giyimimize ve dahası iletişim kurma biçimimize kadar... Hatta en önemli tamamlayanlarından biridir belki de iletişim kültürün... çünkü iletişim bir temsildir, ideolojiktir, bizi yansıtır... O yüzden kendimizi nasıl temsil ettiğimize dikkat etmemizde fayda var...