Muratağa-Sandallar ve Atlılar şehitleri anıldı

Muratağa-Sandallar ve Atlılar’da 14 Ağustos 1974’te katledilen 126 kişi, düzenlenen törenlerle anıldı. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, “Eşitliğimizden, güvenliğimizden ve bu adadaki haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Kıbrıslı Gazetesi
14/08/2026 13:49
Muratağa-Sandallar ve Atlılar şehitleri anıldı

Muratağa-Sandallar ve Atlılar şehitleri, katliamın 52’nci yıl dönümünde düzenlenen törenlerle anıldı.

İlk anma töreni Muratağa-Sandallar Şehitliği’nde yapıldı. Protokolün şehitliğe çelenk sunmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu, saygı atışı yapıldı ve İstiklal Marşı eşliğinde bayraklar göndere çekildi.

Törende, Muratağa, Atlılar, Sandallar Şehitlerini Yaşatma Derneği Başkanı Ahmet Aşır, Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan ile Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman konuşma yaptı.

Şehit torunlarının şiir okuduğu tören, şehitliğin gezilmesi ve dua okunmasıyla sona erdi.

Atlılar şehitlerinin anıldığı tören de protokolün anıta çelenk sunması, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesiyle başladı. Tören, şehitliğin gezilmesi ve dua okunmasıyla tamamlandı.

Törenlere Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ana muhalefet CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Sebahattin Kılınç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, bakanlar ve diğer yetkililer ile aileler katıldı.

AŞIR: “GÖREVİMİZ KKTC’Yİ YAŞATMAKTIR”

Muratağa-Sandallar Şehitliği önündeki törende ilk sözü alan Muratağa, Atlılar, Sandallar Şehitlerini Yaşatma Derneği Başkanı Ahmet Aşır, 14 Ağustos 1974’te yaşanan katliam ve acıya işaret etti.

Muratağa, Sandallar ve Atlılar’da yaşanan acıları ve savunmasız köylülerin maruz kaldığı katliamları anlatan Aşır, Kıbrıs Türk halkının milli mücadele döneminde Rum’a karşı koyduğunu, teslim olmadığını ancak katliamlara maruz kaldığını kaydetti.

Aşır, milli mücadele yıllarında verilen mücadelenin ardından Türk ordusunun Kıbrıs Türk halkını kurtardığını ancak katliamların önüne geçilemediğini ifade ederek, bebek, çocuk, anne ve yaşlı demeden insanların öldürüldüğünü ve katliam çukuruna atıldığını söyledi. Aşır, alandaki sırtların 14 Ağustos 1974’te çocukların acı dolu sesleriyle çınladığını anımsattı.

Bugün Türkiye sayesinde özgür ve bağımsız bayrakların altında güven içinde yaşadıklarını ifade eden Aşır, dernek çatısı altında yaşananların gelecek nesillere aktarıldığını ve şehitlerin unutturulmayacağını söyledi.

Şehitlerin acısı ve hasretiyle yaşadıklarını belirten Aşır, yaşananların unutulmaması adına yürüttükleri çalışmalara destek veren Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği’ne teşekkür etti.

Geçmişi gelecek nesillere aktarmak için çalıştıklarını ifade eden Aşır, şehitlerin bayrak dalgalandıkça rahat uyuduğunu belirterek, “Görevimiz KKTC’yi yaşatmaktır.” dedi.

BENAN: “ŞEHİTLERİ ASLA UNUTMAYACAĞIZ”

Şehit Aileleri ve Malul Gaziler Derneği Başkanı Gürsel Benan da Kıbrıs Türk halkının hafızasında silinmez izler bırakan katliamda şehit edilenleri andı.

Benan, bugünün tarihe tarifsiz bir acı olarak kazındığını, insanlık vicdanını yaralayan acılar yaşandığını belirterek, masum insanların sırf Türk oldukları için katledildiğini söyledi.

Şehitleri unutmadıklarını ve unutturmayacaklarını vurgulayan Benan, geçmişi unutmadan yola devam ettiklerini, Kıbrıs’ta gerçekler kabul edilmeden ve adalet yerini bulmadan bir çözüm bulunamayacağını söyledi.

Şehit ailelerinin acısını paylaştıklarını vurgulayan Benan, Türkiye sayesinde yalnız olmadıklarını ve geleceğe güvenle baktıklarını kaydetti.

Kıbrıs Türk halkının hiçbir zaman teslim olmadığını ve olmayacağını ifade eden Benan, barıştan yana olduklarını ancak adil, onurlu ve eşit bir barış istediklerini belirterek, “Şehitleri asla unutmayacağız, vatanı sonsuza kadar koruyacağız. Tüm şehitlerimizi anıyoruz.” dedi.

ERHÜRMAN: “HEDEFİMİZ BU TOPRAKLARDA BİR DAHA BÖYLESİ ACILARIN YAŞANMAMASIDIR”

Şehit torunlarının okuduğu şiirlerin ardından konuşan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, “Kıbrıs Türk halkının hafızasından ve yüreklerden hiçbir zaman silinmeyecek derin bir acının 52. yıl dönümünde Muratağa, Sandallar ve Atlılar’da hayatını kaybeden aziz şehitlerimizi büyük bir saygı ve minnetle anmak için buradayız.” dedi.

