KKTC’de çocukların dijital güvenliği için yeni adım… Hasipoğlu: En büyük iş birliğini ailelerle yapmak istiyoruz
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, çocukların dijital ortamda karşı karşıya kaldığı risklere karşı KKTC’de hayata geçirilen web portalı, WhatsApp ihbar hattı ve güvenli internet paketlerini tanıtarak, dijital güvenliğin sağlanmasında ailelerin rolünün kritik önem taşıdığını vurguladı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, daha güvenli bir dijital dünyayı çocuklara bırakmanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise, çocukların, gençlerin ve ailelerin güvenle var olabileceği bir dijital ekosistem inşa etmenin mümkün olduğunu kaydetti.
İki Bakan, “Ekranın Ötesi: Dijital Zorbalık, Bağımlılık ve Koruma Sempozyumu”nun açılışında konuştu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hasipoğlu konuşmasında, çocukların güvenliğinin tesadüflere bırakılamayacak kadar değerli olduğunu belirterek, “Daha güvenli bir dijital dünyayı çocuklarımıza bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur.” dedi.
Çocukların dijital dünyada karşı karşıya kaldığı tehditlerin görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Hasipoğlu, “Dijital dünyada da çocuklarımızın yanındayız. Onları korumaya, bilinçlendirmeye ve onlar için güvenli bir gelecek inşa etmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
“eguvendesin.gov.ct.tr web portalı dijital güvenlik alanında atılan en önemli adımlardan biri”…
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ilk kez çocukların dijital güvenliğine yönelik kapsamlı bir web portalını hayata geçirdiklerini de kaydeden Hasipoğlu, eguvendesin.gov.ct.tr adresinin dijital güvenlik alanında atılan en önemli adımlardan biri olduğunu söyledi.
“Ekranın Ötesi: Dijital Zorbalık, Bağımlılık ve Koruma Sempozyumu”nun açılışında konuşan Hasipoğlu, dijitalleşmenin hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirterek, “Eskiden çocuklarımızı korumaya çalıştığımız tehlikeler evimizin dışındaydı. Bugün ise tehlikeler evimizin içinde; çocuklarımızın ellerinde tuttuğu telefonlarda, tabletlerde ve bilgisayarlarda.” ifadelerini kullandı.
“EN BÜYÜK İŞ BİRLİĞİNİ AİLELERLE YAPMAK İSTİYORUZ”
Hasipoğlu, telefon ve tabletlerin eğitici içeriklerin yanı sıra çeşitli riskleri de barındırdığına dikkat çekerek, ailelerin bu risklerin farkında olarak gerekli önlemleri almasının önemine işaret etti.
Siber zorbalık, çevrimiçi istismar, dolandırıcılık girişimleri, uygunsuz içerikler, kimlik hırsızlığı ve dijital bağımlılık gibi tehditlerin çocukları hedef aldığını kaydeden Hasipoğlu, dijital güvenlik konusunda en büyük iş birliğini ailelerle yapmak istediklerini söyledi.
“Hiçbir teknolojik yazılım ya da sistem bir annenin dikkatinin, bir babanın rehberliğinin ve bir ailenin sevgisinin yerini tutamaz.” diyen Hasipoğlu, ailelere çocuklarını yalnızca ekranlarla değil, hayatla da buluşturma çağrısında bulundu.
Araştırmaların, çocukların günde ortalama 6 ila 7 saatini telefon ve tablet başında geçirdiğini gösterdiğini belirten Hasipoğlu, bunun dikkat dağınıklığı, odaklanma sorunları, sosyal iletişim eksiklikleri ve bağımlılık riskine yol açabildiğini söyledi.
“WHATSAPP İHBAR HATTI HİZMETE AÇILDI”
Hasipoğlu, hayata geçirilen çalışmanın yalnızca bir web portalından ibaret olmadığını belirterek, çocuklar ve ailelerin karşılaştıkları olumsuz durumları bildirebilecekleri bir WhatsApp ihbar hattının da hizmete açıldığını açıkladı.
