Korkmazhan: Ben O Toplantıları Yaptırmam

Sandıktan zaferle çıkacağını düşünen Dr. Abdullah Korkmazhan, seçmene Meclis’te değişim yaratacak muhalefet anlayışını, Federal Kıbrıs için mücadeleyi büyütmeyi vadediyor.

Selda Bektaş
06/06/2023 14:59
Korkmazhan: Ben O Toplantıları Yaptırmam
Kudret Özersay’ın istifasıyla Meclis’te boş kalan sandalyeye talip Sol’un diğer bir adayı da Sol Hareket Genel Sekreteri Dr. Abdullah Korkmazhan... Sandıktan zaferle çıkacağını düşünen Dr. Korkmazhan, seçmene Meclis’te değişim yaratacak muhalefet anlayışını, Federal Kıbrıs için mücadeleyi büyütmeyi vadediyor. “Üç adımda çözüm odaklı siyaset anlayışı” mottosuyla yola çıkan bağımsız Milletvekili adayı Abdullah Korkmazhan, KIBRISLI Gazetesi yazarı Selda Bektaş’ın sorularını yanıtladı.

“MÜCADELEYİ BÜYÜTECEĞİZ…”

Neden aday oldunuz? İnsanlarımız kalıplaşmış, çözüm üretmeyen boş vaatlere dayalı siyaset anlayışından usanmış durumda. Değişim yaratacak çözüm anlayışı görmek istiyor. Biz bunu ortaya koymak için aday olduk. Farklı bir muhalefeti, alternatif bir siyaseti hem seçim sürecinde bir mücadele alanına dönüştürebilmek hem de Meclis kürsüsünde bunu mümkün kılabilmek ve büyütmek için aday oldum. 25 Haziran’da bizim için hiçbir şey bitmeyecek. Oraya tohum ekeceğiz, filizlendireceğiz ve bu büyüyecek... Emek, barış ve demokrasi mücadelesini büyüteceğiz.

PARTİ KURACAK MI?

Sol Hareket’in partileşmesi söz konusu mu? Bunu birçok kez gündeme alıp değerlendirdik. Birçok kesimden de bu yönde sorular geldi. Bizim yaklaşımımız Sol’daki dağınık yapıyı toparlamaya dönük bir misyondu.  Ancak bu son dönemde bunun mümkün olmadığını, meselenin bir memleket meselesi değil; var olan ve sol olduğunu söyleyen siyasi partiler için, 'parti' meselesi olduğunu gördük. Farklı bir yol açmamız gerektiğini düşündük. “Hiçbir zaman partileşmeyeceğiz” ya da “parti kuracağız” demedik. Ancak 25 Haziran sonuçlarına göre, toplum bize böyle bir misyon biçerse bunu gündemimize alacağız. [caption id="attachment_32227" align="alignnone" width="1798"] 25 Haziran'daki ara seçim için bağımsız Milletvekili adayı Sol Hareket Genel Sekreteri Dr. Abdullah Korkmazhan[/caption]

“SANDIKTAN KAZANARAK ÇIKACAĞIMI DÜŞÜNÜYORUM”

Kazanacağınızı düşünüyor musunuz? Nasıl geri dönüşümler alıyorsunuz? 26 Nisan’da açıkladık adaylığımızı. Bir aydır çalışıyoruz. Birçok yere gittik, toplantılar yaptık. Kamuoyuna açıklamadığımız toplantılarımız da oldu çok geniş katılımlı. Toplumun muhalif demokratik kesimlerinden ilgili ve destek var. Bunun oya dönüşeceğini ve sandıktan da kazanarak çıkacağımızı düşünüyoruz. Toplumun yeni ve farklı bir muhalefet beklentisine karşılık verdiğimizi düşünüyoruz. Bu Memleket Bizim Platformu olsun, Barış ve Demokrasi Hareketi olsun, Birleşik Kıbrıs Partisi olsun, Sayın Talat ve Sayın Akıncı’nın cumhurbaşkanlıkları süreci olsun hep bu toplumsal mücadelelerde sorumluluk ve görev üstlendik. Bir sıra neferi olarak çalıştık. Hiçbir kişisel beklenti içinde olmadık. İlk defa aday oluyorum. Daha önce muhtarlığa bile aday olmadım. Ciddi bir birikimimiz olduğunu söyleyebilirim. Bunun toplum tarafından güçlü bir desteğe dönüşeceğini görüyorum.

