Basın-Sen: Bu yasa geçerse ülkede gazetecilik yapılamaz
Basın-Sen, Ceza Yasası ile Bilişim Suçları Yasası’nda yapılması planlanan değişikliklerin ifade ve basın özgürlüğü açısından riskler barındırdığını savundu. Sendika, yasa tasarılarının geri çekilmesini talep etti.
Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), Ceza Yasası ile Bilişim Suçları Yasası’nda yapılması planlanan değişikliklerin, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü açısından "riskler barındırdığını", Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri ile Anayasa’daki bazı maddelere "aykırı" olduğunu belirtti.
Sendika, Ceza Değişiklik ve Bilişim Suçları Değişiklik Yasa Tasarıları ile ilgili gelinen aşama ve sürece dair bugün bir basın toplantısı düzenledi.
KTÖS Lokali’nde yer alan basın toplantısında Basın-Sen Başkanı Ali Kişmir ve Basın-Sen Avukatı Cansu N. Nazlı, konuşma yaptı.
Toplantıya basın mensuplarının yanı sıra, CTP Milletvekili Sami Özuslu ve paydaş örgütler de katıldı.
Basın-Sen Başkanı Ali Kişmir, Ceza Değişiklik ve Bilişim Suçları Değişiklik Yasa Tasarılarının Meclis'in gündeminde olduğunu, komitelerde görüşüldüğünü belirtti.
Sürecin başından bugün gelinen noktaya değinen Kişmir, yasa değişiklikleri gündeme geldiğinde Gazeteciler Birliği ile Basın-Sen’in o dönemde bir mücadele yürüttüğünü ve günün sonunda söz konusu yasa tasarılarının geri çekildiğini kaydetti.
Kişmir, "Sosyal medyada eleştirinin ötesine geçerek hakarete varan ve kendilerini ile ailelerini hedef alan bazı söylemler nedeniyle, aradan geçen süre içinde hükümet tarafından konuyla ilgili bazı yasa çalışmaları yapıldı” diyerek, bu çalışmalara Basın Emekçileri Sendikası ile Gazeteciler Birliği’nin de davet edildiğini anımsattı.
“Toplantının gidişatı ve niyetini gördüğümüzde Gazeteciler Birliği ile birlikte o toplantıya katılmamaya bir daha böyle bir çalışmada yer almamaya karar vermiştik.” diyen Kişmir, süreç içerisinde yaşananlara değindi.
Sendika olarak söz konusu yasa tasarılarıyla ilgili tavırlarını net olarak ortaya koyduklarını belirten Kişmir, tasarıların geri çekilmesini talep ettiklerini ifade etti.
“Biz sözümüzün arkasındayız.” diyen Kişmir, sendika olarak emekten, mücadeleden ve ifade özgürlüğünden yana tavırlarını net bir şekilde ortaya koyduklarını ve bugünden sonra da koymaya devam edeceklerini kaydetti.
Yasalara muhalif olmamaları için aracılar üzerinden kendilerine ulaşıldığını öne süren Kişmir, tüm ara bulucuları reddettiklerini belirterek, “İfade özgürlüğünü kısıtlamanın müzakeresi olmaz.” dedi.
Yasa tasarıları komiteye geldiğinde paydaş örgütlerle birlikte geri çekilmesini talep ettiklerini, görüşlerini madde madde ortaya koyduklarını ancak geri çekilmesinin mümkün olmadığını ima eden söylemlerle karşılaştıklarını savunan Kişmir, bu konuda "daha üst düzeyden bir baskı olduğunun” ifade edildiğini öne sürdü.
Fiber optik altyapıyla ilgili yasanın tepkilere rağmen Cumhuriyet Meclisi'nden geçirildiğini söyleyen Kişmir, benzer bir durumun Ceza Değişiklik ve Bilişim Suçları Değişiklik Yasa Tasarılarında yapılmak istendiğinidile getirdi.
Kişmir, yasadaki maddelerin hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri’ne hem de Anayasa’daki bazı maddelere aykırı olduğunu savundu.
“Bu sadece basın özgürlüğüyle alakalı değil, toplumsal ifade özgürlüğümüze karşı bir saldırı vardır.” diyen Kişmir, toplumun "sindirilmek istendiğini" savundu.
