Akkuyu uyarısı: Akdeniz’e sıcak su deşarjı Kıbrıs’ı da etkileyebilir

CTP Kadın Örgütü’nün düzenlediği konferansta konuşan Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Aykut Alyanak, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin saatte yaklaşık 1 milyon metreküp deniz suyunu kullanıp 40 derece sıcaklıkta yeniden Akdeniz’e bırakacağını belirterek, bunun deniz ekosistemi, balıkçılık ve kıyı yaşamı üzerinde Kıbrıs’a kadar uzanabilecek olumsuz etkiler yaratabileceğini savundu.

Kıbrıslı Gazetesi
16/06/2026 11:36
Akkuyu uyarısı: Akdeniz’e sıcak su deşarjı Kıbrıs’ı da etkileyebilir

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Kadın Örgütü, “Enerji Jeopolitiği ve Ekolojik Talan: Türkiye’den Doğu Akdeniz’e Ekopoilitik ve Hak Mücadeleleri” başlığıyla konferans düzenledi.

KTÖS salonunda gerçekleşen etkinlikte, bölgesel gelişmeler, enerji jeopolitiğindeki dengeler ve ekolojik yıkım tartışıldı.

CTP’den verilen bilgiye göre, etkinlikte Türkiye’de faaliyet gösteren Yeşil Sol Parti’nin milletvekilleri ve MYK üyeleri ile birlikte, akademisyenler de konuşmacı olarak yer aldı.

Türkiye’de ve Doğu Akdeniz’de yaşanan ekolojik tahribatın, madencilikten nükleer projelere uzanan geniş bir çerçevede ele alındığı konferansın moderatörlüğünü CTP Kadın Örgütü başkanı ve Milletvekili Doğuş Derya yaptı.

“EKOLOJİ MÜCADELESİ SOSYAL ADALET MÜCADELESİNİN MERKEZİNDEDİR”

CTP Kadın Örgütü başkanı ve Milletvekili Doğuş Derya panelin açılışında yaptığı konuşmada bölgede yaşanan jeopolitik gelişmelerin, enerji politikalarının ve ekolojik yıkımın halkların yaşamı üzerindeki etkilerinin giderek arttığına dikkat çekti.

Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ekolojik ve toplumsal sonuçlar doğurduğunu belirten Derya, enerji savaşları, madencilik faaliyetleri ve doğal kaynaklar üzerindeki mücadelelerin halkların yaşam alanlarını tehdit ettiğini ifade etti.

Derya, “Ekoloji mücadelesi tam da sosyal adalet mücadelesinin merkezinde yer almaktadır” diyerek, konferansın bu konuların farklı boyutlarıyla tartışılmasına katkı sunmayı amaçladığını söyledi.

“Bugün buzulların erimesi bireysel hata değil şirketlerle ilgilidir” diyen Derya, küresel mücadelenin, sistemin deşifre edilerek yapılması gerektiğini vurguladı.

 “GERİLİMLERİN ÇÖZÜMÜ İÇİN “ENERJİ DEMOKRASİSİ” YAKLAŞIMI GEREKLİ”

Panelde ilk konuşmacı olan Araştırmacı-Yazar, Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Dr. Ecehan Balta “Doğu Akdeniz’de Kaynak Savaşları” başlıklı sunum yaptı.

Kıbrıs’ın bölgedeki enerji denkleminin merkezinde yer aldığına dikkat çeken Balta, “Kıbrıs’ı konuştuğumuzda aslında iki doğal gaz boru hattı projesini konuşuyoruz; EastMed ve Türkiye’nin gündemindeki yeni hat” ifadelerini kullandı.

Özellikle sunumunda Doğu Akdeniz’deki enerji projelerinin ekolojik sonuçlarına da işaret eden Balta, fosil yakıt odaklı politikaların deniz yaşamı, biyoçeşitlilik ve kıyı ekosistemleri üzerinde ciddi tehditler yarattığını belirterek, bölgedeki gerilimlerin çözümü için “enerji demokrasisi” yaklaşımının gerekli olduğunun altını çizdi.

“EKOLOJİK YIKIM TOPLUMSAL BİR SORUN”

Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Didem Göçer de “Talan Madenciliği ve Yeni Maden Yasaları” başlıklı sunum gerçekleştirdi.

Göçer, sunumunda madenciliğin tarih boyunca doğa ve toplum üzerinde ağır bedeller yarattığını vurgulayarak, “Ekstraktivizm doğanın ve emeğin gasp edilerek sermaye merkezlerine aktarılmasına dayalı, yaşam alanlarını mülksüzleştiren bir sömürü modelidir” dedi.

Kıbrıs’ın da enerji ve doğal kaynak politikaları bağlamında benzer risklerle karşı karşıya olduğuna işaret eden Göçer, yeni maden yasalarının “sermayeye sınırsız kolaylıklar sağladığını” ve çevresel denetim mekanizmalarını etkisizleştirdiğini söyledi.