Bunun yanında, Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu (BTHK) ile internet servis sağlayıcılarının iş birliğinde gönüllülük esasına dayalı “Aile ve Çocuk Güvenli İnternet Paketleri” uygulamasının başlatıldığını ifade eden Hasipoğlu, ailelere internet aboneliklerinde bu paketleri tercih etmeleri çağrısında bulundu.
DİJİTAL GÜVENLİK İÇİN DÖRT ÖNEMLİ ADIM
Hasipoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile imzalanan niyet beyanının çocukların dijital ortamda güvenliği, hakları ve mahremiyetlerinin korunması amacıyla eğitim, farkındalık ve bilgi paylaşımı alanlarında iş birliği iradesini ortaya koyduğunu belirtti.
Bu dört adımın ülke adına önemli bir başlangıç olduğuna inandığını ifade eden Hasipoğlu, atılan adımları şöyle sıraladı:
“Türkiye ile imzaladığımız niyet beyanıyla iş birliğimizi güçlendiriyoruz. "Yanındayız Güvendesin" web portalıyla çocuklarımıza, gençlerimize ve ailelerimize rehberlik sunuyoruz. WhatsApp ihbar hattıyla erken müdahale ve bildirim mekanizması oluşturuyoruz. Güvenli internet paketleriyle ise çocuklarımız için daha korunaklı bir dijital ortam sağlıyoruz.”Hasipoğlu konuşmasının sonunda, Başbakan Ünal Üstel ve Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'a desteklerinden dolayı teşekkür ederek, çocukların dijital güvenliği konusunda Türkiye ile iş birliğinin süreceğini belirtti.
Hasipoğlu, projeye katkı koyan BTHK, internet servis sağlayıcıları, Turkcell, Telsim ile tüm paydaşlara da teşekkür etti.
Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise konuşmasına, “Buradayız, çünkü bir derdimiz var. Derdimiz çocuklarımız, derdimiz gençlerimiz ve ailelerimiz” diyerek, başladı.
Ekranların, çocukların, gençlerin ve toplumun üzerindeki etkilerini değerlendirmek için bir araya geldiklerini ifade eden Göktaş, çağın çok boyutlu risklerini geniş bir yelpazede ele alacaklarını, dijital bağımlılık, siber zorbalık, çevrim içi istismar, mahremiyet ihlalleri, dijital güvenlik gibi riskleri masaya yatıracaklarını kaydetti.
Çocukların dijital ortamda karşılaşabilecekleri risk ve tehditlerden korunmasına yönelik attığı önemli adımlardan dolayı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tebrik eden Göktaş, bu kapsamda hayata geçirilen “Yanındayız Güvendeyiz” internet sitesinin, çocukların güvenli dijital ortamlarla buluşmasına katkı sağlayacak önemli bir rehber ve başvuru kaynağı olacağına inanç belirtti.
Bugün imzalanan Çocukların Dijital Dünyada Korunmasına Yönelik Niyet Beyanı’nın, çocukları dijital risklere karşı koruma iradelerini ve kurumlar arasındaki iş birliğini güçlendireceğini ifade eden Göktaş, iş birliğinin, çocuklar için daha güvenli bir dijital gelecek inşa edilmesine vesile olmasını temenni etti.
Teknolojinin her geçen gün, günlük hayatta daha fazla alan kapladığını, dijital iletişim araçlarının daha geniş bir zemine yayıldığını dile getiren Göktaş, çocukların çevrim içi ortamda geçirdiği sürenin gün geçtikçe arttığına, özellikle çocuklar ve gençlerin risklere daha açık hale geldiğine dikkat çekti.
Alandaki yapısal ve hukuki sınırlılıklara rağmen; çocukların, gençlerin ve ailelerin güvenle var olabileceği bir dijital ekosistem inşa etmenin mümkün olduğunu vurgulayan Göktaş, “Yerelde uygulanabilir çözümler üretmek, sahadaki gerçeklikleri dönüştürmek mümkündür.” dedi.
