Çocuklarımıza Aşılanan Yeni Roller Yeni Statüler ve İlişkiler
None
Medyanın bireylerin hayatlarında bilhassa da çocukların gelişim süreçlerinde ne denli etkili olduğu birçok çalışma tarafından ortaya konulmuştur. Özellikle şiddet ve çizgi filmlerin şiddeti öğretmesi (ekmesi) sonra da zaman içerisinde normalleştirip meşrulaştırması üzerine başta Gerbner olmak üzere birçok kuramcının çalışması olduğunu söylemek yerinde olacaktır. Ancak şu var ki medya başta da Televizyon ve daha da özelinde çizgi filmler sadece şiddeti değil birçok değer ve yargıları, roller ve ilişkileri de önümüze sunmakta; bunu zamana yayarak ve zaman içinde normalleştirerek de gündelik yaşam pratiklerimizde tüketimini sağlamaktadır. Şimdilerde televizyonun yerini youtube gibi sosyal medya kanalları çizgi filmlerin yerini ise animasyonlar aldı diyebiliriz.
Geçtiğimiz günlerde 22 aylık oğlumun en çok izlediği ve ciddi bir takipçi sayısı olan sadece youtube ta değil başka kanallarda da yayınlanan “Cocomelon” animasyon serisine biraz daha dikkatli bakınca aslında hiç de sadece bir eğlence kanalı olmadığını bir kez daha fark ettim.
Eğer ki çizgi filmlerin maruz kalma sıklığına bağlı olarak içeriklerindeki şiddet dolu davranışlar çocuklar tarafından normalleştirilebiliniyorsa, bu normalleştirme her türlü “idea” için de yapılabilinir diye düşünüp, dikkatlice incelemeye koyuldum bu “sevimli” animasyonu. “Cocomelon”un Jay Jeon ve çocuk kitapları illüstratörü eşi tarafından yaratılmış olduğu bilinmektedirler. Animasyonda başlıca iki aileden bahsetmek mümkün. Biri JJ, ki adını yaratıcısından aldığını düşünmekteyim, ve ailesi; diğeri ise en yakın arkadaşı olan Cody ile ailesi... JJ beyaz bir ailenin en küçük çocuğudur, Cody ise siyahidir ve ailenin büyük çocuğudur. Bu animasyonda da birçok Amerikan eserindeki gibi beyaz aile başrolü almış, siyahi aile ikincil öneme sahip temsil edilmiştir.
Ancak çocuklarla annelerden ziyade babaların ilgilenmesi, annelerin değil babaların daha çok çocuklarla vakit geçirip oynaması bu yazıyı yazma gereği duymamdaki en büyük etkendir diyebilirim. Klasik çizgi film ve/veya animasyonlarda diğer medya metinlerinde olduğu gibi ataerkil aile yapısı ve buna bağlı olarak ataerkil anne -baba rolleri/ ilişkileri enjekte edilmektedir. Anne zamanını daha ziyade evde/ mutfakta geçirir, diğer zamanlarında ise çocuğu ile ilgilenir. Yani anne evcil eve ait temsil edilirken baba “eve ekmek getiren” evde iken daha ziyade kendisine hizmet edilen, çocukların da korku figürünü oluşturan birey olarak sunulmaktadır. Söz konusu animasyonda babaların (hem beyaz hem de siyahi ailedeki babanın) her zaman evde olduğu ve çocukları ile çok iyi anlaştığı, eğitici oyunlar oynadığı gözlemlenmektedir. Buna ilaveten JJ’in annesi de ekseriyetle evdedir ancak tek başına çok ender çocuklarla ilgilenir, daha ziyade eşi ile birlikte çocuklarla kaliteli zaman geçirirken Cody’nin annesi iş hayatında resmedilmektedir. Açıkçası bu beni biraz aile yapılarını incelemeye itti ve günün sonunda JJ’in babasının herhangi bir işle bağlantısını bulamazken Cody’nin babasının bir şef annesinin ise doktor olduğu gerçeğini öğrendim. Bu noktada beyaz Amerikan ailedeki baba figürü çocuklarına karşı iyi, özenli ve eşine karşı da çok yardımcı neşeli bir baba olarak temsil edilirken ayni şekilde Siyahi Amerikan ailenin de babası çocuğuna düşkün, evde yemekleri yapan, çocuğuna yiyeceklerin faydalarını dahi öğreten zamanının çoğunu çocukları ile geçiren eşine yardımcı bir eş olarak temsil edilmektedir.
Değişen anne ve babanın rolleri aslında Amerikan rüyasına değişik bir boyut getirmekle birlikte izleyen çocukların da cinsiyet rolleri konusunda sorgulamasını beraberinde getirecektir. Bu bağlamda cinsiyet rolleri ve ilişkilerinin yeni model temsilini olumlu bir gelişme olarak ele alabiliriz. Zira çocuk babanın annesine yardım etmesini, ev işlerini yapmasını, kendisini eğlendirmek için her türlü komikliği yapmasını doğal karşılayacaktır. Bununla birlikte baba korku figürü olmaktan çıkıp çocuk dostu aile ferdi pozisyonunu kazanacaktır. Temsil edilen sosyal ilişkilere de bakıldığında, eşitlikçi, hümanist ve barış, huzur içinde yaşayan insanların resmedilmesi çocuğun şiddetten uzak, uzlaşıma yakın bir şekilde yetiştirilmesine olanak sağlayacaktır diye düşünmekteyim. Bu ve bunun gibi daha nice animasyon, film veya çizgi filmler yaratılmalı ki mevcut ataerkil yapı ve söylem ağır ağır yerini eşitlikçi bir yapıya bıraksın….
İyi bayramlar....