DAÜ’de yönetim krizi: Toplantı terk edildi, karar mekanizması kilitlendi

DDAÜ-SEN, Vakıf Yöneticiler Kurulu’nda (VYK) yaşananların ciddi bir yönetim krizine dönüştüğünü savundu. Sendika, bazı VYK üyelerinin toplantıları terk ederek nisabı düşürmesi nedeniyle araştırma görevlilerinin maaşlarının ödenemediğini, akademik yükseltilmelerin geciktiğini ve üniversitenin karar mekanizmasının işlemez hale geldiğini belirtti.

Kıbrıslı Gazetesi
13/08/2026 12:16
DAÜ’de yönetim krizi: Toplantı terk edildi, karar mekanizması kilitlendi

Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası (DAÜ-SEN), Doğu Akdeniz Üniversitesi Vakıf Yöneticiler Kurulu’nda yaşananların, üniversitenin temel karar mekanizmalarını işlemez hale getiren ciddi bir yönetim krizine dönüştüğünü savundu.

DAÜ-SEN’den yapılan açıklamada, hukukun ve kurumsal teamüllerin terk edildiği yerde keyfiyetin, keyfiyetin hakim olduğu yerde ise kişisel ve siyasi hesapların kurumsal menfaatlerin ve kamu yararının önüne geçtiği ileri sürüldü.

Görevde bulunan Vakıf Yöneticiler Kurulu’nun Başkan Şemi Bora ile üyeler Prof. Dr. Necdet Hayta, Prof. Dr. Ümit Süleyman Şehirli, Dr. Eyüp Göksu, Recai Ergün, Anıl İmre, Lütfü Oflaz, Özdinç Akdel ve Turan Büyükyılmaz’dan oluştuğu belirtilen açıklamada, bu dokuz ismin kişisel veya siyasi talepleri yerine getirmek için değil, DAÜ’nün mali sorunlarına çözüm bulmak ve üniversitenin çıkarlarını korumak amacıyla görevlendirildiği kaydedildi.

DAÜ-SEN, uzun süredir ortaya çıkan tablonun VYK’nın bu temel sorumluluğunu yerine getiremediğini gösterdiğini savundu.

5 ÜYE TOPLANTIYI TERK ETTİ

Açıklamada, VYK Başkanı’nın danışmanının görevlendirilmesinin sonlandırılmasının bir önergeyle gündeme alınmak istendiği, VYK Başkanı Şemi Bora’nın ise söz konusu talebi mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle gündeme almadığı belirtildi.

Bunun üzerine Recai Ergün, Dr. Eyüp Göksu, Anıl İmre, Özdinç Akdel ve Turan Büyükyılmaz’ın toplantıyı terk ettiği ve toplantı nisabının bir kez daha düştüğü kaydedildi.

DAÜ-SEN, belirli talepler kabul edilmediğinde toplantıyı terk eden, nisabı düşüren ve çalışanların haklarıyla üniversitenin işleyişini kişisel hesaplara kurban eden bir kurulun işlevsel ve liyakate dayalı bir yönetim sergilediğinin ileri sürülemeyeceğini savundu.

“VYK BAŞKANI İSTİFAYA MI ZORLANMAKTADIR?”

Son iki VYK toplantısında yaşananların yalnızca gündem maddeleri üzerindeki bir anlaşmazlık olarak değerlendirilemeyeceğini belirten DAÜ-SEN, belirli talepler kabul edilmediğinde toplantının terk edilmesi ve nisabın düşürülerek üniversitenin karar mekanizmasının çalışamaz hale getirilmesinin münferit bir tepki görüntüsünden çıktığını kaydetti.

Sendika, aynı yöntemin iki toplantıda peş peşe uygulanmasının, VYK Başkanı Şemi Bora’nın görevini sürdüremez hale getirilmesi veya istifaya zorlanmasının mı istendiği sorusunu gündeme taşıdığını belirtti.

Açıklamada, Bora’nın aylardır çeşitli engellemelerle karşı karşıya kaldığı ve istifaya zorlandığı yönünde ciddi bir görüntü oluştuğu savunularak, toplantılara katılmamak, toplantıları terk etmek, nisabı düşürmek ve belirli kişilere ilişkin talepleri üniversitenin temel sorunlarının önüne koymanın VYK Başkanı’nı etkisizleştirmeye yönelik sistematik bir yönteme dönüştüğü ileri sürüldü.

