Şenkul: Tüm Cürete Rağmen Tedirginler

Kamuya ait ne varsa bir bir elden çıkarılıp, bazı “özel yatırımcılara” devredilmeye çalışılırken, yerel yönetimler direniyor. Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul, MESELE’de Selda Bektaş’ın sorularını yanıtladı…

Selda Bektaş
04/08/2023 14:20
Şenkul: Tüm Cürete Rağmen Tedirginler
Kamuya ait ne varsa bir bir elden çıkarılıp, bazı “özel yatırımcılara” devredilmeye çalışılıyor. Bir yanda yok pahasına giden kamu malından sermayesine sermaye katan kesim; diğer yanda gün geçtikçe fakirleşen bir halk… Bugün Karpaz bölgesinde ‘alçak orman arazilerine’ otel yatırımları ile doğanın talanı konuşulurken, Girne’de de Kervansaray Halk Plajı’nın peşkeşi hükümetin masasında. Sessiz sedasız Girne Belediyesi’nden alınarak, bir şirkete verilmeye çalışılan Kervansaray Halk Plajı, bugün Girnelilerin özgürce, daha ucuza hizmet alarak girdiği sayılı plajlardan biri... Ancak hükümet, Mare Monte’de olduğu gibi Kervansaray’da da yerel yönetim direnciyle karşı karşıya. Murat Şenkul, ana muhalefet partisi CTP’den aday olarak Girne Belediye Başkanlığına seçildi. Hükümete yakınlığı ile bilinen Fırat Ataser ise üç dönemdir belediye başkanlığı (LAÇ) yapıyor. Mare Monte mücadelesi ise her kesimden destek görüyor. Kamusal alanların korunması noktasında “Yerel yönetimler, merkezi idareye karşı nasıl bir mücadele vermeli? Ne yapılmalı?” sorularını Kervansaray Halk Plajı üzerinden, Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul’la konuştuk. Şenkul, devrin perde arkasını, peşkeşte ısrar sürerse atılacak adımları ve belediyenin hükümetle yaşadığı sorunları MESELE’de anlattı… [caption id="attachment_39292" align="alignnone" width="785"] Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul, Selda Bektaş'ın sorularını yanıtladı...[/caption]

"ISRAR DEVAM EDERSE, HALKIN MALINDA KİMİN GÖZÜ VAR AÇIKLAYACAĞIM"

Daha önce Kervansaray Halk Plajı’nın devredileceğine dair bir duyum almış mıydınız? Nasıl haberiniz oldu? Evet, daha önce de böyle bir talep olduğuna dair bilgiler vardı elimizde ancak yıllar öncesine dair… Belediye sistemimizle Resmi Gazete’de yayınlanan ve içerisinde ‘Girne’ ibaresi olan her konu, direk benim önüme gelir. O noktada bunu gördük. Parseli de yanlış yazdılar. İlgili yerlerle konuştuk ve işin iç yüzünü öğrendik.  Bu malın İçişleri Bakanlığı’nın kullanımına geri verilmesi var. Bakanlığa talepte bulunduk ‘belediyeye tahsis edin; bizim kullanımımızda zaten’ diye. Şuanda avukatlarımız ara emir için dava açma yolunda. Hem süreci durdurmak için hem de kararın bozulması için.  Süreç bu yönde… Yatırımcı kim? Bunu şu aşamada seslendirmek çok doğru değil. Yatırımcı ile diyaloğumuz sürüyor. Onlara şunu söyledik, ‘burada sizin bir projeniz var. Bu anlamsız ısrarınız projenize de zarar verir’. Bir şehrin plajını siz kendi kullanımınıza geçirmek istiyorsunuz ve o şehrin belediyesi hiçbir şey yokmuş gibi önünüzü mü açacak? Bu mümkün değil. Bunu ilettik. O noktada görüşmelerimiz olacak. Sürecin sonunda üzüm yemek istediğimiz için onları dile getirip rencide etmek de istemiyoruz. İşin sonunda bu ısrar devam ederse kamuoyuna, halkın malında kimin gözü olduğunu da açıklarız.