“KIVILCIMDAN BAHSEDİYORLAR, 18 VEKİLLE ATEŞ YAKAMADILAR…”

Mecliste nasıl bir muhalefet yürüteceksiniz? Biz alışılmış bir muhalefet tarzını yapmayacağız. Geçtiğimiz süreçte toplumu ilgilendiren iki önemli yasa geçti.  Biri AKSA Yasası (ihalesiz alımların önünün açıldığı) diğeri de Öğretmenler Yasası, ikisi ile ilgili de hiçbir şey yapmadı muhalefet. CTP’nin 18 vekili var. Bugün ‘kıvılcım’ yaratmaktan bahsediyor. 18 vekille ateş yakılır. Diğer bağımsız vekille birlikte bu 20 eder. 20 vekille orada çok ciddi bir muhalefet ortaya koyulabilir. Bu iki yasanın görüşüldüğü sıralarda bu arkadaşlar çıkıp birkaç laf söyleyerek geçişlerini izlediler.

“GEREKİRSE KENDİMİ O KÜRSÜYE ZİNCİRLERİM”

Ne yapılması gerekiyordu o noktada? Sayın Çakıcı’nın sergilediği bir süreç vardı. 24 saat boyunca kürsüden inmemişti. Siz 20 vekille, 20 gün boyunca bunu götüremez miydiniz? Biz yasaların, anayasanın ve tüzüklerin çizdiği çerçevede muhalefet yapmak zorunda değiliz. Gerekirse Meclis kürsüsüne kendimi zincirlerim.  Bağımsız vekillerin komite toplantılarında oy hakkı yok. Ancak gözlemci olarak girebilirler. Ben o toplantıları yaptırmam. Biz böyle bir muhalefet anlayışını Meclise sokacağız ve büyüteceğiz.

“KIBRIS SORUNU TÜM SORUNLARIN KAYNAĞI”

Ülkenin en büyük sorunu nedir sizce? Kıbrıs sorunudur. Kıbrıs sorununun çözülmesi; Federal bir Kıbrıs’ın oluşturulması gerekiyor. Aksi takdirde ekonomik, siyasi, kültürel her alanda yaşadığımız bu sorunlar katmerlenerek devam edecek. Kıbrıs sorunu tüm sorunların kaynağıdır. Toplumlararası müzakerelerle Kıbrıs’a kalıcı bir çözüm bulunması noktasında mücadeleyi büyütme kararlılığınızdayız. Çok yakın bir zamanda Kıbrıs sorunu çözülemeyeceğine göre mevcut politikada sizi seçeceklere ne sunuyorsunuz? Aday olmadan önce toplumun değişik kesimleri ile bir araya geldik; akademisyenlerle, ekonomistlerle kadın hakları aktivistleri, LGBT+’lar, çevreciler, hayvan hakları savunucularıyla ve üç adımda çözüm odaklı bir siyaset yaklaşımı belgesi hazırladık. Birincisi irade ve demokrasi odaklı siyaset yaklaşımıdır. Biz burada ekonomiden, kadın haklarına, LGBT+’lardan ekolojiye kadar pek çok noktada yeni bir siyaset yaklaşımı öneriyoruz. Yeni bir anayasa çalışması yapmayı öneriyoruz. Elbette tek vekille bu yapılmaz ama bunun mücadelesi verilir ve büyütülecek bir zemin oluşturulur.

“KTFD’NİN ANAYASASINI TASLAK OLARAK ELE ALDIK …”

Anayasa’da neyi değiştirme hedefinizdesiniz? Geçici 10’uncu maddenin kaldırılmasını savunuyoruz. Polisin sivile bağlanması gerekiyor. Yargının tam anlamıyla bağımsız olması gerekiyor. Eşitliğin istisnasız herkese uygulanması gerekiyor. Tüm yurttaşların o eşitlik kavramını içselleştirebileceği, özgürlüklerin sınırsızca yaşanabileceği bir anayasanın olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu anayasa KKTC için tasarlanan yeni bir anayasa değil. Kıbrıs Türk Federe Devleti (KTFD) Anayasası zaten var. Kıbrıs Türk siyasi yaşamının en demokratik anayasasıdır. KKTC ve onun Anayasası cunta anayasasıdır. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra topluma dayatılan anti demokratik bir yasadır. Biz KTFD’nin anayasasını taslak olarak ele aldık. Bunun üzerinde çalışıyoruz. 

