Çağımız dünyasında eğitimin kaybettirdikleri

Eğitim sadece sınavları başarmak ve sınıf atlamak değildir; iyi bir karne almak, diploma almak, testlerde başarı sağlamak, akranlarıyla sıralama yarışı içinde olmak hiç değildir. Eğitim çocuğa önce insan olmayı, karakter ve ahlak sahibi olmayı öğretmelidir.

Ozan Çoli
06/05/2026 09:41
Çağımız dünyasında eğitimin kaybettirdikleri

Bir çocuk doğuyor, beş yıl aile ve toplum içerisinde çeşitli etkileşimlerle ilk evreyi geçiriyor, daha sonra okul serüveni başlıyor.

İki yıl okul öncesi,

Beş yıl ilkokul,

Üç yıl ortaokul,

Dört yıl lise ve dahası dört veya beş yıl üniversite eğitimi alıyor. Yani hayatının on dört yılını okul sıralarında geçiriyor. Bu, insan yaşamında çok uzun bir süre olmasına rağmen, on dört yılın sonunda topluma uyumsuz, işsiz evde oturuyorsa,

Kaldırımdaki veya doğadaki ağacı kırıp sökerek çiçekleri koparıyorsa,

Elindeki çöpünü yere atıp doğayı kirletiyorsa,

Trafik kurallarına uymuyorsa,

Büyüklerine saygı göstermiyorsa,

Doyumsuzluk özlemi çekiyorsa,

Ahlaki bilince sahip, karakter sahibi bir kişi olamıyorsa…

Burada durup tekrar tekrar düşünmek gerekmektedir;

Bu çocuk bunca yılda ne öğrendi?

Eğitim sadece sınavları başarmak ve sınıf atlamak değildir; iyi bir karne almak, diploma almak, testlerde başarı sağlamak, akranlarıyla sıralama yarışı içinde olmak hiç değildir.

Eğitim çocuğa önce insan olmayı, karakter ve ahlak sahibi olmayı öğretmelidir.

Kendisine emanet edilecek ülkeyi, toplumu, ailesini, insanı, coğrafyasını, sokağını, ağacını, havasını, suyunu, denizini korumayı; insanlığa merhametli, edepli olmayı, adaleti yani başkasının haklarını gözetmeyi başarabilmelidir. Bu mümkündür.

Günümüz eğitiminde büyük bir yanılgı vardır.

Bilgiyi merkeze koyduk ve insanı ihmal ettik. Zihinleri öyle veya böyle doldurduk ama vicdanları boş bıraktık.

Formülleri ezberlettik, testleri çözdürdük, zamanla ve akranlarıyla yarışmayı öğrettik ama sorumluluk almayı eksik bıraktık.

Başarıyı ölçtük ama ahlakı ölçmeye gerek duymadık.

Eğitim sadece akademik bir yatırım olmamalı, toplumsal bir emanet de olmalıdır.

Devletin ve ailelerin yaptığı harcamalar sadece bina, kitap, defter, çanta, harçlık, öğretmen maaşı olmamalıdır.

Yapılan harcamalar da geleceğin başarılı, mutlu, ahlaklı, hayatını idame ettirebilen, sorumluluk sahibi insanını yetiştirebilmelidir.

Bu beklentiler karşılanmıyorsa, sorun çocukta değil; eğitim anlayışındadır.

O zaman şu soruyu sormamız gerekmektedir:

Biz okullarımızda on dört yıl ne öğretiyoruz?

Böylesi uzun bir eğitim sürecinde bile istenen insanı yetiştiremiyorsak, geriye kalan sadece kalabalıklardır.

Kalın sağlıcakla…