POLİTİKACI-SERMAYE İLİŞKİSİ

Yatırımcının kim olduğu politikacı-sermaye ilişkisinde de bir ifşa. Bu nedenle önemli… Yüzde yüz konu politik ilişkilerdir; politiktir. Kişisel, bölgesel ilişkidir bu. Yoksa kim belediyenin elindeki malı kendine talep etmeye cüret eder. Bu ilişki en yüksek seviyelerdekilerle ilişki dozajını içeriyor. Benim niyetim bu parselin kamunun kullanımda kalması. Yatırımcıya da konu çok ilerlemeden açık bir pencere bırakıyorum. “Biz istemeyiz, bırakın Girne Belediyesi’ne” diyecekler ondan sonra da bakacağız… Israr edilirse oradaki yatırım sürecinde ‘önyargılı’ olacağız. Ülkeye yatırım yapan insan kamunun malına göz dikiyorsa, o projeyi daha dikkatli inceleyeceğiz.

“TÜM CÜRETE RAĞMEN TEDİRGİNLER…”

Konu ile ilgili bakanlarla görüştünüz mü?  İlişki ‘yüksekten’ demiştiniz, baskı altında mı hissediyorlar kendilerini Kervansaray konusunda? Hükümet ile ilişkiniz ne yönde? Bu konuda bir şey söylemem doğru olmaz. Ben belediye başkanıyım. Benim müdürüm bir şey yaparsa benim haberim olur. Baskı var mı bilmem… Benim hükümetle ilişkim bir tek bu değil ki… Dün akşam Cumhurbaşkanı ve Başbakan’la yemekteydim. Yerel yönetimlerin hükümetle yüzlerce konusu vardır. Bu bir tanesidir ve burada çatışmalı bir alan vardır. O çatışma sonuna kadar verilecektir. Saygıyı kaybetmeden diğer konularda işbirliği zorlanacaktır. Bizim merkezi idareye küsmek gibi bir lüksümüz yoktur. Hakkımızı da yeri geldiğinde söke söke savunuruz. Aynı Antik Liman’da olduğu gibi… Merkezi idare şunu fark ediyor, -Girne’de bir belediye var, başkanı ve idaresi var-. Karar alırlarken 8 ay önceki kadar rahat değiller. Aldığı her yanlış kararda buradan ses geleceğini biliyorlar artık. Bu bence Girne’nin en büyük kazanımıdır. Artık Girne Belediyesi yok sayılmıyor. Tüm cürete rağmen, tedirginlik oluştu. Burasıyla ilgili Cumhurbaşkanı, Başbakan ve diğer bakanlıkların bir projesi olabilir. Bunu Girne Belediyesi’ne soracaklar…

“DEVLETİN GÖREVİ BİRİLERİNİ ZENGİN ETMEK DEĞİLDİR”

Girne Antik Limanı’nın özelleştirilmesi de konuşuluyor… Girne Antik Liman’la, Yeni Liman arasında bir marina konuşuluyor. Girne’de doğru planlama ile altyapısı sağlanarak yeni bir marina yapılmasına karşı değilim. Bunu da halka soracağız. İstişare toplantıları yapılır, gemilere altyapı nasıl sağlanacak teknik uzmanlarca konuşulur. Bu yatırımı cazip kılmak için, elinizdeki kamusal alanlardan, ortak kültürel mirastan vazgeçilemez; devredilemez. Bunu yaparsınız ancak Antik Limanı buna katamazsınız. Sen bir marina yapacaksın diye belediyenin arazisine 5 yıldızlı otel, Antik Limanı da al-kullan… Buna herkes gelir. Yatırımcıya gerek yok ki.  Bir bankaya gider, para verir yaparız bunları. Devletin görevi birilerini zengin etmek değildir. Devletin görevi, mevcut imkanlar içerisinde en iyisini yaparak, kamusal faydayı öne çıkarmaktır. Bu bakış açısıyla, çatışma değil, işbirliklerimiz artar. Kale arkasına Girne Belediyesi’nin bir projesi var. Anıtlar Yüksek Kurulu’nda konuşuluyor bu projemiz. [caption id="attachment_39293" align="alignleft" width="2560"] Murat Şenkul[/caption]