“ 'Zem ve kadihi' ceza olmaktan, Ceza Yasası'ndan çıkarmayı konuşmak yerine ne yapıyoruz? Daha da sert hapis cezaları, para cezaları getirerek insanlarımıza korku salacak bir yasa önerilerini şu anda komitede görüşmek durumunda kalıyoruz.” diyen Kişmir, komite toplantılarına bazı bakanların da katılarak baskı kurduğunu savundu, eleştirilerde bulundu.
Basın emekçileri ve gazeteciler olarak kendilerinin de yanlışlıklar yapabileceğini kaydeden Kişmir, hapis cezaları öngörerek basını, insanları korkutmak ve sindirmekle ancak demokrasinin ve özgürlüklerin zedeleneceğini söyledi.
Ceza Muhakemeleri Yasa Usulü Değişikliği’ne değinen Kişmir, gazetecilerin mahkemelerde görüntü almasının tamamen ortadan kaldırmak istendiğini savundu. Kişmir, basının barış gazeteciliği anlamında kendini düzelttiğini ve yenilediğini dile getirdi.
Kişmir, “Bu yasa tasarılarına bu şekliyle onay verecek olan her kim varsa, bunun da bedelini ödemeye hazırdır demektir.” dedi.
“Bu yasa geçerse sosyal medyalarınızı kapatın ve mesleği bırakın. Ülkede artık gazetecilik yapılamayacak duruma gelecek.” diyen Kişmir, mücadele vermeyi sürdüreceklerini kaydetti.
Avukat Cansu Nazlı da, yasa değişiklikleri ve bu konuda komitedeki vekillerin tutumuyla ilgili bazı noktalara değindi.
Yasa tasarısına "organize dezenformasyon" maddesinin eklenmesindeki amacın dezenformasyonun önlenmesi olmadığını ileri süren Nazlı, “Örneğin araştırma gazeteciliği yapan basın mensuplarına; yolsuzluk, rüşvet, kara para gibi konulardaki haberlerinde bu madde üzerinden ceza davası getirilebilecek.” dedi.
Söz konusu maddenin “maksatlı” olduğunu savunan Nazlı, dezenformasyonla mücadele edilmek isteniyorsa, basın örgütlerinin buna yardımcı olabileceğini ve bu konuda hassas olduklarının komitede ifade edildiğini dile getirdi.
“Bunun dışında özellikle halk arasında korku ve endişe yaratma niyetiyle gerçek dışı haber yayınlama suçuyla bağlantılı olarak da, gerçek dışı haberle hiçbir ilgisi olmayan, mesela devletin itibarını korumak gibi unsurlar suçun içerisine eklenmiş …” diyen Nazlı, bu tarz düzenlemelerin riskler barındırdığını kaydetti.
Nazlı, "zem ve kadihin" suç olmaktan çıkarılması gerektiğini savunurken, “Yabancı Devlet Yetkililerine Hakaret” maddesinin kapsamının genişletildiğini söyledi.
Ülkede ceza davalarını polisin getirdiğini ve polisin bu Ceza Yasası maddelerini yorumlayacak hukuki bir donanımı olmadığını belirten Nazlı, yasadaki muğlak ifadelerin sıkıntılı olduğunu savundu.
"Zem ve kadih" suçunun tanımının genişletildiğini belirten Nazlı, “Söylediğimiz, yazdığımız ve ifade ettiğimiz daha fazla cümle, söz ve kelime suç haline getiriliyor. Bu suça öngörülen ceza da genişletiliyor.” ifadelerini kullandı.
Nazlı, komite toplantısına katılan bazı bakanların söylemleriyle ilgili de eleştirilerde bulundu.
Yaşanan sürece değinen Nazlı, “Bu yasa değişiklikleriyle aslında hem gazetecilere hem muhalif kesimlere hem de insanlara bir sansür uygulamak olduğunu düşünüyoruz.” dedi.
Nazlı, özellikle kamuya mal olmuş kişilerin eleştirilebilirliğinin sıradan insanlara göre çok daha fazla esnek olması gerektiğini dile getirdi.
Konuşmasında, Bilişim Suçları Değişiklik Yasası’nı da ele alan Nazlı, bazı hususlara değindi.
Ceza Muhakemeleri Usulü Yasası’ndaki değişikliğe de değinen Nazlı, “Masumiyet karinesini ihlal noktasında, yani yargılanan kişinin fotoğrafını çekmek, fotoğrafını yayınlamak daha doğrusu ve ismini açıkça verme noktasında bunun bir suç teşkil edeceğini ve buna hapis cezası da dahil cezayi bir yaptırım öngörülüyor.” ifadelerine yer verdi.