Besim: Türk Lirası Kaynaklı Enflasyon Bedeli Türkiye’den Talep Edilmeli
Prof. Dr. Mustafa Besim, enflasyonla mücadelede hükümetin atması gereken adımları MESELE’de, anlattı…
Selda Bektaş
11/08/2023 16:13
Prof. Dr. Mustafa Besim, enflasyonla mücadelede hükümetin atması gereken adımları MESELE’de, anlattı…
Asgari ücrete gelen zamla birlikte, etiket fiyatları yükseliyor; ücret-fiyat artışı sarmalından çıkamıyoruz. Ne Ekonomi Bakanlığı’ndan ne de hükümetten enflasyonun ateşini düşürecek bir adım gelmiyor. Ülke ekonomisi resmen kaderine terk edilmiş durumda.
Üretici ile küçük esnaf batmanın eşiğinde; sabit gelirli de açlık sınırında ‘bir şekilde’ yaşamak zorunda.
Türkiye ekonomi politikalarına bağlı KKTC’de enflasyonu durdurmak mümkün olmasa da en azından ateşini düşürecek bir ekonomik model mümkün mü?
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İşletme ve Ekonomi Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Besim, MESELE’de, atılması gereken adımları anlattı…
TC Merkez Bankası’nın, yılsonu enflasyon tahminini yüzde 22,3'ten yüzde 58'e yükseltmesi KKTC için ne anlama geliyor?
Biz ‘lira’ bölgesindeyiz. Bu bölgede olan parasal gelişmeler doğal olarak doğrudan bizi de etkiliyor. Ekonomimiz de küçücük olduğu için bu şoklardan, Türkiye ekonomisine göre çok daha fazla etkileniyoruz.
Piyasaların fazla derinliğinin olmaması, arz-talep kaynaklı enflasyon oluşmasına neden oluyor.
Hammaddelerin pahalanması, para maliyetinin artması, tedarik zincirinde yaşanan sorunlar arz kaynaklı sorunlardır. Bunlar enflasyona neden olur ki bunu pandemide de yaşadık.
Bir de talep yanlı enflasyon vardır; bu da arzın karşılayamadığı, talebin arzdan yüksek olduğu bir enflasyondur. Ülkemizde emlak piyasasında böyle bir durum görüyoruz.
Yani bizde yaşanan enflasyon Türkiye’ye göre daha yüksek.
TC Merkez Bankası’nın açıkladığı rapor, Türkiye’de enflasyonun yüzde 58’den aşağıya; KKTC’de de enflasyonun yüzde 70’in altına düşmeyeceğini gösteriyor.
Enflasyon olgusunda beklentiler çok önemlidir. Enflasyon beklentisinin yukarı dönmesi, ne yazık ki enflasyonu daha da körükler.
Beklentiler doğrultusunda işgücü kesimi asgari ücreti daha yüksek; sermaye kesimi de sattığı ürüne daha yüksek ücret talep eder.
Asgari ücret artar, maliyetler artar; raf fiyatları ve hizmet fiyatları artar. Dolayısıyla ücret-fiyat artışı, enflasyon sarmalı oluşturur. Bu da devam eder.
[caption id="attachment_19721" align="alignleft" width="288"]
Prof. Dr. Mustafa Besim, Selda Bektaş'ın sorularını yanıtladı[/caption]
"TOPLUM DAHA FAZLA VERGİLENDİRİLİYOR,
HÜKÜMET ÇOK BAŞARISIZ"
Bu ortam nelere yol açıyor; açacaktır?
Hane halkının alım gücünün eridiğini görüyoruz. Bu belirsizlik dolarisizasyon yaratır. Yatırım yapılmaz. Bunun yanında, geleceğini net göremeyen işletmeler sundukları mal ve hizmetlerin fiyatlarına kar marjı yanında ek bir ‘risk primi’ de ekleyecek, fiyatları daha da yükselecektir.
Öte yandan ülkemizde enflasyon vergilendirmesi var. Yani insanlar enflasyondan dolayı vergilendiriliyor ancak bu vergi, parayı basan Türkiye olduğu için oraya gidiyor, burada kalmıyor.