“OTOPARK YAPMAK İSTEDİĞİM YERE OTEL YAPMAK İSTİYORLAR”

Nasıl bir proje? Şehitliğin arkasında bir plaj hayal ediyoruz.  Amaç, kale arkasında insanların denize girebileceği, kaleye karşı selfie çekebileceği bir yer. Arkasındaki otoparkı da yerin altına doğru -3 koduna kadar katlı otopark planlıyoruz. Ön cephesinde yürüyüş yolları… Aynı zamanda orada kafelerin, kamusal alanların olduğu; gömme yapılar planlıyoruz. Yani Şehitlikle Antik Limanı birleştirmeyi planlıyoruz. Bu noktada deniz içerisinde marina olursa faydadır. Ama sen benim plaj, otopark yapmak istediğim yere otel yapmayı hayal edersen, biri sana ‘dur’ diyecek. Konu bu… Ancak kamusal alanları koruma isteğimiz, bir yatırım düşmanlığına da dönüşmemeli. Yatırıma da ihtiyacımız var.

“BU TEKLİFİ YAPANI POLİSE VERİRİM…”

‘Ahlaksız teklif’ geliyor mu size? Mizacım çok serttir. Yavaş yavaş da tanımaya başladılar. Bu işler sana gelmeden birilerine sorarlar ‘bu adam nasıl biridir?’ diye… Oradan gelen bilgiyle buna cesaret edemezler… Direk polise veririm buradan da söyleyeyim…

GİRNE’NİN MEZARLIĞI KALMADI…

Kervansaray’ı konuştuk. Önünüzün tıkandığı başka konular var mı? Çok konu var. Öncelikle kamusal alanlarla ilgili taleplerimiz var. Yeni otopark yapmak için talep ettiğimiz araziler var. Karakum Plajı’nı halka açmak için talebimiz var. Bunlar merkezi idare tarafından çok yavaş ilerliyor. Bir yazı kaçırdık… Girne’nin mezarlığı kalmadı. Şuanda dağda verilen mezarlığı düzeltmek için milyonlar harcıyoruz; sızlanmıyoruz ama bunun da doğru olmadığını düşünüyoruz. O yatırımcıya bu yatırımcıya yerler vereyim derken, belediyeye halkına mezarlık yapabileceği yerler vermeleri lazım. Bize verdikleri yerler, gerçekten bir yamaç. Orayı spor alanları da ekleyerek, sonrasında tekrar yeşillendirerek güzelleştireceğiz ama bunların tümü para. Güngör çöplüğü yanıyor. Biz Mağusa’ya götürüyoruz. Bize ekstra maliyeti 500-600 bin TL civarında. Bunlar sürdürülebilir değil. 51/95 sayılı Belediyeler Yasası’nda, yürümekte zorlanan maddeleri var. Yolların aydınlatılması ile ilgili bize kaynak aktarılacaktı. 7’inci ay bitti, 8’inci aya girdik herhangi bir kaynak yok. Liman’da yaşadığımız sıkıntılar var. Polis, gümrük görevlileri, acentelerle görüştük ve limandaki gemi günlerinde trafiği önleme adına bir çalışma yapma kararı aldık.  Bize düşen otopark alanını ıslah etme -yüzde 90 oranında yaptık- zabıta gönderme, ışıklar için çalışma yapıyoruz. Acenteler de üstüne düşeni yapıyor ancak ne yazık ki Muhaceret ve Gümrük hala bir adım atmadı. Muhataplarımız sözlerine bizim kadar sadık kalmıyor. Bir de hayat çok yavaş… Bundan şikâyetçiyim. Örneğin arıyoruz İçişleri Bakanlığı’ndaki yetkiliyi “çöpü nereye götüreceğiz?” diye, “ben izinliyim” diyor. Böyle bir dünya olamaz… Bir de devlet katkısı… Enflasyondan dolayı ek bütçeyi biran önce yapıp, belediyelere vermesi lazım. Bu nokta da yavaş. Temmuz maaşları ödendi. Tüm belediyelerin yatırım bütçesinden bir miktar parası maaşlara gitti. Bu da vatandaşın aldığı hizmetin aksaması demektir. Yaşadığımız zorluklar bunlar…