“AB VATANDAŞLIĞINDAN DOĞAN HAKLARIMIZIN KULLANILMASI İÇİN ÇALIŞACAĞIZ”

Diğer iki yaklaşımınız nedir? İkincisi Kıbrıs Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği’nden kaynaklanan haklarımız var. Bunları talep etme ve etkin bir biçimde kullanma mücadelesini büyüteceğiz. Bu noktada mücadele veren arkadaşlarımız var. Biri Niyazi Kızılyürek’tir Avrupa Parlamentosu Milletvekili. Onunla da görüştük. Öğretmen ve işçi sendikalarıyla görüştük. Çünkü tüm bu kesimleri ilgilendiriyor bu süreç... Kıbrıs’ın güneyinde çalışan 6 bin Kıbrıslı Türk var. Bu insanların yaşam hakları, çalışma koşulları, maaş ve ücretlerinin iyileştirilmesi noktasında yapılacak birçok iş var. Güney’deki çalışma alanlarından insanlarımızın yararlanmasının yollarını bulacağız. Kıbrıs Türk toplumunun karşı karşıya kaldığı büyük bir göç sorunu var. Bu insanların yurtdışına göçmek yerine, yurdunun diğer yarısında iş olanaklarından yararlanması için bir süreç geliştireceğiz. Sağlık mevzusu var. Sağlık sürecinden yaralanabilir Kıbrıslı Türkler. Ancak bu engelleniyor oradaki sağlık sistemine yatırım yapılmaması gerekçe gösterilerek. Burada fon oluşturularak Kıbrıslı Türklerin de o sağlık sisteminden yararlanabilmesi sağlanabilir. Bunlarla ilgili çalışmalar var.

“OKULLARIMIZI ERASMUS’A DAHİL EDECEĞİZ…”

Eğitim alanındaki haklarmız var bir de. Örneğin Avrupa’daki tek AB vatandaşı topluluğu bizleriz Erasmus+’ın dışında kalan. Nasıl ki AB Kıbrıs’ın kuzeyinde ofis açtı ve ticaret, projeler konusunda akredite sağlıyor. Eğitimle ilgili de ofis açabilir.  KTÖS, orta eğitim ve DAÜ-SEN’le işbirliği içerisinde yaratacakları akreditasyon üzerinden öğretmen, öğrencilerimiz ve okullarımız Erasmus sürecine dahil olabilir. Yeşil Hat Tüzüğü kapsamının da geliştirilmesi gerekiyor. Üreticilerimizin daha fazla ve daha kaliteli üreterek daha iyi kazanabilecekleri bir süreç geliştirilebilir. Kıbrıs’ın kuzeyindeki statükocular, ayrılıkçı siyaset yaklaşımı bunların hiçbirinin gerçekleşmesini istemiyor. Bu toplumun iki dudağının arasında esir hayatı yaşamasını istiyorlar. Biz onlarla mücadele edeceğiz.

“HEDEFİMİZ FEDERAL KIBRIS MÜCADELESİ…”

Üçüncü adımımız da Federal Kıbrıs mücadelemizdir. Bu saydığım iki başlık Federal Kıbrıs’a ulaşmak için yapacaklarımızdır. Esas çıkış yolumuz, Kıbrıs’ın federal bir çerçevede BM kararları temelinde yeniden birleştirilmesi ve çağdaş bir dünyanın parçası olmasıdır.