“DİJİTAL AĞLARI, KÜRESEL DEV TEKELLERİN HAKİMİYETİNE TERK EDEMEYİZ”
“Bize düşen sorumluluklar açıktır. Bize dayatılan dar kalıpların içinden sıyrılmalıyız. Değişen dinamikleri doğru okumalıyız. Dijital dünyadaki paradigma değişimini kendi vicdan pusulamız üzerinden anlamlandırmalıyız.” diye konuşan Göktaş, şöyle devam etti:
“Dijital ağları, küresel dev tekellerin hakimiyetine terk edemeyiz. İnsanı özne olmaktan çıkaran ekranlara, insan benliğini nesne olarak konumlandıran bu suni tüketim çarkına teslim olamayız. Dijital dünyada vakit geçiren geleceğimizin teminatı gençlerimizi güvencesiz bırakamayız. Çocuklarımızı algoritmaların insafına terk edemeyiz.”
Dijital dünyanın hızla değiştiğini, yeni platformların sayısının günden güne arttığını, sahte hesaplar ve dezenformasyonun, çocukları istismara, zorbalığa ve dolandırıcılık risklerine karşı savunmasız bıraktığını kaydeden Göktaş, bugün, çocukların yaşına uygun olmayan içeriklere erişiminin önemli sorun alanlarından biri olmayı sürdürdüğünü söyledi.
“ÖNCELİĞİMİZ, ÇOCUKLARA YÖNELİK DİJİTAL ŞİDDETİ
ÖNLEYECEK BİR GÜVENLİK MİMARİSİ OLUŞTURMAK”
Mahinur Özdemir Göktaş, “Önceliğimiz, çocuklara yönelik dijital şiddeti önleyecek bir güvenlik mimarisi oluşturmak. Gayemiz hem bugüne hem yarına çocukları dijital risklerden koruyacak bir sorumluluk mirası bırakmaktır.” dedi.
Türkiye olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde teknolojinin alan açtığı tehditleri erken fark eden ülkeler arasında olduklarını ifade eden Göktaş, koruyucu ve önleyici mekanizmaları bu farkındalıkla şekillendirdiklerini, bu bilinçle kurumlar arası iş birliklerini güçlendirecek adımlar attıklarını ve toplumun dijital farkındalık düzeyini artıracak çalışmalar yaptıklarını belirtti.
Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı’nın, bu yaklaşımı somut hedeflere dönüştüren bir yol haritası olduğunu dile getiren Göktaş, 2024-2028 dönemini kapsayan Eylem Planı'nın beş ana temasından birinin dijitalleşme olduğunu söyledi.
“Dijitalleşme Sürecinde Ailenin Desteklenmesi” hedefi doğrultusunda; aile bireylerinin dijital araçları doğru ve bilinçli kullanmalarına yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Göktaş, “Çünkü dijital çağda en etkili güvenlik duvarı teknoloji değil, bilinçli birey, güçlü aile ve sorumluluk sahibi toplumdur.” dedi.
Yaptıkları saha araştırmaları, uzman görüşleri, ebeveyn ve çocukların deneyimlerinden yola çıkarak, Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı’nı hazırladıklarını ve şubat ayında kamuoyu ile paylaştıklarını kaydeden Göktaş, oluşturdukları Sosyal Medya Çalışma Grubu ile çocukların gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere müdahale ettiklerini dile getirdi.
“Çocuklar Güvende” web sitesi ve mobil uygulamasını da hayata geçirdiklerini belirten Göktaş, bu platformla ebeveynlere; ekran süresi, dijital ebeveynlik, teknoloji bağımlılığı, mahremiyet ve denetim başlıklarında destek olduklarını kaydetti.
“Benimle Paylaş” alanı sayesinde çocukların, internet ortamında karşılaştıkları zararlı içerikleri doğrudan Bakanlığa iletebildiğini dile getiren Göktaş, aileyi destekleyen bu yaklaşımı, “İlk Öğretmenim Ailem” mobil uygulaması ve Modüler Aile Eğitim Programı’yla sürdürdüklerini söyledi.
