Eğitimde şiddete hayır!
Eğitimde şiddete hayır! demekle okullardaki şiddet bitiyor mu? Bana göre sadece lafta karşı çıkışlar ve sloganlaşan söylemler, olayları örtbas etmek ve olayın gerçekleştiği dönemde yükselen tepkileri geçiştirmek dışında okullarda yeni bir akımın başlangıcını görmezden gelmek anlamındadır.
Ozan Çoli
Eğitimde şiddete hayır! demekle okullardaki şiddet bitiyor mu? Bana göre sadece lafta karşı çıkışlar ve sloganlaşan söylemler, olayları örtbas etmek ve olayın gerçekleştiği dönemde yükselen tepkileri geçiştirmek dışında okullarda yeni bir akımın başlangıcını görmezden gelmek anlamındadır.
Hâlbuki son dönemlerde çok yakınımızda, toplumsal ilişkilerimizin birebir benzer ve ilişkilerimizin çok yakın olduğu Türkiye’de üst üste yaşanan eğitimde ve okullardaki şiddet olaylarının trajedileri tekrar tekrar yaşanmaktadır. Böylesi şiddet olaylarının tekrarlanması “şiddetin” eğitim kurumlarında büyük ve yapısal sorunların oluştuğunu net olarak bizlere söylemekte ve göstermektedir.
Ülkemiz okullarında da şiddetin dozu henüz dehşet düzeylerine çıkmasa da daha alt versiyonları ile benzer olayların kapımızda olduğunun sinyallerini net olarak vermektedir.
Okullardaki şiddet kavramına şöyle bir bakarsak;
Okullar, içinde bulunduğu toplumun bir parçası olması nedeniyle bireysel, toplumsal ve ailesel kaynaklı nedenlerin tetiklediği şiddet olaylarını yaşayabilmektedir. Okullarda oluşan şiddet olayları, okul iklimleri üzerinde olumsuz sonuçlar doğuran, sağlıklı ve nitelikli eğitim süreçlerine zarar veren davranışlardır.
Okullarda şiddet; öğrenciden öğrenciye, öğretmenden öğrenciye, okul yönetiminden öğrenciye ve aile bireylerinden öğretmene veya öğrenciye şeklinde fiziksel ve duygusal olumsuzluktaki zarar verici, baskı ve saldırı içeren etkileşimleri kapsamaktadır.
Ekonomik sorunlar, aile içi şiddet, toplumsal şiddet, kozmopolit yaşam ve sosyal medya etkisi gibi etmenlerin her biri ayrı ayrı eğitimdeki şiddeti körüklemektedir. Yukarıda belirttiğim kavramlar ayrı ayrı okulla ilişkilendirilerek incelenmeli ve bu konularda sorunsal çözümlemeler çalışılmalıdır.
Daha üst düzeyde de yönetim sistemimizin, ötekileştiren değil, daha duyarlı ve kapsayıcı bir toplum yapısını oluşturmak için yönetsel dili ve icraatlarını uygulamadan, çok yönlü değerlendirmesi ile oluşturmaları, toplumsal çatışmaları önleyeceği gibi, okullardaki şiddetin düşürülmesinde de büyük etkileri olacaktır.
İktidarlar, toplumun ve eğitimin gerçek sorunları ile uğraşmak yerine, eğitimin mihenk taşı öğretmenleri polise dövdürtüyorsa, sonrasında öğretmenden okuldaki şiddetin sonlandırılmasında etkin rol oynamasını istiyorsa, böyle bir çelişki ile bu nasıl gerçekleşecektir?
Okullara çocuk gönderecek aileler son dönemlerde “iyi öğretmen” arayışlarını sürdüredursun, bilmelerini isterim ki öğretmenler de “iyi aile” çocukları arayışındadır. Böylesi bir denklem nasıl eşitlenecektir? Ailenin, toplumun eğitmediği çocuğun sadece okulda öğretmenle eğitilmesi çok zordur.
Dünyada ve yanı başımızdaki Türkiye’de son dönemlerdeki okul şiddet olaylarının %90’ında silahlar kullanılmıştır. Çocuk yaşlardaki gençler silaha nasıl bu kadar kolay erişebilmektedir? Silaha bu kadar kolay ulaşılmasını sağlayan siyasiler değil midir? (Oy karşılığı silah ruhsatı dağıtma kararlarını kim veriyor?)
“Silaha kolay erişim sonlandırılmalıdır.”
Toplumda ve gençlerde şiddet eğiliminin, silah kullanma istencinin nasıl geliştiğine dair sistematik bir değerlendirmeler bütününe ihtiyaç vardır.
Gençlerde yoğun öfke, dışlanma hissi, şiddeti normalleştiren içeriklere maruz kalması gibi konular başlıca etkenler arasında yer almaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde, okullarda kurulacak şiddet uyarı işaretlerinin tanınması, şiddet olaylarını önlemede zorbalık karşıtı programlar kritik önemdedir.
Yine öğrenciler için “duygu düzenleme becerileri” gibi programların da uygulanması gerekecektir.
Çocukta, ergende ve gençlerde ani davranış değişiklikleri, sosyal izolasyonlar, tehditkâr ifadelerin kullanılması ve saldırgan tutumlar dikkatle izlenmeli, gözlenmeli ve gerekli müdahalelerin uzman kişi ve kurumlarca yapılması sağlanmalıdır.
Aileler, öğretmenler ve öğrenciler akran davranışlarını yakından gözlemleyerek olağan dışı davranış değişimlerini ciddiye almalı; şiddet eğilimleri ve akran zorbalığı konularında önleyici rollerini titizlikle yerine getirmeleri, şiddet olaylarını önlemede önemli katkılar sağlayacaktır.
Eğitimde genel olarak uygulanacak “gelişimsel, önleyici yaklaşım” programları, şiddet olaylarının gerçekleşmeden durdurulmasını amaçlamalıdır.
Okullarda şiddet içeren her davranışın sonucu (disiplin işlemi ve cezası) açıkça tanımlanmalı ve istisnasız olarak uygulanmalıdır.
Yine okullarda şiddet uyarı işaretleri, rehberlik servisleri tarafından takip edilmeli, ayrıca tüm okul personelinin şiddeti tanıma ve müdahalesi konularında eğitilerek çatışma çözme becerileri kazandırılmalıdır.
Okul-aile ilişkileri düzenli ve sürekli olarak, açık ve samimi bir şekilde çocuğun sosyal ve duygusal durumları birlikte konuşularak sonuç odaklı çalışılmalıdır.
Okul ve aileyi aşan şiddet durumlarında, yardım ve başvuru kanalları ülke çapında yapılandırılarak oluşturulmalıdır.
Şiddetsiz bir dünya dileklerimle
Kalın sağlıcakla…