Fidan: Rum kesimi Türklerle eşit güç paylaşımına hiçbir zaman gitmeyecek
Fidan, Türkiye açısından ideal çözümün iki devletli çözümün tanınması olduğunu vurgularken, adadaki barış ve istikrarın Türk askerinin varlığından kaynaklandığını söyledi.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AAtölye'de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olarak gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye için Kıbrıs'ta çözümün ne olduğu, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs ziyareti ve yapılan görüşmelerden nasıl bir sonuç çıkacağına ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, Türkiye açısından ideal çözümün iki devletli çözüm olduğunu söyledi.
Fidan, “Bizim için çözüm, şu anda esas itibarıyla iki devletli çözümün tanınmasıdır. İdeal çözüm bu. İdeal çözüm, iki devletli çözümün hayata geçmesi. Yani Rumların da Türklerin de kendilerine ait devletlerinin olduğu bir yapı ve bu iki devletin de adada birbirleriyle barış ve huzur içerisinde yaşamaları, hem adanın refahına katkı hem de bölgesel barışa ve istikrara katkı içerisinde bulunmaları. Bizim durduğumuz yer bu” dedi.
Fidan, Guterres'in genel sekreterlik süresince insanlık onurunu öncelikli şekilde ele alan bir yönetim anlayışı ortaya koyduğunu belirterek, gerek Filistin meselesinde gerekse başka konularda her zaman doğrunun yanında durmaya çalıştığını ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Guterres'in şahsiyetine güvendiğini kaydeden Fidan, “Burada da ortaya konan inisiyatiflerde biz adil olunması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.
Fidan, 1960 anlaşmasıyla kurulan Kıbrıs devletinin Avrupa Birliği'nin 2004'te üye kabul ettiği Kıbrıs devleti olmadığını savunarak, “Şimdi geldiğimiz noktada Rum kesimi bütün Kıbrıs'ı temsil eden bir devlet olarak tanınıyor. Ama kuzeyde yaşayan Türkler bu noktada ihmal ediliyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin ekonomik ve güvenlik alanında KKTC'nin güvenliğini sağladığına işaret eden Fidan, “Biz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni egemen ve bağımsız devlet olarak kabul etmişizdir. Tamam, tek kabul eden biziz. Ama bu bizim durduğumuz yeri değiştirecek bir husus değil” dedi.
RUM KESİMİ TÜRKLERLE EŞİT GÜÇ PAYLAŞIMINA GİTMEYECEK
Fidan, 2004 Annan Planı ve daha sonra Crans-Montana süreçlerinde iki toplumun eşitliğine dayalı bir yapı arayışına Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın destek verdiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
“Biz hep şunu gördük, yani Rum kesimi hiçbir zaman için Türklerle eşit güç paylaşımına, otorite paylaşımına, refah paylaşımına, devlet paylaşımına gitmeyecek. Bu iki iki daha dört kesinliğinde bir konu. Adamın elinde şimdi bir devlet var, Avrupa Birliği'ne üye olmuş. BM'de temsil ediliyor, bütün menfaatlerden o yararlanıyor, şimdi bunu gidip bir başkasıyla paylaşacak. Bunun yalan olduğunu kendileri de biliyor, biz uluslararası topluma sorduğumuz zaman onlar da biliyor. Böyle bir yalanı devam ettirmek rasyonel bir şey değil.”
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin KKTC'ye yönelik izolasyonlarına işaret eden Fidan, “Rum kesimi kendi devlet olmaktan kaynaklı haklarını Kıbrıs Türklerinin uluslararası toplum tarafından gelebilecek bütün menfaatlerini engellemede kullanılıyor. Ticarette, ulaşımda, bütün bunları engelliyor” ifadelerini kullandı.
“GUTERRES'TEN GELİYORSA DİNLİYORUZ”
Fidan, Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili bir teklif geldiğinde öncelikle teklifin kimden geldiğine baktıklarını belirterek, “Eğer Guterres'ten geliyorsa bunu dinliyoruz” dedi.
Kıbrıs Türklerini içine alan her türlü diyalog ortamını desteklediklerinin altını çizen Fidan, Kıbrıs Türklerinin neden devlet kurduğunun ve haksız izolasyonlara neden maruz kaldığının yeni nesillere iyi ve tekrar tekrar anlatılması gerektiğini ifade etti.
“ADANIN KUZEYİNDE DE GÜNEYİNDE DE SUYA, ENERJİYE, ELEKTRİĞE, TURİSTE İHTİYAÇ VAR”
Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın “belli menfaatlere ulaşmak için kalıcı çözümleri beklemeye gerek olmadığı” yönünde bir yaklaşım geliştirdiğini belirterek, “Adanın kuzeyinde güneyinde suya, enerjiye, elektriğe, turiste ihtiyaç var. Bunlar için ortak projeler, ortak çalışmalar yapılabilir. Biz bunu Sayın Genel Sekreter'e de ifade ettik. Yani bu iki taraf arasında güven artırıcı önlemler konusunda değerlendirilebilir” dedi.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin KKTC'ye yönelik engellemelerine gerekli yanıtların verildiğini kaydeden Fidan, bunların aşılması gerektiğini vurguladı.
Fidan, “Onun için ama biz ne yapıyoruz buna mukabil. Biz de Rum kesimini devlet olarak tanımıyoruz. Yani sen Kıbrıs Türkünün hakkını tanımazsan ben de senin devlet varlığını tanımam. Çünkü sen 1960'ta kurulan devlet değilsin. Bunu herkes biliyor. Dolayısıyla bizim tanımamamız da son derece meşru” ifadelerini kullandı.
Bunun Rum tarafına birtakım dezavantajlar getirdiğini kaydeden Fidan, “Aslında uzun vadeye bu konuları bırakıp her iki tarafın da legal pozisyonlarını değiştirmeden ortak bir güven inşa edecek menfaat adımları atması mümkün. Bunu da biz çok cesurca yaratıcı fikirlerle karşı tarafa söyledik” diye konuştu.
“ADADAKİ BARIŞ TÜRK ASKERİNİN VARLIĞINDAN DOLAYI”
Fidan, Türk askerinin adadaki varlığına ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, “Türk birliklerinin orada olması statükoyu hiç değiştirmedi. 50 yıldır statüko aynı. Bu şu demek, adadaki istikrar, barış tek bir sebepten dolayı oluyor. Türk askerinin adada var olmasından dolayı” dedi.
“Bu adanın olmazsa olmazı mıdır?” sorusuna Fidan, şu yanıtı verdi:
“Bu şartlar altında. İki tarafın da kalıcı bir anlaşmaya rıza göstermediği şartlarda. Çünkü şunun önüne geçemezsiniz. Rumlar adanın tamamı bana ait diyor. Şimdi sen elindeki bu ezici imkanları Türklere karşı kullanırsan kim Türk'ün yardımına gelecek? Yine biz gideceğiz. Dolayısıyla bunun kalıcı bir çözüme bağlanmadığı bir yerde, şartların aynı şekilde durduğu bir yerde, denklemde bunun değişmesini bekleyemezsiniz, değişmez de.”