Okullardaki disiplin konusunun toplumsal önemi

Okullarda disiplinin zayıflamasıyla birlikte kargaşa, saygısızlık ve şiddetin arttığı; öğretmenin itibarsızlaştırıldığı bir ortamda, cezasızlık özgürlük değil kaos yaratıyor...

Kıbrıslı Gazetesi
28/01/2026 09:54
Okullardaki disiplin konusunun toplumsal önemi

Millî Eğitim Bakanlığı, okullarımızın kanayan bir yarası olan ve okullarda uyulması gereken kuralları, suçları ve cezaları belirleyen “Ortaokullar ile Ortaöğretim Kurumları İçinde ve Dışında Uyulacak Kurallar ve Disiplin Tüzüğü” ile ilgili bir tadilat hazırlayarak, mevcut Disiplin Tüzüğü’nden çıkarılan maddeler ve yeni eklenen maddelerle okul idarecilerinin görüşlerine sunmuştur.

Genel olarak yapılmak istenen tadilat ve yenilemeye baktığımda; evet, güncelliğini yitirmiş 1970’li yıllara ait bazı düzenlemelerin çıkarılması olumlu bir adım olmakla birlikte, yeni getirilen “Davranış Geliştirici Sosyal Sorumluluk Görevi” maddesi, eski yapılı tüzüğe resmen sırıtır biçimde eklemlenmiştir.

Dünyada yeni eğitim anlayışı ile geliştirilen bu madde bile, eski tüzüğün cezalandırıcı anlayışına uydurularak “belirli bir süre okulda bir yerde (kütüphane, laboratuvar, rehberlik servisi veya okulda diğer uygun mekânlarda) tutulması” şeklinde tanımlanmaktadır.

Mevcut Disiplin Tüzüğü’ne bu maddeden de öte, yeni yüzyıla uyumlanmış ve eğitime, topluma güç katacak insan yetiştirme düzenleyicisi olarak bakılması, kanımca daha uygun olacaktır.

Okullardaki kargaşa, disiplinsizlik, akran zorbalığı, saygısızlık ve daha birçok olumsuzluğu gerçekten gidermek istiyorsanız, öncelikle eğitimde ana aktör olan öğretmene yönelik bakış açısını ve işleyişi ele alarak başlamak en doğrusu olacaktır.

Öğretmene yöneltilen her türlü aşağılama ve şiddetin normalleştirilmesi, bu sorunların ana kaynağıdır.

Toplumda öğretmene yönelik olumsuzluklar normal kabul edilip öğretmenler hedef hâline getiriliyorsa, o toplumun geleceği karanlıktır. Çünkü öğretmen, okulda veya toplumda sadece ders anlatan bir memur değildir.

Mesleği gereği öğretmen; okulda kurallar çerçevesinde sınırları çizen, yön veren, ölçüyü ve dengeyi sağlayan, rol model olarak toplumu temsil eden bir kişiliktir.

Tüm bu sınırlar yok edildiğinde çocuklar özgürleşmez, dağılır.

Bugün öğretmene yönelik yapılan saldırılar ve şiddet, münferit olaylardan öte, sistematik bir sonucun ürünüdür.

Öğretmenin sözünün itibarı düşürülmüştür; uyarılarının, önerilerinin değeri yok sayılmış; otoritenin ve baskıcı yöntemlerin işe yarayacağı sanılmıştır. Bugünkü ortamda okullarda sözler havada kalıyor, sesler yükseliyor, kaba konuşmalar şuursuzca yapılırken şiddet sıradanlaşıyor.

Disiplin kurallarına uymayan, ceza almayan öğrenci, sonrasında en büyük cezayı kendisi toplumuna kestirir.

Eğitimde en büyük yanılgılardan biri, disiplin kurallarının esnetilmesi veya cezasızlığın, öğrenciye şefkat duymak ve yardım etmek olacağı varsayımıdır.

Oysa eğitimde cezalar, sorumlulukların öğretilmesi aracıdır. Yapılan davranışın yanlışlığı karşısında hiçbir yaptırımla karşılaşmayan öğrenci, yanlışı ve doğruyu öğrenemez. Daha da kötüsü, davranış ve eylemlerinin sınırlarını zorlama hakkı olduğunu zanneder. Bugün ceza almayan bir öğrenci, yarın öğretmeni tehdit eder; öbür gün okul idaresini, daha sonra da toplumu tehdit etmeye başlar.

Çünkü toplumda, topluluk içerisindeki yaşam okulda öğrenilir.

Okul sınırları içerisinde olmayan sınır, toplum yaşamında sınırsız davranışlara yol açar.

Okullarda disiplinin yok olması, kaosun adıdır.

Hâlbuki disiplin; düzen, adalet ve öngörülebilirliktir. Kuralların işlediği bir yerde güven olur. Kuralların uygulanmadığı bir okulda ise güçlü olan zayıfları ezer. Günümüzde birçok okulda disiplin kuralları uygulanamıyor; böyle bir durumda gürültü artıyor, kuralların işlemediği yerde olaylar çoğalıyor, gerilim yükseliyor.

Otorite boşluğu olan yerlerde korku vardır, sahadan çekilme vardır; çünkü kurallar işlemediği zaman, kural boşluğunu özgürlükler değil kaos doldurur.

Okullardaki en büyük sorun; düzeni bozan üç beş öğrenci için, öğrenmek isteyen, kurallara uyan yüzlerce öğrencinin feda ediliyor olmasıdır. Sürekli dersi engelleyen, öğretmeni dersinden saptıran, sınıf düzenini bozan öğrenciler sadece öğretmeni bezdirmiyor; eğitime odaklanan diğer öğrencilerin geleceğini de gasp ediyor.

Sınıf ortamını bozan, emeği ve çalışmayı değersizleştiren bu kural dışı öğrenciler, çalışkan öğrencilerin de odaklanmasını bozarak öğretimden uzaklaşmalarına neden oluyor.

Son olarak; öğretmenini koruyamayan, itibarsızlaştıran bir sistem, öğrenciyi hiç koruyamaz.

Okullar her hareketin tolere edildiği bir alan olamaz.

Okullar; huzurlu, saygılı, sorumluluk alınan, emek verip çalışma isteyen yerlerdir.

Bu erdemleri okullarımızda işletemezsek, akran zorbalığı, zararlı alışkanlıklar ve şiddet yarın toplumun her köşesinde karşımıza çıkacaktır.

Kalın sağlıcakla…