Bu enflasyonist ortamda işletmeler vergi vermekten de kaçınacaktır. Devlet tarafında doğrudan gelir ve kurumlar vergisi toplamada müthiş bir azalma olacak.
Diğer yandan devletin, ürünlerin fiyatları arttığı için gerek gümrüklerde gerekse satışlarda KDV aracılığıyla daha yüksek gelir elde etmeye başladığını görüyoruz. Yani devlet doğrudan vergilendirmeden daha fazla ‘dolaylı yoldan’ toplumu vergilendirmeye geçmiş oldu.
Ekonomilerde, Maliye gelirlerinin, özellikle kaynakların doğru kullanılması için hem doğrudan hem de dolaylı yoldan vergilere dayanması lazımdır. Ancak bizde bu gelir KDV’lerle, gümrük vergileri ile toplanıyor. Sabit ve düşük gelirlilerde, gelir dağılımının bozulduğunu görüyoruz; bu önemli bir meseledir.
Bu kadar istikrarsızlık, bu kadar belirsizliğe baktığımızda hükümet edenlerin bu konuda hiçbir adım atmadığını görüyoruz.
Çok iyi biliniyor ki, enflasyonla mücadelenin yarattığı maliyet, enflasyonun yarattığı maliyetin çok altındadır.
Hükümeti çok başarısız ve yetersiz buluyorum.
“TL KAYNAKLI ENFLASYON BEDELİ TÜRKİYE’DEN TALEP EDİLMELİ”
Bu aşamada hükümet ne yapmalı? Nasıl bir ekonomik model hayata geçirmeli?
Hükümet, para birliğinde olduğumuz Türkiye’den Türk lirasının yarattığı enflasyonun bedelini talep etmesi gerekir.
Örneğin zorunlu sosyal güvenlik fonlarımız var. Bu fonlar eriyor. Verebileceği faiz bellidir; yüzde 20-25 civarında. Ancak enflasyon yüzde 70’lerde. Yani bu fonda bulunan emeklilikte alacağımız destekler eriyor.
İşte burada Türkiye Cumhuriyeti, bu sosyal güvenlik fonlarının güçlendirilmesi için hibe programları düzenlemesi gerekir. Türk lirası değer kaybediyor enflasyon vergisi oluşuyor ama bunu bizim Maliyemiz almıyor.
Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC hükümetleri arasında imzalanan protokollerde, enflasyondan dolayı ortaya çıkan kaybın değerlendirilmesi gerekiyor. Enflasyon vergisi hesaplanarak protokollere derç edilmeli.
İşletmelerin öz sermayeleri de her gün eriyor. İkinci bir adım olarak işletmelere bankalar aracılığıyla sermayelerinin güçlendirilmesi için uygun fonlama yöntemleri ile finansman sağlanmalı.
Diğer yandan hükümetin enflasyon muhasebesi uygulaması gerekiyor -Faaliyet gösteren şirketlerin finansal tablolarının mevcut ekonomik koşullar sebebiyle ne tutarda bir kayıp veya kazanç ile karşı karşıya kaldığının hesaplaması-.
Hükümet, özellikle et, süt, gibi temel gıdada yüksek artış gösteren ürünlerde dış ticaret rejiminde değişikliğe gitmeli. Özellikle Ticaret ve Sanayi Dairesi’ni uhdesinde bulunduran Ekonomi Bakanlığı, belli gıda ürünlerinde çalışma yaparak, gerekirse bu gıda ürünlerinde fiyat artışlarını engellemek için ithalatın önünü açmalı.
Prof. Dr. Mustafa Besim, Selda Bektaş'ın sorularını yanıtladı[/caption]
"TOPLUM DAHA FAZLA VERGİLENDİRİLİYOR,
HÜKÜMET ÇOK BAŞARISIZ"
Bu ortam nelere yol açıyor; açacaktır?
