BM Daimi Temsilciliği’nden Türkiye’ye yalanlama

Güney Kıbrıs’ın Birleşmiş Milletlerdeki (BM) Daimi Temsilciliği, Türkiye’nin BM’ye deniz yetki alanları konusunda gönderdiği mektupta geçen ifadeleri yalanladı.

Kıbrıslı Gazetesi
25/05/2026 13:44
BM Daimi Temsilciliği’nden Türkiye’ye yalanlama

Haravgi gazetesi, daimi temsilciliğin 11 Mayıs 2026 tarihli mektubunda, Türkiye’nin 16 Şubat 2026’da gönderdiği mektupta yer alan ifadeleri reddettiğini ve “Kıbrıs’ta yalnızca tek bir devlet bulunduğunu”; bunun da 1960’tan bu yana “tek meşru hükümet olarak tanınan Kıbrıs Cumhuriyeti olduğunu” vurguladığını yazdı.

Gazete, Güney Kıbrıs BM Daimi Temsilciliği'nin kaleme aldığı mektupta Türkiye’nin 1974’teki “hukuka aykırı güç kullanımı ve adanın kuzeyinde devam eden işgalinin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tüm ada üzerindeki egemenliğini ortadan kaldırmadığını" iddia ettiğini kaydetti.

Habere göre mektupta, BM Güvenlik Konseyi’nin 541 ve 550 sayılı kararlarına atıfta bulunularak, KKTC’nin ilanının hukuken geçersiz sayıldığı öne sürüldü ve  “ayrılıkçı girişim”  kınandı.

Gazete, Rum Yönetimi’nin, KKTC’nin “uluslararası hukuka aykırı güç kullanımı sonucu kurulduğunu” savunarak, bu nedenle uluslararası hukuki kişiliğe sahip olmadığını ve yaptığı uluslararası anlaşmaların da geçersiz olduğunu öne sürdüğünü yazdı.

Mektupta, Türkiye’nin deniz yetki alanları konusunda sunduğu coğrafi koordinatlara dayalı taleplerin “hiçbir hukuki temeli olmadığı" da savunuldu. Mektupta ayrıca, Türkiye’nin, adaların karasuları dışında deniz yetki alanı oluşturamayacağı yönündeki tezinin, BM hükümlerine aykırı olduğu da kaydedildi.

Gazete, Rum tarafının, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge argümanlarının “aşırı ve hukuka aykırı” olduğunu ileri sürdüğünü; ancak buna rağmen Ankara ile uluslararası hukuk temelinde müzakereye hazır olduğunu bildirdiğini yazdı.

Güney Kıbrıs’ın, deniz yetki alanı anlaşmazlığının çözümü için Türkiye’ye konuyu Uluslararası Adalet Divanı’na götürmeyi önerdiği belirtilen haberde Rum Yönetimi'nin Türkiye’nin, hukuki tezlerinden eminse, bunları Uluslararası Adalet Divanı önünde savunabileceğini kaydettiği ifade edildi.