Çocuklar ve ebeveynleri üzerine izlenimler: Şımarıklığa kılıf aramak

Bu kısa tatil döneminde, bazı çocuklarda gözlemlediğim şımarık davranışlar ve isteklerindeki kendini yırtarcasına ısrarlar konusunda, ebeveynleri ile ilişki biçimlerini hayretle izledim.

Ozan Çoli
11/02/2026 11:43
Çocuklar ve ebeveynleri üzerine izlenimler: Şımarıklığa kılıf aramak

Bildiğiniz üzere ülkemizde 1–15 Şubat tarihleri, tüm öğrenciler ve çocuğu olan ailelerimiz için bir mola ve dinlenme dönemidir.

Bu kısa tatil döneminde, bazı çocuklarda gözlemlediğim şımarık davranışlar ve isteklerindeki kendini yırtarcasına ısrarlar konusunda, ebeveynleri ile ilişki biçimlerini hayretle izledim. İlgili aile fertleri ile bu konu hakkında konuştuğumuzda, çocuklarının yaptığı şımarıklıkları “hiperaktivdir” diyerek geçiştirmeye çalışmalarını şaşkınlıkla izledim.

Bu tip davranış ve sorunlara öncesinden de tecrübe edindiğimden, bu tatil döneminde de görünce hiç şaşırmadım ama bu konuda bir şeyler yazmalıyım diye kendimde sorumluluk hissettim.

Bir ailede çocuk yetiştirmenin sorumluluklarını almak ve çocuklarına yerine, zamanına ve sırasına göre davranabilme becerisini kazandırmak (öğretmek) yerine; çocuğun yaptığı davranış hatalarını, çocuğun karakter ve kişilik özelliklerine bağlayarak geçiştirmek, çocuğunun sorumluluğundan kaçınmak, modern ebeveynliğin en kolay kaçış yolu hâline getirilmesini üzülerek izliyorum.

Çocuklarının her taşkın ve ısrarcı (şımarık) davranışına “hiperaktif”, her sınır ve kural tanımazlığına “enerji fazlalığı” diyerek görmezden gelmek, aslında çocuklarının değil, kendi ihmal ve ilgisizliklerini kapatmak için kullandıklarını düşünmekten kendimi alamıyorum.

Bu tip davranışlara sonuçsal olarak baktığımızda gerçek çok acıdır. Çocuk, hareket ve davranışlarında bir kural ve sınır çizgisi bilmiyorsa şımaracaktır. Davranış ve hareketlerinde ebeveynlerinden bulamadığı rehberliği, yaşayışıyla arayacaktır. Ailesinden göremediği ilgi ve yol gösterme eksikliklerini etrafı dağıtarak, bağırıp çağırarak kendi yolunu oluşturmaya çalışır. Çocuğun bu davranışlarının tek sorumlusu o kişi olmaz; onu yetiştirme sorumluluğu bulunan ebeveynler de sorumludur.

Çocuklarımızın doğal yapısına saygı duymak, onu özgür yetiştirmek başka bir şey; onu şımartmayı “özgürlük” zannetmek bambaşka bir şeydir...

Görebildiğim kadarıyla birçok aile, çocuğunda adını koymaktan çekindiği birçok yanlış davranışı normalleştiriyor. Modern çağın normali sayılan “hiperaktivite” tıbbi bir durumdur. Çocuğun şımarıklıklar yapması ise bir terbiyesizliğin sonucudur. Bu iki önemli durumu birbirine karıştırmak, hem çocuklara yapılan bir haksızlık hem de gerçek anlamda tıbbi desteğe ihtiyaç duyan çocuklara büyük bir haksızlık ve zarar verebilecek davranışlardır.

Çocuklar ailelerinin sevgisiyle büyümelidir. Ancak sevgide de ölçüler ve sınırlar olmazsa, o sevgi sadece dağınık bir ilgiye dönüşecektir.

Sevgi ve ilgide konulabilecek belli sınırlar, çocuğun güvende olmasını sağlar.

Çocuğunu seven, ona en çok desteği sağlayan, onu mutlu etme çabasını çocuğuna açıklayan ebeveynler; aslında çocuklarının davranışlarına yön vererek, ona kendi karakterini oluşturma fırsatlarını sunarak hayata daha iyi hazırlanmasını sağlamaktadır.

Eğitim sistemimizin, yaşam boyu eğitim kapsamında ailelere ve yetişkinlere yönelik bu tip eğitimlere olanak sağlaması, toplumun sağlıklı yetişmesi açısından faydalı olacaktır.

Kalın sağlıcakla...