YMO’dan deprem tehlikesine karşı bilimsel çalışma ve güçlü izleme altyapısı çağrısı

Yerbilim Mühendisleri Odası (YMO), deprem kaynaklı hasar ve kayıpların en aza indirilmesi için bilimsel çalışmaların geliştirilmesi, deprem gözlem ve izleme altyapısının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Kıbrıslı Gazetesi
17/08/2026 11:32
YMO’dan deprem tehlikesine karşı bilimsel çalışma ve güçlü izleme altyapısı çağrısı

Yerbilim Mühendisleri Odası (YMO), deprem kaynaklı hasar ve kayıpların en aza indirilmesi için bilimsel çalışmaların geliştirilmesi, deprem gözlem ve izleme altyapısının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

YMO Yönetim Kurulu adına 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıl dönümü dolayısıyla yapılan yazılı açıklamada, depremin afete dönüşmesinde insan kaynaklı kararların önemli rol oynadığı belirtildi. Can ve mal kayıplarının; bilgi, doğru planlama, nitelikli mühendislik ve etkin denetimle azaltılabileceği vurgulandı.

Yapıların dayanımı, yerel zemin koşulları, yer seçimi, nüfus yoğunluğu ve altyapının durumu gibi unsurların birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, güvenli yerleşim alanlarının oluşturulmasının temel koşullarından birinin üzerinde yaşanan zeminin ve çevredeki tektonik yapıların doğru tanınması olduğu kaydedildi.

Arazi çalışmalarının yeterli sayıda ve yerinde yapılmasının, elde edilen verilerin doğru yorumlanmasının ve sonuçların ilgili mühendislik süreçlerine doğru şekilde aktarılmasının önemine işaret edildi.

“KIBRIS AKTİF TEKTONİK SÜREÇLERİN ETKİSİNDE”

Kıbrıs’ın aktif tektonik süreçlerin etkisi altında bulunan bir bölgede yer aldığı belirtilen açıklamada, "Adamızın çevresindeki Kıbrıs Yayı, Helenik Yay ve Doğu Akdeniz’deki diğer aktif tektonik yapılar tarih boyunca önemli depremler üretmiş ve günümüzde de sismik faaliyetlerini sürdürmektedir" denildi.

Depremin tam olarak ne zaman meydana geleceğinin bilimsel yöntemlerle önceden belirlenmesinin mümkün olmadığı kaydedilen açıklamada, buna karşın hangi bölgelerin daha yüksek deprem tehlikesine sahip olduğu, hangi zeminlerin deprem dalgalarını büyütebileceği ve hangi yapıların daha yüksek risk taşıdığının bilimsel çalışmalarla belirlenebileceği vurgulandı.

Adanın jeolojik ve jeofizik koşullarının yerel ölçekte önemli farklılıklar gösterebildiğine dikkat çekilerek, zemin koşulları ve yerel sismik özelliklerin ayrıntılı biçimde ortaya konulması, bölgeye özgü sismik tehlike değerlendirmeleri yapılması ve tasarım parametrelerinin belirlenmesi gerektiği belirtildi.

YMO açıklamasında, ülkedeki deprem tehlikesine yönelik bilimsel çalışmaların geliştirilmesi, deprem gözlem ve izleme altyapısının güçlendirilmesi, mevcut jeolojik ve jeofizik verilerin güncellenmesi ve aktif faylara yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği kaydedildi.

Mevcut yerleşim alanları ile gelişme ve yapılaşma potansiyeli bulunan bölgelerde bilimsel esaslara uygun mikrobölgeleme çalışmalarının hayata geçirilmesi, zemin etütlerinin standartlarının yükseltilmesi ve etkin şekilde denetlenmesinin önemine işaret edildi.

Özellikle hastane, okul, kamu yapıları ve kritik altyapı tesisleri başta olmak üzere mevcut yapı stokunun deprem güvenliğinin değerlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdürülmesi ve kapsamının genişletilmesi gerektiği ifade edildi.

Açıklamada ayrıca merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları, mühendisler, mimarlar ve yapı sektörü arasında iş birliğinin geliştirilmesi, bilimsel bilginin paylaşılması ve alınan kararların süreklilik göstermesinin önem taşıdığı belirtildi.

YMO, deprem kaynaklı kayıpların azaltılabileceğini vurgulayarak, bunun korku yerine bilgiye, söylenti yerine bilime ve deprem sonrası geçici refleksler yerine deprem öncesinde sürdürülen planlı, kararlı ve bilimsel çalışmalara dayandığına dikkat çekti.