Eğitimde derin tehlike: Dinleme ve anlama

Dijital dünyada hızla tüketilen kısa içerikler gençlerin dikkat, dinleme ve anlama becerilerini zayıflatıyor. Eğitimde odaklanma ve derin düşünme alışkanlığının giderek kayboluyor…

Ozan Çoli
25/03/2026 10:46
Eğitimde derin tehlike: Dinleme ve anlama

Eğitimde dinleme ve anlama becerileri temel kurallardır. Okullarda ve sınıfta öğrencilerimiz, derslerini anlamak için tüm duyu organlarını kullanarak, dersin içeriğine göre farklı yöntemlerle (yazarak, dinleyerek, eldeki doküman üzerinde not veya işaretlerle) öğretmenini takip etmelidir.

Öğrenmek için derse veya konuya odaklanmayı bilmek gerekir.

Dünya genelinde, yaşadığımız bu çağda tüm insanlık için geçerli olmakla birlikte benim odak noktam gençler olduğundan, eğitim noktasından baktığımızda öğrenciler günde 4 ile 6 saat arasında bir zaman dilimini dijital mecralarda; 15 ile 30 saniyelik içerikler, reels videolar ve oyunlar gibi sanal içerikler içerisinde geçirmektedirler.

Dijital dünyada geçirilen zamanda akışlar hızlı, görüntüler sürükleyici olmakla birlikte dikkatler sürekli ve hızlı bir akış içerisinde başka farklı içeriklere kaydırılıyor. Böylesi hızlı bir akış sürecinde düşünmeye, içerikleri anlamlandırmaya ve odaklanmaya zaman yoktur.

Son dönemlerde böylesi bir yaşam sürecinde gençlerin sabır ve anlama düzeyleri azalmaktadır. Hele de konu bir metni ya da kitabı okumaya zaman ayırmak olunca, böylesi yavaşlamış bir akış gençler için anlamsız hâle gelmeye başlıyor.

Akademik çalışmaların temelinde ise makalelerin, metinlerin hatta kitapların odaklanılarak baştan sona okunması, anlamlandırılması ve kendi fikir ve becerilerini de katarak yeni içeriklerin yaratılması; aynı zamanda ilgili alanda sonuçlara, “çıktılara” ulaşılması en temel beklentidir.

Okul toplantılarında okul idarecilerinin, İstiklal Marşı’mızın söylenmesi konusuna bile öğrencileri odaklaması veya düzenin sağlanması konularındaki okul kurallarını dinlemeleri konusunda bile öğrenciler odaklanmayı yapamıyorlar.

Sınıfta ise bir öğretmenin ders konusunu 40 dakika gibi gençlerce çok uzun bir süre boyunca odaklanarak dinlemek, konuyu derinlemesine kavramak öğrenciler için her geçen yıl gittikçe zorlaşmaktadır.

Yılların tecrübesi ile sizlere diyebilirim ki dijital içeriklerin beyin ve hafıza üzerinde yarattığı kısa ve hızlı değişen uyaranlara olan alışkanlıklar, birkaç dakikanın üzerine çıktığında tüm konu ve içerikler öğrenciler tarafından uzun olarak algılanmakta; beyin ve hafızaları, dijital dünyadan kazanılan alışkanlıklar ile “geç geç” diyerek anlamadan atlanmaktadır.

Öğrenmek için dinlemek, artık sadece “duymaya” dönüşüyor.

Kaldı ki bir konuyu dinlemek, anlamak; sabır, dikkat ve anlamlandırma gibi emek isteyen bir süreci kapsamaktadır.

Böylesi bir süreçte duyular zayıfladığı zaman bilgiyi öğrenmek de yüzeysel kalmaktadır.

Öğrenci duyuyor ancak öğrenemiyor, izliyor ancak izlediğini anlamlandıramıyor; böylece öğrenme yüzeysel bir şekilde ilerliyor.

Okulda, sınıfta yaşanan bu ve benzeri durumlar, düşünme biçimini değiştiren; öğrenmeyi de yüzeysel, “ezbere” dönüştüren alışkanlık süreçlerine dönüşüyor.

Öğrenciler ve hatta tüm insanlık farkında bile olmadan yaşamlarındaki derinlik algılarını kaybediyorlar.

Günümüzde insanlık için en büyük tehlike, dijital dünya ve mecralarında TikTok, Reels ve Shorts kültürleri ile gençlerin yaşamlarındaki derinlik algılarının kaybedilmesidir.

Eğitimde ve okullarda bu konuyu sadece dikkat dağınıklığına bağlamak, yeni neslin anlama, yorumlama ve düşünme becerilerinin körelmesine ve yok olmasına yol açacaktır.

Kısaca özetlersek; öğrenmek için dinlemek, konuyu anlamak için ise odaklanmak gerekmektedir.

Kalın sağlıcakla…