Erhürman, 52 yıl önce bu köylerde yaşayan savunmasız insanların, kadınların, çocukların, yaşlıların ve gençlerin insanlık dışı bir saldırı sonucunda hayatlarını kaybettiklerini ifade etti.

En küçüğü henüz 16 günlük, en yaşlısı 95 yaşında olan 126 insanın katledildiğini belirten Erhürman, şehitlikte yatan her bir kişinin Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların ve ödediği ağır bedellerin en somut göstergesi olduğunu vurguladı.

“Hedefimiz, bu topraklarda bir daha böylesi acıların yaşanmamasıdır.” diyen Erhürman, şöyle devam etti:

“Bizim en önemli ortak paydamız çocuklarımıza güvenli ve huzurlu bir gelecek bırakabilmektir. Bizden önceki nesillerin bu topraklardaki varlığımızı, canlarını feda ederek koruduğunu biliyoruz ve asla unutmayacağız. Çocuklarımıza, torunlarımıza ve gelecek nesillere daha güvenli ve daha huzurlu bir gelecek bırakabilmek için çalışmaya devam ediyoruz, edeceğiz.”

“KATLİAMLARIN GÖRMEZDEN GELİNMESİ ASLA KABUL EDİLEMEZ”

Erhürman, Kıbrıs’ın yakın tarihine nasıl bakılması gerektiği konusunda herkesin açık ve samimi olması gerektiğini vurgulayarak, Kıbrıs Türk halkının yaşadığı katliamların ve köylerde kadınların, çocukların ve yaşlıların öldürülmesinin uluslararası platformlarda siyasi ve diplomatik “ayak oyunlarıyla” görmezden gelinmesinin ve görünmez kılınmaya çalışılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

Muratağa, Sandallar ve Atlılar’da 126 savunmasız insanın katledildiğini belirten Erhürman, buradaki insanların ne siyasi ne de silahlı olduğunu, yaşananlarla medeniyetin ve insanlığın ayaklar altına alındığını ifade etti.

Erhürman, bugün uluslararası toplumda Muratağa, Sandallar ve Atlılar’da masum insanları katledenlerle ilgili tek bir söz duyulmamasının ve tarihte böyle bir olay hiç yaşanmamış gibi davranılmaya çalışılmasının yalnızca samimiyeti değil, insanlığı da sorgulanır hale getirdiğini söyledi.

“EŞİTLİĞİMİZDEN, GÜVENLİĞİMİZDEN VE HAKLARIMIZDAN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ”

Kıbrıs Türk halkının tarih boyunca çok ağır bedeller ödediğini belirten Erhürman, 1878’den bu yana bu topraklardaki varlığını, kimliğini, özgürlüğünü ve geleceğini korumak için büyük mücadeleler verdiğini söyledi.

Verilen mücadeleler ve ödenen bedeller sonucunda Kıbrıs Türk halkının adada her zaman var olmaya devam ettiğini ve bundan sonra da edeceğini kaydeden Erhürman, halkın güvenlik kaygılarının ve endişelerinin geçmişte yaşananların ışığında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Erhürman, “Eşitliğimizden, güvenliğimizden ve bu adadaki haklarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.” dedi.

Omuzlarındaki ağır sorumluluğun farkında olduklarını belirten Erhürman, şehitlerin hatırasına ve gelecek kuşakların güvenliğine sahip çıkacaklarını, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin neden ve hangi koşullarda verildiğini unutturmayacaklarını ve halkın onurlu mücadelesini her platformda kararlılıkla savunacaklarını söyledi.

Erhürman, bunu çocukların geleceğini ve güvenliğini akıldan çıkarmadan yapacaklarını belirterek, şöyle devam etti:

“Bizim mücadelemiz bu topraklarda bir daha acıların yaşanmaması, Kıbrıs Türk halkının kendi geleceğine güvenle bakabilmesi ve onurlu bir yaşam sürmeye devam edebilmesi içindir. Çocuklarımıza daha güzel bir ülke bırakmak için daha çok çalışacağız.

Başta Muratağa, Sandallar ve Atlılar’da hayatını kaybeden aziz şehitlerimiz olmak üzere Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde canını veren tüm şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum, anıları önünde saygıyla eğiliyorum, hayatta olan kahraman gazilerimize sağlık, huzur ve uzun bir ömür diliyorum.”

Erhürman, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Bitirirken sadece şunu söylemek istiyorum; birçok söz söyledik, ben de birçok cümle kurdum ama ilk konuşmada kullanılan bir cümlenin hepimizin kulağına küpe olmasını istiyorum. O cümle beynimde çakılı kaldı; ‘Bu saatlerde bu kıraç çocukların çığlıklarıyla inliyordu.’ 16 günlük bebek! Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.”