Basın-Sen: Asgari ücret, ülkedeki en düşük kamu maaşına eşitlenmeli
Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), asgari ücretin, ülkedeki en düşük kamu maaşına eşitlenmesini, ücretlerin otomatik olarak hayat pahalılığı oranında güncellenmesini ve emekçilerin örgütlenme hakkının güvence altına alınması amacıyla sendikasız çalıştırmanın yasaklanmasını talep etti.
Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), asgari ücretin, ülkedeki en düşük kamu maaşına eşitlenmesini, ücretlerin otomatik olarak hayat pahalılığı oranında güncellenmesini ve emekçilerin örgütlenme hakkının güvence altına alınması amacıyla sendikasız çalıştırmanın yasaklanmasını talep etti.
Basın-Sen’den yapılan yazılı açıklamada, hayat pahalılığının her geçen gün arttığı, temel ihtiyaçların karşılanmasının dahi giderek zorlaştığı ifade edilerek, özel sektör emekçilerinin, daha ay bitmeden maaşlarının tükenmesi gerçeğiyle karşı karşıya bırakıldığı kaydedildi.
“Elektrik faturası, kira, gıda fiyatları, okul masrafları ve temel ihtiyaçlar hayat pahalılığına göre artarken, emekçilerin ücretlerinin bunun altında tutulmasının hiçbir ekonomik veya vicdani gerekçesi yoktur” denilen açıklamada, enflasyon karşısında eriyen maaşların, özel sektör çalışanlarını daha fazla yoksulluğa sürüklediği belirtildi.
Hükümetin, ülke ekonomisini sürekli borçlanma politikalarıyla ayakta tutmaya çalıştığı savunulan açıklamada, “Üretimi, istihdamı ve emeği güçlendirecek yapısal adımlar yerine, borçlanma ve geçici desteklerle günü kurtarma anlayışı tercih edilmektedir. Oysa emekçilerin ihtiyacı sadaka değil, insanca yaşayabilecekleri güvenceli bir gelir düzenidir” denildi.
“SORUN EMEKÇİLERDE DEĞİL, UYGULANAN EKONOMİK VE SOSYAL POLİTİKALARDADIR”
Ocak ayında 19 bin asgari ücretliye yapılan maaş farkı ödemelerinin bir başarı hikayesi gibi sunulmasının da “Kabul edilemez” olduğu belirtilen açıklamada, şöyle devam edildi:
“Çünkü devletin görevi, çalışanları yoksullaştıran ücret politikalarının yarattığı mağduriyeti geçici yardımlarla gidermeye çalışmak değil, çalışanların yardıma ihtiyaç duymayacağı bir ücret sistemini hayata geçirmektir. Bir ülkede on binlerce çalışan devlet desteği olmadan geçinemiyorsa, sorun emekçilerde değil, uygulanan ekonomik ve sosyal politikalardadır.”
Açıklamada, asgari ücret artışlarının, enflasyonun nedeni değil, emekçilerin enflasyon karşısında biraz olsun nefes alabilmesini sağlayan gecikmiş telafi mekanizmaları olduğu da kaydedildi.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun, yıllardır emekçilerin ihtiyaçlarını değil, sermayenin taleplerini gözeten bir mekanizma haline geldiği ileri sürülen açıklamada, “Emekçilerin yaşam maliyetinin altında ücret belirleyen, yoksulluğu kalıcılaştıran ve ücretleri pazarlık konusu yapan bu sistemin iflas ettiği” savunuldu.
Özel sektörde örgütlenmenin önüne konulan engeller nedeniyle, asgari ücretle çalışanların ezici çoğunluğunun masada gerçek anlamda temsil edilmediği kaydedilen açıklamada, “Emekçiler adına konuşulan yerde emekçilerin sesi yoktur. Bu nedenle Asgari Ücret Tespit Komisyonu lağvedilmelidir.” denildi.
Kamu ve özel sektör emekçilerinin ortak çıkarları etrafında birleşmesi ve insanca yaşam için ortak mücadele etmesine ihtiyaç duyulduğu ifade edilen açıklamada, özel sektörde düşük ücretlerin ve güvencesizliğin temel nedeninin örgütsüzlük olduğu kaydedildi.
Emekçilerin sendikal haklarını kullanmalarının önündeki engeller kaldırılmadıkça, çalışma yaşamında adaletin sağlanmasının mümkün olmadığı belirtilen açıklamada, “Emekçiler artık hayat pahalılığının altında kalan ücretlere mahkum edilmek istemiyor. Yoksulluğun pazarlığının yapıldığı komisyonlara değil, insanca yaşamı güvence altına alan bir düzene ihtiyaç vardır” denildi.