“Doğa yalnızca sermaye birikimi için bir ham madde deposu olarak görülüyor” diyen Göçer, ekolojik yıkımın yalnızca çevre meselesi değil, aynı zamanda toplumsal ve ekonomik bir sorun olduğunu belirtti.

 “AKKUYU SANTRALİ SAATTE 1 MİLYON METREKÜP SUYU
40 DERECE SICAKLIKTA AKDENİZ’E BIRAKACAK”

“Akkuyu Nükleer Santrali ve Kıbrıs” başlıklı sunum yapan Yeşil Sol Parti MYK Üyesi Aykut Alyanak da, Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin yalnızca Türkiye’yi değil, Kıbrıs ve tüm Doğu Akdeniz’i ilgilendiren sınır aşan bir risk taşıdığına dikkat çekti.

Çernobil ve Fukuşima örneklerini hatırlatan Alyanak, geçmişte yaşanan nükleer kazaların etkilerinin Kıbrıs’a kadar ulaştığını belirtti ve Akkuyu’nun da Kıbrıs’a yaklaşık 90 kilometre uzaklıkta bulunduğuna dikkat çekti.

Alyanak, santralin yaratacağı tahribat ve çevresel etkilerine ilişkin değerlendirmesinde, “Santral saatte yaklaşık 1 milyon metreküp deniz suyunu çekerek soğutma amacıyla kullanacak ve bu suyu 40 derece sıcaklıkta yeniden Akdeniz’e bırakacak” dedi.

Bu durumun özellikle Akdeniz ekosistemi açısından ciddi sonuçlar doğuracağına dikkat çeken Alyanak, “Deniz çayırları 30 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda yaşam mücadelesi veriyor. Yaklaşık 40 derecelik suyun denize deşarj edilmesi halinde deniz çayırları zarar görecek” ifadelerini kullandı.

Alyanak, “Balıkçılığın ve kıyı ekosistemlerinin zarar görmesi halinde bunun etkileri yalnızca Türkiye kıyılarıyla sınırlı kalmayacak, Kıbrıs da bundan doğrudan etkilenecek” dedi.

“KIBRIS ÇEVRESİNDE HERKES 
DOĞAL KAYNAKLAR ÜZERİNDEN REKABET EDİYOR”

Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Ahmet Asena ise, “Ekoloji ve Sol: Kaçınılmaz Birliktelik” başlıklı sunum yaptı.

Sunumda, Kıbrıs’ın enerji, doğal kaynaklar ve çevre politikaları ekseninde yaşadığı tartışmaların yalnızca teknik ya da teknolojik çözümlerle ele alınamayacağını belirten Asena, “Ekolojik sorunları sadece filtreler, yeni teknolojiler ya da yasal düzenlemelerle çözebileceğimizi düşünmek bir hayaldir” dedi.

Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon aramaları ve enerji rekabetine de değinen Asena, “Kıbrıs çevresinde herkes ‘burayı ben kazacağım, şu alan benim’ diyerek doğal kaynaklar üzerinden rekabet ediyor ancak kimse bunun yaratacağı ekolojik tahribatı düşünmüyor” değerlendirmesinde bulundu.

Ekoloji mücadelesinin aynı zamanda demokrasi ve barış mücadelesi olduğunu vurgulayan Asena, “Kıbrıs’ta enerji meselesi sadece enerjinin nasıl üretileceği değil, nasıl planlanacağı sorusudur” diyerek, toplumun ihtiyaçlarını merkeze alan yeni bir ekonomik ve çevresel planlama anlayışına ihtiyaç olduğunu söyledi.

 “İKLİM POLİTİKALARI ADI ALTINDA ŞİRKETLERE YENİ ALANLAR AÇILIYOR…”

Son olarak DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın “COP31 Sürecinde İktidarın Politikası, Halkların İklim Zirvesi ve Meclis Çalışmalarımız” başlıklı sunum yaptı.

Akın, iklim krizine karşı mücadelede halkların ortak hareket etmesinin önemine dikkat çekerek, “Kıbrıs’ta, Türkiye’de, Yunanistan’da nerede olursa olsun bu mücadeleyi ortak yürütmemiz lazım” dedi.

Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’deki ekolojik ve iklim krizlerinden doğrudan etkilendiğini belirten Akın, COP31’e alternatif olarak düzenlenmesi planlanan “Halkların İklim Zirvesi”ne adanın her iki tarafından katılım hedeflediklerini söyleyerek, “Kıbrıs’ın iki yakasından, Türkiye’den ve bölge ülkelerinden insanların bir araya geleceği ortak bir mücadele zemini kurmak istiyoruz” dedi.