Hane halkının alım gücünün eridiğini görüyoruz. Bu belirsizlik dolarisizasyon yaratır. Yatırım yapılmaz. Bunun yanında, geleceğini net göremeyen işletmeler sundukları mal ve hizmetlerin fiyatlarına kar marjı yanında ek bir ‘risk primi’ de ekleyecek, fiyatları daha da yükselecektir.
Öte yandan ülkemizde enflasyon vergilendirmesi var. Yani insanlar enflasyondan dolayı vergilendiriliyor ancak bu vergi, parayı basan Türkiye olduğu için oraya gidiyor, burada kalmıyor.
Bu enflasyonist ortamda işletmeler vergi vermekten de kaçınacaktır. Devlet tarafında doğrudan gelir ve kurumlar vergisi toplamada müthiş bir azalma olacak.
Diğer yandan devletin, ürünlerin fiyatları arttığı için gerek gümrüklerde gerekse satışlarda KDV aracılığıyla daha yüksek gelir elde etmeye başladığını görüyoruz. Yani devlet doğrudan vergilendirmeden daha fazla ‘dolaylı yoldan’ toplumu vergilendirmeye geçmiş oldu.
Ekonomilerde, Maliye gelirlerinin, özellikle kaynakların doğru kullanılması için hem doğrudan hem de dolaylı yoldan vergilere dayanması lazımdır. Ancak bizde bu gelir KDV’lerle, gümrük vergileri ile toplanıyor. Sabit ve düşük gelirlilerde, gelir dağılımının bozulduğunu görüyoruz; bu önemli bir meseledir.
Bu kadar istikrarsızlık, bu kadar belirsizliğe baktığımızda hükümet edenlerin bu konuda hiçbir adım atmadığını görüyoruz.
Çok iyi biliniyor ki, enflasyonla mücadelenin yarattığı maliyet, enflasyonun yarattığı maliyetin çok altındadır.
Hükümeti çok başarısız ve yetersiz buluyorum.
“TL KAYNAKLI ENFLASYON BEDELİ TÜRKİYE’DEN TALEP EDİLMELİ”
Bu aşamada hükümet ne yapmalı? Nasıl bir ekonomik model hayata geçirmeli?
Hükümet, para birliğinde olduğumuz Türkiye’den Türk lirasının yarattığı enflasyonun bedelini talep etmesi gerekir.
Örneğin zorunlu sosyal güvenlik fonlarımız var. Bu fonlar eriyor. Verebileceği faiz bellidir; yüzde 20-25 civarında. Ancak enflasyon yüzde 70’lerde. Yani bu fonda bulunan emeklilikte alacağımız destekler eriyor.
İşte burada Türkiye Cumhuriyeti, bu sosyal güvenlik fonlarının güçlendirilmesi için hibe programları düzenlemesi gerekir. Türk lirası değer kaybediyor enflasyon vergisi oluşuyor ama bunu bizim Maliyemiz almıyor.
Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC hükümetleri arasında imzalanan protokollerde, enflasyondan dolayı ortaya çıkan kaybın değerlendirilmesi gerekiyor. Enflasyon vergisi hesaplanarak protokollere derç edilmeli.
İşletmelerin öz sermayeleri de her gün eriyor. İkinci bir adım olarak işletmelere bankalar aracılığıyla sermayelerinin güçlendirilmesi için uygun fonlama yöntemleri ile finansman sağlanmalı.
Diğer yandan hükümetin enflasyon muhasebesi uygulaması gerekiyor -Faaliyet gösteren şirketlerin finansal tablolarının mevcut ekonomik koşullar sebebiyle ne tutarda bir kayıp veya kazanç ile karşı karşıya kaldığının hesaplaması-.
Hükümet, özellikle et, süt, gibi temel gıdada yüksek artış gösteren ürünlerde dış ticaret rejiminde değişikliğe gitmeli. Özellikle Ticaret ve Sanayi Dairesi’ni uhdesinde bulunduran Ekonomi Bakanlığı, belli gıda ürünlerinde çalışma yaparak, gerekirse bu gıda ürünlerinde fiyat artışlarını engellemek için ithalatın önünü açmalı.