“VATANDAŞLIK YERİNE BEYAZ KİMLİK…”

Çifte uyruklu KKTC vatandaşları da var oy kullanacak. Sadece Kıbrıslı Türk seçmene mi hitap ediyorsunuz? Hayır. Her şeyden önce Sn. Akıncı ile Sn. Anastasiadis’in 2018 yılında yaptıkları anlaşmaya göre tüm KKTC vatandaşları Federal Kıbrıs’ın vatandaşları olacak kökenlerine bakılmaksızın. Bu insanlarımız çözüm olması durumunda AB vatandaşı ve Federe Kıbrıs’ın vatandaşı olacaklar. Ben komünist bir insanım. İnsanlar arasında ırk, renk, cinsiyet ayrımı yapmam ancak Türkiye’deki egemenlerin burada uyguladığı bir nüfus siyaseti var. Nüfus aktarma yoluyla mühendislik projeleri yapılıyor. Bu noktada hem Kıbrıslı Türkler bundan zarar görüyor hem de buraya aktarılan nüfus zarar görüyor. Kıbrıslı Türkler artık kendileri yabancı hissediyorlar. Azınlığa düşmüş bir toplum haline geldiler, kendi kültürlerini-kimliklerini, yaşam biçimlerini yaşayamaz noktaya geldiler. Buraya aktarılan nüfus ise kaderine terk edilmiş durumda. Ucuz iş gücü ve emek sömürüsü boyutunda kullanılan bir noktadırlar. Biz vatandaşlık dağıtılmasının derhal durdurulmasını talep ediyoruz. Demografik yapının değişmesi söz konusu. Nasıl ki Türkiye’de çok haklı olarak Suriyeliler konusunda bir tepki oluştu. Biz de de bir yaşam biçimi dayatması var. Kıbrıslı Türkler laik, hoşgörülü, özgürlükçü bir toplumdur. Bize Sünni İslam anlayışı, muhafazakarlaştırma dayatılıyor. Burada çalışan ikamet eden insanlara oy kullanma dışında tüm haklardan yararlanabilecekleri ‘Beyaz Kimlik’ verilmesini istiyoruz.

KISA VADEDE NELER YAPMAYI HEDEFLİYOR?

Bu bahsettikleriniz uzun süreçler… Onlara kadar yapılacak olan birçok mesele var. Özel sektörde sendikalaşmanın zorunlu kılınması gerekiyor. Servet vergisi alınmalı. Örneğin Ben Ali Başman’ın servetinin miktarını açıklamasını; ne kadar vergi ödediğini paylaşmasını talep ediyorum. Ya da çalışanlarının yüzde kaçı kayıtlı? Servet vergisi, özel sektörde sendikalaşma, kadına yönelik şiddet yasasının kapsamının geliştirilmesi. LGBT+’ların uğradıkları şiddet, taciz ve özgürlüklerinin kısıtlanması noktasındaki her türlü çağdışı yasanın kaldırılması. Asgari ücret konusunda ‘eşel mobil’ sisteminin yeniden hayata geçirilmesi gerekiyor. Eşel mobil, maaş ve ücretleri hayat pahalılığı ile eşit derecede doğru ölçekte artıran bir sistemdir.  Eşel mobil gelirse, asgari Ücret Tespit Komisyonu’na  ihtiyacımız yok. Orada dört adam oturacak; on binlerce özel sektör çalışanının ne kadar maaş alacağını mı belirleyecek? Yeni barikatların açılması, toplumlararası ilişkilerin geliştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

“MİLLETVEKİLİ MAAŞIMIN HEPSİNİ ALMAYACAĞIM”

Bankacılık sektörünün de kontrol altına alınması gerekiyor. Korkunç bir kara para aklanıyor bankacılık sektörü üzerinde ve ekonomin yüzde 80’i kayıt dışı. Bunun kayıt altına alınması şart. Zenginlerden ise hem gelir hem de servet vergisi alınması gerekli. Ben milletvekili maaşımı almayacağım çünkü çok yüksek. En düşük kamu maaşı neyse onu alacağım. Geri kalanını da her ay farklı bir kuruma bağışlayacağım.   Milletvekili maaşlarının asgari ücrete düşürülmesi için mücadele vereceğim. Bu ortamda bu kadar astronomik maaş olamaz. Aynı şey müdür, müşavirler, müsteşar ve Cumhurbaşkanı için de geçerli. Buralardan elde edilecek tasarruflarla sağlık ve sosyal fonlar oluşturularak dar gelirli ailelere, öğrencilere katkıda bulunabileceğimizi düşünüyorum. Birçok alanda politikamız var elbette ancak bizim esas mücadelemiz federal çözümdür... Bu çözüme ulaşana kadar da bunları paralel şekilde götüreceğiz. Biz sömürge olmayı ret ediyoruz. Biz federal bir yurt olmak istiyoruz.