Eğitimde partiler üstü kamusal eğitim politikasına ihtiyaç artmıştır

Ülkemiz eğitiminde, partiler üstü bir eğitim politikasının planlanmasına başlanarak, ülkemize ait eğitimdeki tüm paydaşların katılımı ve uzlaşısı sağlanarak yeni dünyaya uyum sağlayacak yeni kamusal eğitim politikamız oluşturulmalıdır.

Ozan Çoli
08/04/2026 14:55
Eğitimde partiler üstü kamusal eğitim politikasına ihtiyaç artmıştır

Ülkemiz eğitiminde, partiler üstü bir eğitim politikasının planlanmasına başlanarak, ülkemize ait eğitimdeki tüm paydaşların katılımı ve uzlaşısı sağlanarak yeni dünyaya uyum sağlayacak yeni kamusal eğitim politikamız oluşturulmalıdır.

Bu toplumsal bir varoluş sorunudur.

Ülkedeki her kesimin, her yurttaşın her gün konuşmaktan ve tartışmaktan usandığı; okullaşma sorunları, ders saati tartışmaları, öğretmen düşmanlığı, harcanan büyük kaynaklara rağmen sonuçsuz ve plansız hamleler ile mutsuz öğrenciler… Tüm bunlar başarısız bir eğitim sistemini ortaya koymaktadır.

Eğitim sisteminden hiç kimse memnun değil; ancak çözümsüzlük ve boş umutlarla zaman bir şekilde harcanıyor. Tabii ki ülkemizin sınırlı olan insan kaynakları da…

Yıllar önce benzer sorunları yaşayan Finlandiya eğitim sistemi için 1970’lerden itibaren ülke eğitiminde fırsat eşitliği, düşük stresli öğrenme, nitelikli öğretmenler ve kurulacak yeni sisteme duyulacak güven temelli yapısal ilkeler belirlenerek; vasat ve politik bir eğitim yapısından, dünyaya eğitim modelleri ihraç eden lider bir yapıya dönüştürülmüştür.

Özel okulların bulunmadığı, elemeci sınav sisteminin olmadığı, oyun odaklı bu yeni eğitim modeli; ülkedeki tüm çocuklara eşit, ücretsiz ve kaliteli bir eğitim sunmayı hedeflemiştir.

Kurgulanan yeni eğitim sisteminin çıktılarına baktığımızda;

• Eşitlik ve ekonomik kalkınma:

1970’li yıllarda ülkedeki eğitim eşitsizliklerini ortadan kaldırmak, zengin-fakir ayrımı gözetmeksizin her çocuğun kaliteli (nitelikli) bir eğitime erişebileceği toplumsal refahı ve ekonomik kalkınmayı hedeflemişlerdir.

• Nasıl oluşturuldu:

Ülkenin yaşadığı eğitim politikasızlığı ile uygulanan geleneksel, rekabetçi ve sınav odaklı eğitim sistemi terk edilerek, toplumsal ve siyasal uzlaşı ile gerçekleştirilen reformlarla; yüksek nitelikli öğretmen yetiştirme ve öğretmenlik mesleğini ülkenin en saygın mesleği ilan etmeleri, okullara özerklik ve öğretmene güven sistemiyle yeni eğitim politikası oluşturulmuştur.

• Öğrenci merkezli bir yapı oluşturulması.

• Bireysel öğrenme hızının temel alınması.

• 19 yaşına kadar standart ulusal sınavların kaldırılması.

• Not odaklı değil, öğrenme odaklı bir yaklaşım uygulanması.

• Her öğrencinin kendi öğrenme hızında ilerlemesine izin verilmesi.

• Zayıf olan öğrencilere destek sistemlerinin planlanması.

Yukarıda bir kısmına değindiğim ilkelerle 55 yıllık bir dönüşümle Finlandiya, “Az çoktur” anlayışı ile eğitimde daha az ders saati, daha az ev ödevi ve daha az sınavla daha yüksek akademik başarı ve daha mutlu bireyler yetiştirmeyi başarmıştır.

Günde ortalama 4 saat dersle öğretmen ve öğrenme odaklı bir eğitim kurulmuştur.

Okullar ev ortamı gibi dekore edilerek, yaparak ve yaşayarak öğrenme prensipleri okulun her yerine yayılmıştır.

Çocuklar sınıf içinde dolaşarak öğretmenden veya arkadaşlarından yardım alabilmektedir.

Okulda öğlen yemekleri öğretmenleri ile birlikte yemekhanede yenmektedir.

Okul kantinlerinde sadece süt çeşitleri, su ve manav gibi meyve çeşitleri bulunmaktadır.

Okuldaki bitki ve bahçelerin bakımı, kütüphane ve kulüplerin işleyişi, geri dönüşüm çöplerinin toplanması ve değerlendirilmesi, mutfakta bakım ve dağıtım yardımlaşmaları gibi gündelik işleri öğrenciler sırasıyla yapmaktadır.

Tüm bunları okulda yaparak yeterliliklerini geliştiriyor ve okullarını da daha çok benimsiyorlar.

Öğrenciler okullarını ikinci evleri olarak kabulleniyorlar ve öğretmenlerini de anne-baba gibi seviyorlar.

Böylesi bir eğitim sistemi bize rüya gibi gelebilir; ancak “yola çıkan yolda kalmaz” atasözümüzle işe koyulmalıyız.

Kalın sağlıcakla…