Atatürk Öğretmen Akademisi tartışması ve eğitimin gerçekleri
Okulların altyapı, öğretmen, kayıt ücretleri ve demografik yapı sorunları çözüm beklerken, Atatürk Öğretmen Akademisi Yasası öğretmen yetiştirme sistemini siyasi tercihler doğrultusunda değiştiriyor...
Ozan Çoli
Kamusal eğitimde, devlet okullarına kayıtlarda alınan kayıt ücretleri, okulların yetersizlikleri, öğretmen eksiklikleri ve hızla değişen demografik yapı sorunları çözümsüzlüklerle devasa boyutlara ulaşarak eğitim sistemini tıkarken, sistem durma ve yok olma noktasına getirilmiştir.
Tüm bu sorunlar eğitim sistemini kemirirken, siyaset, Atatürk Öğretmen Akademisi için hazırlanan yasa ile yüzlerce farklı lisans alanı mezununu bir yıllık bir eğitimle öğretmen yapmak istemektedir.
Yıllardır sendikaların bas bas bağırdığı, benim gibi eğitim konusunda yazı yazan üç beş arkadaşın da sayfalarca yazıyla anlatmaya çalıştığı "Nitelikli eğitim için nitelikli öğretmen" gerekir söylemleri duymazdan gelinerek, öğretmenlik mesleği sıradanlaştırılmakta ve daha da yıpratılmaya çalışılmaktadır.
Devlet okullarına kayıt esnasında veliler her yıl 165 milyon TL (sistemde 55 bin civarı öğrenci var) ödemek zorunda bırakılıyor.
Sistemdeki hasarlı ve yetersiz okullar nedeniyle kullanılan 260 baraka (konteyner sınıf), sistem yöneticileri tarafından da dile getirilmektedir. Bu sınıflar, ideal okul tasviri olan 500 kişilik okullar üzerinden hesaplandığında minimum 11 okula tekabül etmektedir.
Eğitim sisteminde acil ihtiyaç olan bu 11 okul için yıllardır ne planlama yapılıyor ne de kaynak ayrılıyor. Bu konuda konuşmak bile yasak.
Öğretmen eksiklikleri, her eğitim yılı başında olduğu gibi bu yıl da en az 50 civarında öğretmen açığıyla başlanacağını gösteriyor. Bu eksikler tamamlanır mı tamamlanmaz mı, bunu ancak öğretmeni bulunmayan sınıflar ve aileleri bilecektir.
Son dönemlerin en büyük eğitim sorunu ise okulların bile aşamadığı, demografik yapıdan kaynaklanan ve çocuklarımızı her yönüyle etkileyen devasa sorunlardır.
Tüm bunları aslında hepiniz biliyorsunuz. İşin garibi, iktidarda olanlar da biliyor ama gündeme gelmemesi, tartışılmaması için toplumun dikkati siyaseten hep başka noktalara çekiliyor.
Bunlardan bir tanesi de Atatürk Öğretmen Akademisi için hazırlanan yasa konusudur.
Yasanın konusu, Atatürk Öğretmen Akademisindeki öğretmen yetiştirme sistemini veya kalitesini artırmak, daha donanımlı öğretmenler yetiştirebilmek ve çocuklarımızın geleceğini daha iyi planlayacak bir sistem yaratmak değildir.
Yasanın konusu; öğretmen yetiştirme kural ve standartlarıyla oynanarak, siyasetin ve siyasetçinin kendisine oy devşirme amaç ve çıkarları çerçevesinde şartların, sürelerin ve standartların siyasi kurallara göre düzenlenmesidir.
Atatürk Öğretmen Akademisi, siyasetin arka bahçesi yapılmaya çalışılarak, adaletsiz bir şekilde "Gel seni geçici öğretmen yapalım, diplomanı da hallederiz" anlayışının çıkarcı ve politik yaklaşımına dönüştürülmek istenmektedir.
Atatürk Öğretmen Akademisinde sistem basit ve nettir.
Öğretmen olmak isteyen gençler akademi sınavlarına girer, başarılı olanlar Akademiye kabul edilir ve dört yıl boyunca mesleğe yönelik planlanmış yoğun bir eğitim alır. Okullardaki stajlarını da tamamlayanlar sınıf öğretmeni olur.
Öğretmen yetiştirme sisteminin kalitesi, mesleğe girişte yapılan ölçümlerle (sınavlarla) en yetenekli, mesleki motivasyonu yüksek ve donanımlı genç adayların seçilmesi ve mesleğe yönelik planlanmış dört yıllık bir eğitimin sonunda öğretmen olarak okullara atanmasıdır.
Kıbrıs Türkü'nün mücadele davası günü kurtarmak için verilmemiştir. Asıl dava, yarınları inşa edebilmek için mücadele etmekti. Bunun unutulmaması gerekir.
Eğer bir sistem, halkına refah ve çağdaş medeniyet yerine yoksulluk, gelişim yerine biat öneriyorsa, o sistem yozlaşmış demektir.
Sistem, yeniden kuruluş ayarlarına döndürülerek, toplumun yarınlarını inşa edecek, çağa ve dünyaya ayak uyduracak politika, yasa ve tüzüklerde yapılacak düzenlemelerle dünyayı yakalamalıdır.
Buna çocuklarımız için, onurlu bir yaşam için mecburuz.
Kalın sağlıcakla…