“BU DÜZENLEME SADECE BİR YAŞ SINIRI UYGULAMASINDAN İBARET DEĞİL”
Sosyal ağ platformlarının 15 yaş altı çocuklara hizmet sunmamasına ilişkin düzenlemeyi de hayata geçirdiklerini söyleyen Göktaş, şunları belirtti:
“Türkiye’nin öncü olduğu bu düzenlemenin sadece bir yaş sınırı uygulamasından ibaret değil. Amacımız, evlatlarımızı dijital dünyanın kontrolsüz içeriklerden korumak. 15-18 yaş grubu için yetişkinlerden ayrıştırılmış, çocukların yaşlarına uygun, güvenli ve denetlenebilir dijital alanlar oluşturmak. Dijital medya platformlarının, açık, etkili ve denetlenebilir bir sorumluluk üstlenmelerini sağlamak. Böylece dijital hizmet sunan hiçbir yapı, çocukların yaşını, gelişim düzeyini, mahremiyetini ve güvenliğini göz ardı ederek hareket edemeyecek.”
Öte yandan, ilk imzacısı oldukları, “Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi” ile dijital ortamda çocuk haklarının korunmasına yönelik tarihi bir taahhüdü ortaya koyduklarına dikkat çeken Göktaş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de imzaladığı bu sözleşme ile çocukların dijital haklarının korunmasında ulusal ve uluslararası farkındalığa öncülük ettiklerini kaydetti.
Bakan Göktaş, “Çünkü dijitalleşmenin sunduğu fırsatlar nasıl küresel ölçekte etkisini gösteriyorsa, beraberinde getirdiği tehditler de sınır tanımıyor. Bu nedenle dijital dünyanın riskleriyle mücadele, küresel ölçekte güçlü bir seferberlik ruhunu gerektiren bir meseledir.” dedi.
Çocukların ve ailelerin dijital dünyada daha güvenli bir geleceğe kavuşmasının, ancak bilgi ve tecrübeleri paylaşarak, ortak politikalar geliştirerek ve birlikte hareket ederek mümkün olacağını vurgulayan Göktaş, bu anlamda, sosyal politikalar alanında kurdukları iş birliklerinin artarak devam edeceğine inanç belirtti.
Bu yıl iki büyük toplantıya ev sahipliği yaptıklarını, ilkinin UNICEF iş birliğinde gerçekleştirdikleri, “Çocukların Dijital Ortamda Korunmasına İlişkin Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı Toplantısı” olduğunu dile getiren Göktaş, yapılan değerlendirmelere göre, dijital dünyada çocukların güvenliğinin sağlanması, devletlerin, teknoloji şirketlerinin, uluslararası kuruluşların, eğitim kurumlarının ve ailelerin ortak sorumluluğu olduğunu kaydetti.
“ÇOCUKLARIMIZIN GELİŞİMİNİ DOĞRUDAN ETKİLEYEN YENİ BİR GERÇEKLİKTİR”
İkinci toplantının ise Dijital Anafor-Ekran Bağımsızlığı Zirvesi olduğuna dikkat çeken Göktaş, bu zirvede, kamuyu, akademiyi, sivil toplumu, medya ve teknoloji dünyasını, aileleri ve gençleri aynı masa etrafında buluşturduklarını söyleyerek, “Çünkü ekran meselesi, artık sadece kullanım süresiyle açıklanabilecek bir konu değildir. Ekran, dikkatimizi, mahremiyetimizi, aile içi iletişimimizi, hakikat algımızı ve çocuklarımızın gelişimini doğrudan etkileyen yeni bir gerçekliktir.” dedi.
Tarihin her evresinde olduğu gibi, teknolojiyi ve geleceği merhamet ekseninde dönüştürecek sağlıklı nesillere ihtiyaç olduğunu dile getiren Göktaş, “Şüphesiz ki, bu nesillerin yetişmesi için güçlü mekanizmalara ihtiyacımız var. Bu mekanizmayı hep birlikte kurabiliriz. Çocuklarımız ve gençlerimiz üzerindeki dijital tahakkümü el birliğiyle kırabiliriz.” vurgusu yaptı.