ŞEMİ BORA’YA ÇAĞRI

DAÜ-SEN, Şemi Bora’ya, “Üniversitenin yararını, çalışanların haklarını, hukuku ve kurumsal doğruları savunmaya devam ediniz. Toplantı nisabını düşürerek üniversitenin karar mekanizmalarını işlemez hale getiren baskı ve dayatmalara teslim olmayınız.” çağrısında bulundu.

Açıklamada, Bora hakkında doğru bildiği kararlar nedeniyle bir görevden alma süreci başlatılacaksa, bu iradenin Milli Eğitim Bakanı ve hükümet tarafından açıkça ortaya konulması ve Cumhurbaşkanı tarafından değerlendirilmesi istendi.

DAÜ-SEN, Şemi Bora’nın hukuk, kurumsal özerklik ve üniversitenin menfaatleri doğrultusunda atacağı her doğru ve ilkeli adımda üniversitenin kurumsal yararının yanında olacağını belirtti.

“VYK ÜYELERİ TUTUMLARININ HESABINI VERMELİDİR”

DAÜ-SEN, bir talep kabul edilmediğinde toplantıyı terk ederek nisabı düşürmenin yalnızca bir toplantıyı sonuçsuz bırakmadığını belirterek, bu tutumun araştırma görevlilerinin maaş alamamasına, akademik yükseltilmelerin gecikmesine, önemli personel kararlarının alınamamasına, mali önlemlerin uygulanamamasına ve üniversitenin yönetim mekanizmasının fiilen işlemez hale gelmesine yol açtığını kaydetti.

Vakıf Yöneticiler Kurulu üyelerinin, kendilerini göreve öneren veya atayan siyasi makamların değil, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin çıkarlarını temsil etmek zorunda oldukları vurgulandı.

REKTÖR HASAN KILIÇ’A ELEŞTİRİ

Açıklamada, Rektör Prof. Dr. Hasan Kılıç’ın tutumu da eleştirildi.

Araştırma görevlileri emeklerinin karşılığını alamazken, akademik yükseltilmeler bekletilirken ve üniversitenin karar mekanizması üst üste iki toplantıda işlemez hale gelirken Rektörlüğün görevinin yalnızca yaşananları izlemek olmadığı belirtildi.

DAÜ-SEN, Rektörlüğün araştırma görevlilerinin ödemelerinin yapılması ve üniversitenin acil işlemlerinin sonuçlandırılması için hangi girişimlerde bulunduğunu DAÜ kamuoyuna açıklaması gerektiğini kaydetti.

HÜKÜMET VE CUMHURBAŞKANLIĞINA ÇAĞRI

DAÜ-SEN, yaşananların sorumluluğunun yalnızca toplantıları terk eden üyelerle sınırlı olmadığını savunarak, söz konusu VYK üyelerini göreve öneren Milli Eğitim Bakanı ile hükümetin ve atama kararını veren Cumhurbaşkanı’nın ortaya çıkan yönetim krizini yalnızca izlemekle yetinemeyeceğini belirtti.

Hükümete, VYK üyelerinin üniversitenin işleyişini engellediği savunulan tutumları hakkında gerekli değerlendirmeleri yapması çağrısında bulunuldu.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a da üniversitede yaşanan yönetim krizini tüm yönleriyle değerlendirmesi çağrısı yapıldı. DAÜ-SEN, atama sırasında kurulun yapısının üniversitenin mali ihtiyaçlarına tam olarak cevap vermediği yönünde dile getirilen çekincelerin bugün somutlaştığını savundu.

Açıklamada, toplantıları terk ederek nisabı düşüren üyelerin davranışlarının doğrudan sonuçlarından, Milli Eğitim Bakanı ve hükümetin bu üyeleri önermekten, Cumhurbaşkanlığı’nın ise çekincelerine rağmen atama yetkisini kullanarak kurulun göreve gelmesini sağlamaktan sorumlu olduğu ileri sürüldü.

“Hükümet ve Cumhurbaşkanlığı artık birbirlerini işaret etmek yerine, birlikte oluşturdukları bu yönetim krizini çözmek zorundadır.” denilen açıklamada, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin hiç kimsenin kişisel veya siyasi hesaplaşma alanı olmadığı vurgulandı.

DAÜ-SEN, üniversitenin kurumsal özerkliğini, çalışanların haklarını ve akademik geleceğini savunmaya devam edeceğini belirterek, kişisel ve siyasi hesapların bedelinin DAÜ çalışanlarına, öğrencilerine ve üniversitenin geleceğine ödetilmesine izin vermeyeceklerini kaydetti.