Hattuşa’da 2 bin 300 yıllık mezarlar bulundu: Bir iskeletin omuzunda bıçak çıktı

Çorum’daki 8 bin yıllık Hattuşa Antik Kenti’nde yürütülen arkeolojik kazılarda, Erken Helenistik ve Galat dönemlerine ait yaklaşık 2 bin 300 yıllık üç yeni mezar bulundu. İyi korunmuş mezarlardan birindeki iskeletin sağ omuz hizasında bıçak bulunması dikkat çekti.

Kıbrıslı Gazetesi
11/08/2026 15:58
Hattuşa’da 2 bin 300 yıllık mezarlar bulundu: Bir iskeletin omuzunda bıçak çıktı

Çorum’un Boğazkale ilçesinde, etrafı 7 kilometre surla çevrili ve 2 kilometrekare yerleşim alanına sahip Hattuşa Antik Kenti’nde 1906’dan bu yana arkeolojik kazılar sürüyor.

Anadolu’nun ilk medeniyetlerinden Hatti ve Hititlerin kültürel mirasının yer aldığı, milattan önce 6 binli yıllardan izler taşıyan Hattuşa Ören Yeri, UNESCO Dünya Kültür Mirası ve Dünya Belleği listelerinde yer alıyor.

Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından yürütülen kazılarda, Hitit medeniyetine yaklaşık 450 yıl başkentlik yapan Hattuşa Antik Kenti’nin Kalkolitik Çağ, Hitit öncesi, Hitit dönemi, Demir Çağı, Galat dönemi, Bizans dönemi ve Roma dönemine ait kalıntıları gün yüzüne çıkarılıyor.

Prof. Dr. Andreas Schachner başkanlığında 2006’dan bu yana yürütülen çalışmalarda bu yıl 5 farklı noktada kazı yapılıyor.

YENİ BİR MEZARLIK KEŞFEDİLDİ

Antik kentin Kuzeybatı Yamacı’nda yürütülen kazı çalışmalarında yeni bir mezarlık keşfedildi.

Erken Helenistik ve Galat dönemlerine ait olduğu değerlendirilen mezarlıkta üç mezar ortaya çıkarıldı. Mezarlardan biri, mimari özelliklerinin iyi korunmuş olması ve içindeki iskeletin bütün halde bulunması nedeniyle kazı ekibini heyecanlandırdı.

Mezarın içerisindeki iskeletin sağ omuz hizasında ise bir bıçak bulundu.

Etrafı yaklaşık 7 metre çapında taş duvarla çevrili olan mezarın içerisinde, ortalama yetişkin bir bireyin sığabileceği büyüklükte ikinci bir taş duvar hattı bulunuyor.

Mezarın, dönemin ölü gömme ritüellerinin daha detaylı anlaşılmasına katkı sağlaması açısından önemli olduğu belirtilirken, bıçağın bir ölü hediyesi mi yoksa sahibiyle birlikte gömülmüş bir eşya mı olduğu uzmanlar tarafından araştırılıyor.

“BU MEZARLARDAN ŞİMDİYE DEK EN İYİSİNİ BULDUK”

Kazı Başkanı Prof. Dr. Andreas Schachner, bölgede bulunan bir ambarın etrafını açmaya çalışırken mezarlığı bulduklarını söyledi.

Geçen yıl yürütülen kazılarda 3’ü kadın olmak üzere 5 mezar, bu yıl ise 3 mezar keşfettiklerini belirten Schachner, şöyle konuştu:

“Burası çok sık değil, seyrek bir mezarlık. Serpiştirilmiş mezarlar var. Bu mezarlar Erken Helenistik, Galat dönemine aittir. Yani milattan önce 4’üncü yüzyılın sonu, 3’üncü yüzyıla tarihlendirebiliyoruz.”

İSKELETİN SAĞ OMUZUNDA BIÇAK BULUNDU

Son bulunan mezarın çok iyi durumda olduğunu dile getiren Schachner, “Bu mezarlardan şimdiye dek en iyisini bulduk. Bu mezarların özelliği, etrafının taş örülerek çember şeklinde çevrilmiş olması. Bulduğumuz bu yeni mezarda çember çok güzel korunmuş. Mezar, taş sanduka mezarı. Bu bölgede çok yaygın” dedi.

Diğer mezarlarda sikke ve kozmetik takımı gibi eşyalar bulunduğunu belirten Schachner, son keşfedilen mezara ilişkin şunları söyledi:

“Bu mezarda bu bireyin sağ omuzunda bir bıçak duruyor. Henüz tam anlamını bilemiyoruz. Bir ölü hediyesi veya ölü ile birlikte gömülen bir unsur olabilir. Ancak tam net bir şey söylemek mümkün değil, tümünü açmak lazım. Belki bir erkek bireydir. Daha önce açtığımız mezarlar ağırlıklı olarak kadındı.”

AYNI DÖNEME AİT 17 MEZAR BULUNDU

Hattuşa Antik Kenti’nde farklı dönemlere ait çok sayıda mezarın açığa çıkarıldığını anlatan Schachner, bu alanda geçen yıl 5, bu yıl ise 3 olmak üzere toplam 8 mezar ortaya çıkardıklarını belirtti.

Schachner, daha önceki yıllarda alanın batısında aynı döneme ait 9 mezar daha bulunduğunu kaydederek, böylece aynı döneme tarihlenen mezar sayısının 17’ye ulaştığını söyledi.

Boğazköy’ün tamamında çeşitli dönemlere ait yüzlerce mezar bulunduğunu ifade eden Schachner, yalnızca Roma döneminden yaklaşık 200 mezarın bulunduğunu belirtti.

Schachner, “Aslında az bildiğimiz bir dönem hakkında bilgi edinmiş oluyoruz” dedi.

Mezarlardaki arkeolojik kazı çalışmalarının tamamlanmasının ardından alanın restore edilerek ziyarete açılması planlanıyor.