Yurtdışında Yaşayan Kıbrıslı Türkler Birliği’nden Guterres’e mektup…
Yurtdışında Yaşayan Kıbrıslı Türkler Birliği (ATCA), Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’e mektup göndererek, BM Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguín’in 15 Şubat 2026 tarihli açıklamasına ilişkin endişelerini dile getirdi.
Yurtdışında Yaşayan Kıbrıslı Türkler Birliği (ATCA), Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’e mektup göndererek, BM Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguín’in 15 Şubat 2026 tarihli açıklamasına ilişkin endişelerini dile getirdi.
Birlik, açıklamanın Kıbrıs sürecini yıllardır tıkayan kalıpları yeniden üretme riski taşıdığını belirtti.
Birlik Koordinatörü Hatice Salih Kerimgil imzasıyla yollanan mektupta, Kıbrıs Türk halkının 2004 Annan Planı referandumunda çözüm için “evet” dediği, ancak Rum tarafının reddine rağmen Avrupa Birliği’ne (AB) kabul edildiği hatırlatılarak, buna karşın Kıbrıs Türklerine verilen izolasyonun kaldırılması sözünün tutulmadığı ifade edildi.
Mektupta ayrıca, 2017 Crans-Montana müzakerelerinin de yapısal dengesizlikler nedeniyle çöktüğü kaydedildi.
Birlik, Holguín’in açıklamasında Rum yönetimine eleştirel bir değerlendirme yapılmaksızın “Kıbrıs Cumhuriyeti” ifadesinin kullanılmaya devam edilmesinden duyulan rahatsızlığı da vurguladı.
Mektupta ayrıca, 1960 ortaklık devletinin iki toplumlu yapısının 1963’te çöktüğü, Kıbrıs Türklerinin devlet kurumlarından silah zoruyla dışlandığı hatırlatıldı.
Kıbrıs Türk halkının doğuştan eşit haklara sahip olduğunu ve siyasi eşitliğin anayasal statü ile self-determinasyon ilkesinden kaynaklandığını vurgulanan mektupta, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın diyaloğa açık tutumuna rağmen Rum tarafının dönüşümlü başkanlık ve eşitliği yansıtan karar alma mekanizmalarını reddettiği de belirtildi.
Mektupta, güveni zedeleyen adımlar da sıralandı.
Rum tarafının 14 yaş altı Kıbrıslı Türk ve Rum çocuklar arasında spor müsabakalarını kabul etmediği, yeni geçiş kapılarının açılmasına direnç gösterdiği, mülkiyetle bağlantılı hukuki girişimlerle Kıbrıs Türk ekonomisini yıkmaya çalıştığı ve ilave askeri iş birliği anlaşmaları imzaladığı ifade edildi. Ayrıca yabancı devlet adamlarının ara bölgeye getirilerek Kuzey’e “bakmalarının” sağlandığı sembolik ziyaretlerin düzenlendiği, bunun Kıbrıslı Türkleri adanın eşit ortakları değilmiş gibi gösterdiği kaydedildi.
Birlik, Kıbrıs Türk halkının 2004 referandumlarının ardından verilen sözlere rağmen hâlen doğrudan ticaret, uçuş ve uluslararası ilişkiler konularında kısıtlamalara tabi tutulduğunu hatırlattı.
Guterres’in, “Bu kez farklı olmalı” sözünü anımsatan Birlik, yapısal hataların yeniden paketlenerek ilerleme olarak sunulmaması gerektiğini belirtti ve Kıbrıs Türklerinin adalet talep ettiği için cezalandırılmaması gerektiği vurguladı.
Mektupta, gelecekteki çabaların tekrarın ötesine geçmesi ve on yıllardır süren temel dengesizliği ele alması gerektiği ifade edilirken, “adalet, saygı, eşitlik ve tanınmanın kalıcı çözümün ön koşulları olduğu” ifade edildi.